1980 öncesi ve sonrasını canlı yaşamış bir kuşağın bireyi olarak, yaptığımız yorumlar ve açıklamalarda en çok değindiğimiz darbelerin ülkeye bir fayda getirmediği, getirmeyeceği yönünde ki düşüncelerimizi okurlarımızla çok kısa süre önce bir kez daha paylaşmıştım. Yazdıklarımız ve anlattıklarımızı birileri ‘Uyutma, uydurma, gayipten’ düşünceler olarak bakmış olabilir. Ancak yazdıklarımız önceki gecelerde gerçekleştirilmek istenilen iğrenç oyunun bir tekrarı olarak karşımıza bir kez daha geldi.
Son 15 yıldır yaygın görsel yayın yapan kanalların bir çoğunda 12 Eylül Darbesi ve onun öncesinde 1960 ihtilali yıl dönümleriyle ilgili yaşanmışlıklar, yanlışlıklar, hatalar ve bir daha olmaması gerektiği yönünde sürekli yayınlar yaptı. Buna ister Algı denilsin, ister Toplumsal Hafıza, isterse Unutulmayanlar adı ile izlettirilsin bu yayınlar bilinçli yayınlar değil sadece gerçeklerin ve Türkiye’nin ne olup olmadığının ve ne olmayacağının konusuna bir açıklık getirilen yayınlardı.
Bu yayınları izleyen özellikle son 1980 12 Eylül darbesini yaşamış olanlar yaşadıkları gerçeklerin gerçek tanıkları olarak 15 Temmuz darbe girişiminin karşısında duran en önde en ön safta yer alan yaşları 40’ın üzerindeki vatandaşlarımız olmuştur. Onlar anne, onlar baba, onlar genç dedeler olarak çocuklarının ve torunlarının yeniden ülkenin askerin siyaset içinde olmaması gerektiği yönünde duruş sergileyen fedakar vatandaşlarımız olmuştur.
Son 15 yıldır yaygın görsel yayın yapan kanallar olsun, yaygın yazılı basın olsun ele aldıkları darbe konularında vatandaşın daha da çok bilinçlenmesine gerçekleri bir kez daha görmesine etki ederken, Darbe’nin ve darbecilerin neye hizmet ederek böyle bir olaya kalkıştıklarının da gerçeğini bir kez daha okuyucu ve izleyicisine ulaştırdı. Bunun yanın da vatandaş darbe ve darbecilerin yaptıkları girişimin kuracakları kendi küçük dünyalarında mutlu bir azınlık yaratma adına oluşturulacağını bildiği için sokaklara döküldü. Demokrasi ve Cumhuriyet’in kazanımları adına bir fayda getirmeyeceğini bilen vatandaş sokaklara çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan, ülkesini, bayrağını ve vatanını seven ve bu topraklara sahip çıkma anlayışı ile Milli İradesi’ni yansıttığı yöneticilerin işlerini yürütebilmesinde devamlılık mekanizmasının durdurmayan vatandaş bu çıkışı ve duruşu ile ‘Koyun’ olmadığını, Balık Hafızalı olmadığını, ‘Göbeğini Kaşıyan’ diye adlandırılmak isteyenlere karşı duruşunu ve gücünü meydanlarda sergilemiştir.
Hükümetin yürüttüğü program ve atmak istediği adımlar da her şeyin vebali ve suçlusu gibi gösterilmek istenilmiş, ancak şimdiye kadar yapılanlar, atılan adımlar ve müdahalelerin ne kadar doğru bir mücadele ve çaba olduğu çok daha net ve iyi bir şekilde anlaşılmıştır. Demokrasi’nin korunması adına devletin en üst makamı Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genel Kurmay Başkanlığı sergilediği vakur, kararlı, emin duruşu vatandaşın da gönlünde taht kurmuştur. VE elbette ki Emniyet Müdürlüğümüz, emniyet genel müdürlüğü, MİT ve tüm birimleri bu ülkenin bekası, huzuru ve yaşaması için en önemli görev masası olduğunu sergilediği gibi, vatandaş-polis kucaklaşması ve dayanışmasını da en üst seviyeye çıkartmıştır. Dün olduğu gibi bugün de Polisine güven duyan vatandaş yaşanan bu hadise de ki dayanışma ve paylaşım ile daha da sımsıkı kucaklaşmış ve birbirine sarılmıştır.
Kötülere korku, iyilere şefkat Türk Polisinin hizmet duvarın da yazan en önemli sözdür. Bunun ötesinde de başka bir işle uğraşmaz, darbe yapmaz, girişimde bulunmaz. Düşündüğü tek şey vardır ülkenin huzuru ve rahatlığının korunması için gösterilmesi gereken Çabadır. Türk Askeri her zaman eline kına yaparak Peygamber Ocağı diye nitelendirdiğimiz asker ocaklarına törenlerle uğurladığımız duygularda içimizde büyüteceğimiz en önemli kurumumuzdur.
Askerimizin içine sızmış hainler ülkemizin hizmet ve yönetim masalarının bir çoğun da halen daha bulunmaktadır. Kısa süre önce bunun temizliğine başlanıldığı ve düğmeye basıldığı andan itibaren başlayan sıkıntı son bir hamle ve hainlikleri de bir işe yaramamış milletin güçlü iradesine toslamıştır. Bu yüzdendir ki 17-25 Aralık Operasyonu ve hele hele o iddianameyi hazırlayan Savcı çuvalların ve dosyaların içine bakmadan hazırladığı raporu terör örgütünün işine geldiği gibi hazırladığı şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. İddianameyi hazırlayan Savcı Muammer Akkaş tüm bu hainliğin baş adresi olarak şimdi daha iyi anlaşılmıştır. TIR’ların durdurulmasının ve Türkiye Cumhuriyetinin zor durumda kalması için her türlü oyun ve tezgah neden, kimler tarafından nasıl yapıldığı çok daha iyi anlaşılmıştır.
Bundan sonra ülkede yaşayan vatandaşların huzuru ve refahına yönelik hükümet tarafından bu hainlere ve hain düşünceli zihniyetlere karşı yürütülecek çalışmalar daha çok desteklenecek ve hızlı bir şekilde bu darbeci zihniyete sahipler cezalarını alacaklardır.
Askeri darbeleri görmüş olan vatandaş biliyorlardı ki bu hain ve terörist zihniyette ki Cuntacıların cadı avı başlatarak evlerine kadar girip sorgusuz sualsiz sevdiklerini aralarından bir bir kopartacak, ve nereye götürüp ne yaptıkları ise bilinmeyecekti. Bugün bile hala 26 yıl önce evlerinden sorgusuz sualsiz alınarak sorgulanmak için götürülen ve bir daha geri dönmeyenler işte bu askeri darbe yapanların eserleridir. Hangi ana, hangi baba bu Cuntacılara, darbecilere, darbeci zihniyete karşı durmaz ? Ülkemiz bu cuntacı darbecilerden çok çekti. Ekonomi dibe vurdu, Dünya da rezil rüsva duruma düşürüldük. İş bilmez, inşaat bilmez, han, hamam, köprü ve yoldan anlamazlar neden darbe yapmak isterler şimdi çok daha iyi anlaşılmıştır. Kendi dünyalarını kuracaklar, kendileri çalıp oynayacak ve kendi dünyaları ve dünya görüşünün dışında hiçbir düşünceyi kabul etmeyecekler. Ve bunun adına Askeri Darbe diyeceksiniz ülke vatandaşının anasını belleyecek ve sonra da
-Biz nedersek doğrudur’ diyeceksiniz… İşte bu oyuna gelinmedi ! İşte oyun bozuldu ! Türk insanı, tüm yurtta yaşayan demokrasi yanlısı herkes bu düşüncenin doğru olmadığını göğsünü hain kurşunlara siper ederek göstermiştir. Bu yolda şehit düşen vatandaşlarımıza Allahtan Rahmet, yaralılarımıza ise acil şifalar dilerim.