Son sığınak ve güçlü bir kale olan Aileyi, ana ve babalığı yüceltmek, güçlendirmek ve desteklemek hatırımızdan hiç çıkmayacak konudur bugünlerde. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğünün son yıllarda başlattığı ve Türkiye’de örnek alınarak diğer illerde uygulanmaya başlanan ‘Değerler Eğitimi’ işte bu vahşet ve buna benzer bizim değer yargılarımızla alakası olmayan konuların önünü kapatmak ve kesmek içindir. Anneye saygı, Babaya saygı, çevreye ve arkadaşlarına, komşuya, düşmüşe saygı… Bu ders ve uygulama da yer alan daha yüzlerce konu Değerler Eğitimi ile yeniden ele alınıyor.
Aslında işin en acı yanı, Değerler Eğitimi diye bir uygulamanın başlatılmış olması. İyi ki de başladı. Uygulama gayet iyi gidiyor. Söylemek istediğim bizim yani Anadolu ruhunu içinde taşıyan ve bu topraklar üzerinde doğup büyüyen, her bir değer aslında Avrupa’yı kıskandıracak aile eğitimi alan anlayıştadır. Dünya da Türk misafirperverliğini konuşmayan ülke yoktur. Bizlere dokunmak, yaşantımızı örnek almak isteyen bir çok yabancı ülke insanı bizim coğrafyamıza yerleşmiş yurt edinmiştir. Çünkü bir kültürümüz var. Çünkü biz Türkler Anadolu ruhunu içinde yaşatan bu duygunun insanları olarak Kültürümüzle ayakta kalıyoruz. Bu ülkü ve kültür birliğimizin gücünü bilenler bu duygu ve düşünceyi nasıl yok edebiliriz anlayışı ile giriştiği savaşı maalesef kazanmıştır.
Dizilerde anlatılan ve akla hayale gelmeyecek senaryolarla, bir dönem gece saat 24.00 den sonra Çin Çin diye programlar yayınlayarak kadınların vücut hatlarını gösterime sunmayı normal miş gibi göstererek başarmışlardır.
Bizim Kültürümüz de sonradan ortaya çıkan anne, baba, dayı, teyze, hala, ağabey ve yeğen mevzuları yoktur. Hükümetin son yıllarda yaptığı yeni yasalar ve uygulamaları tasvip etmeyenler bugün yaşanan cinayetlerle bir yüzleşsinler. Bakın içki satışının saat 22.00 den sonra yasaklanması. Bir çok ülke de ki uygulama bu. Ancak maalesef işine gelmeyen anlayış bu uygulamaya tepki gösterdi. Mersin de yaşanan vahşet tüm ülke genelinde ki sürücüleri de zor duruma bırakmıştır. Bu sektör den ekmek yiyen esnafı da tedirgin edecektir.
Avrupa da Amerika da tek başına yanında çocuk yoksa hiç kimse parka giremiyor. Türkiye de bunu uygulamaya kalksak yine çok bilmişler ukalalar ve kıt anlayışlılar fırtına kopartacaktır. Ne mantıklı, ne güzel bir sistem. Çocuklarımız parklarda gönüllerince oynayabilmesi için bizde de bu tarz bir uygulama niye mümkün olmasın?
Uzun lafın kısası ‘çin çin’ adlı erotik programlarla beynimizi uyuşturan zihniyet, dinden imandan uzaklaştırmaya çalışan anlayışın işte ülkeyi getirdiği nokta. Türkiye ne mollalar ülkesi olur, ne de cemaatler şeyhler ülkesi. Türkiye kendi özbe öz kültür yapısını koruyarak bu özelliği ile Dünya’ya örnek ülke kimliğini sürdürmeye devam edecektir. Özgecan Kızımızın hayatını kaybettiği cinayet sonrasında alınacak her karar, uygulanacak her yasa’ya inanıyorum ki tüm ülke olarak destek verilecektir.