Muhittin Böcek’in işletmecilere teslim ettiği Konyaaltı Sahili’nde yanlışlıkla bir şezlonga oturduğunuzda 40 yerden düdük çalındığı günler ne çabuk unutuldu?
Ve ne çabuk unutuldu derme çatma naylon gazinoların 10 metrelik büfeden devasa yanar dönerli eğlence yerlerine dönüştürüldüğü? Hatırlayın, daha 1 yıl öncesinde Konyaaltı sahili Çingene Pazarı gibiydi. Adamını bulan mecliste işini bitiriyor 2 metre ileri adım atıyordu. Adamını bulan çatısını uzatıp 3 sandalye daha ekliyordu. Adamını bulan partiden işini görüp 10 masa daha işini büyütüyordu. Büyüdü, büyütüldü, şikayetler, tepkiler kulak arkası edildi hatta vatandaşın bu isyanı duymazlığa kadar gidilmiş Konyaaltı sahilinde parasız hiçbir yer kalmamıştı.
Büyükşehir Belediyesinin son 1 yıllık hizmet süresinde Konyaaltı sahiline uygulamakta gayret gösterdiği ve büyük bir bölümünde devam ettirdiği ücretsiz hizmet mevzusunun kısmen ve çok küçük bir bölümünde oluşturulan ücretli konusu ülke elden gidiyor mezusuna dönüştürüldü.
Oysa Büyükşehir Belediyesi ücretsiz hizmetlerin kralını ve alasını sunuyor. Anlayana tabiî ki. Anlamak istemeyen, anlayıp da anlamamazlıktan gelenlere de söyleyecek sözümüz yoktur. Zaten anlamak istemeyeceklerdir. Nedenini, niçinini iyi bilmelerine rağmen bunu en çok da muhalefet kanadı yapmaktadır.
Oysa mecliste, ya da basın da bu konu hakkında açıklamada bulunanların eşleri, çocukları, akrabaları hizmetin cüzi bir şekilde yapıldığı alanları tercih ettiği de muhtemel bir durumdur. Sahilin küçük ve belli bir noktasın da uygulanan bu durum için fırtına koparanlar sahilin denetimi konusunda Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in işin başında bulunduğu yıllarda adım atılan her alanda paralı hizmet verilmesine sessiz kalışına neden kimse bir şey dememiştir?
Konyaaltı sahili ile ilgili art niyetli açıklamalara daha fazla söylenecek söz kalmamıştır. Büyükşehir Belediyesinin Dünya’ya örnek olacak bir çalışmanın ilk adımlarını attığı bu dönem de çok kısa süre içerisinde projenin tamamlanmasıyla ortaya çıkacak manzara karşısında herkes utanacak ve konuştuklarından yüzü kızaracaktır.
*Gelelim Kaleiçi mezusuna…*
Kaleiçi’nin güzelleşmesi ve eski günlerine dönüşebilmesi için siyaset yapmadan, siyasi düşünce mantığı yansıtılmadan kararlı çalışmalar yürüten yerel yönetimleri ve başkanlarını alkışlıyoruz. Özellikle Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi’nin de yer aldığı sorumluluk alanlarında ki duyarlılığı muhteşem bir senkron oluşturduğu kanaatindeyim. Öte yandan kirlenen ve pislenmiş bir Kaleiçi’nin iç yüzünü yerel yönetimlerin dışında yerel basın ve haberciler de bu çalışmanın altına elini koyarak katkı vermektedir. Önceki gün Gazete Bir gazetesinde yayınlanan Kaleiçinin fuhuş ve bataklığa dönüşmüş görülmeyen yüzünü gazete de haber olarak yer vermesi ve bu haberi yaygın medya’nın da daha geniş kitlelere taşınması birilerini rahatsız etmiş.
Yaa arkadaş niye rahatsız oluyorsunuz. Belediyeler pislikleri kaleiçinden temizlemeye çalışırken gazeteci arkadaşlarımız da temizlenmesi gereken bir başka kaleiçinin yüzünü ortaya koymuş ve ulu orta esrar, fuhuş, ve eroin bataklığına dönüşmüş kaleiçinin temizlenmesi gereken adreslerini bir bir açıklamış.
-Buraları unutmayın’ mesajı vermiş
Ney miş de Kaleiçine Büyük Kötülük yapılıyor muş. Kötülüğü yapanlar bunlara sessiz kalanlardır. İşte yıllardır sessiz kalınan Kaleiçinin hali. Fuhuş anadan üryan yapılırken esrar ve burunlara çekilen maddeler tek tek görüntülenmiştir. Bundan sonrası artık emniyetin görevidir …. Muhalefet yapacağım diye Antalya’ya zarar vermek isteyenler böylesine kökten bir çözüm ve çalışma başlatanlara karşı anlamsız paylaşımlar da bulunması şehri ne çok düşündüğü ve sevdiğini sergilemesi bize gerçek yüzlerini ve niyetlerini de göstermiş oluyor aslında…. Ne güzel ne güzel. …