Ön seçim parti üyelerinin Milletvekilliği aday adaylığını açıklayan isimlerden hangisini istiyorsa onun adını kaşeleyip sandığa yansıtmasıdır. Ancak şu bir gerçek iyi biliniyor ki ön seçim de ortaya çıkan tablo gerçeği hiçbir zaman yansıtmamaktadır. Yıllar öncesinde gazeteci olarak “Parti ismi bende saklı kalsın” yaptığı bir ön seçim sandığını takip etmiştim. Burada yaşadıklarımı paylaşarak neden ön seçimin sağlıklı olmadığını anlatmak istiyorum.
Sözünü ettiğimiz parti ön seçim yaptığı sandıkları mahallelere ve belirli noktalara yerleştirdi. Başına da görevli dikildi. Numarasını hatırlamadığım sandığı da ben takip ediyorum. Akşam saat 17.00 ye kadar bekledim. Oy sandıklarının sayımını bekledim. Gün boyunca gelen gidenin de çok fazla olmadığı başını beklediğim sandıktan 25 oy gibi bir oy çıkmıştı. Notlarımı aldım ve hemen gazeteye geri döndüm. Haberimi yazdım yazı işleri müdürüne attım
Akşam saatlerinde yazı işleri müdürümüz beni yanına çağırdı.
-Okan senin takip ettiğin sandıkta haberinde 25 yazmışsın doğru mu? Dedi.
-Doğru müdürüm bizzat başında bekledim sayılırken dedim.
Yazı İşleri Müdürümüz
-Sanırım sıfırı koymayı unutmuşsun senin takip ettiğin sandıkta 250 çıkıyor. Partiden gönderilen rakam bu” dedi…
Yani ön seçimler hiçbir zaman ‘Doğrucu Osman’ olmamaktadır. Parti ön seçim yaptığında sandıkta ki oy pusulalarını da kendisinde bulundurduğu için kimin eksik kimin çok çıkması konusunda istediği adayın oyunu yükseltebiliyor. O yüzden CHP’nin ön seçim heyecanında buna benzer şeyler yaşanacağı şimdiden görünür fotoğraftır. Görün bakın kızılca kıyametler ve tartışmalar, açıklamalar sürüsüne olacaktır. Bunu sadece CHP için söylemiyorum, ön seçim yapmayı düşünen ve yapan partiler için de öngörümün geçerli olduğunu belirtmek istiyorum… Ön seçim aday belirlenmesinde kıstas alınan 25 adım’dan sadece 1 tanesi ve en gereksiz ve güvenirliği olmayan yönüdür. Sadece üyelerin gönlü rahat olsun mevzusu yatar bu durumda o kadar.