Güneydoğu da 1980 ile 1990 ve sonlarına doğru bu yıllarda vatani görevini yapmış her bir vatan evladına bir sorun bakalım Güneydoğu da dağlarda ki mücadele için ne yapılıyor du ? Nasıl emir alınıp ne kadar yola ve dağlara çıkılıyordu ?
Her şey ayan beyan 15 Temmuz günü ortaya çıkmıştır. 1980 ve 2000 yılına kadar Güneydoğu da illet terör örgütü ve örgütleri ile mücadele de maalesef bir arpa boyu yol alınamadığı dikkat çekmektedir. Tam müdahale edilecek iken bir gizli güç, bir gizli emir, bir gizli adım bu operasyonları durduruyor ya da operosyan yapılıyor muş gibi gösterdiği anlaşılmıştır. Diyorlar ki son 15 yıldır bu kadar silah ve mühimmat nasıl oluşturuldu terör örgütünde. Yaa anlamamakta hala ısrar edenler var. Her şey ayan beyan ortada. Bir sistemli ve dirsek teması ile gizli bir ittifak ile gerçekleştirilmiş durumlardır. 1980 ve 2000 li yıllara kadar adamlar yuvalanmış, güçlenmiş ve palazlanmış. Onun öncesinde de hazırlıklar zaten yapılmış.
Ne zaman ki 15 Temmuz Darbe girişimi ile ülkemiz yüzleşmiştir işte gerçeklerle o zaman karşılaşılmıştır. Dağlarda terörün niye bitmediği, sınırlarımız da elin ülkesi yurt ve koloni oluşturmak isterken neden bizim sessiz kaldığımız, tam tanklarımızla saldırmaya hazırlanırken Almanya menşeli tanklar için Alman Hükümeti
-Bizim tanklarımızla savaşamaz, terörle mücadeleye giremezsiniz’ diye tavır koyduğunu unutmadık. Güya bizim müttefikimiz. Bu nasıl bir müttefik. Olayın en basit değerlendirmesine buradan bakın.
Al tankın senin olsun ! Bizim babalar gibi obüs ve ALTAY’ımız var. İnsansız hava aracımız var. Kendi savaş silahını üreterek bu anlamsız tavırlara karşı koymaya başlayan Türkiye’nin güçlenen bedeni karşısında herkes yaka paça aşağıya indiriliyor.
Millet iradesi ve gücü böyle bir şey. Millet o zamanlarda istiyordu ama birileri bu savaşı ve terörü bitirmek istemediği açık ve net. Birisi koltuk gitmesin derdinde, öteki de elini yağdan ve baldan çekmeme derdindeymiş.
Şimdi bugün hükümetin terörle mücadele ve sınırlarında ki harekat ve muhakêmât konusunda ki kararlığı artmışken, terörün bitirilmesi ve kökünün kazımak için var gücüyle mücadele verirken bu duruşa ne mana bulunabilir ? İnsanın aklına gelmiyor değil. Ya arkadaş 40 yıldır bu terör illetinden ülkemiz çekiyor bi Allahın Kulu çıkıp da Allah Allah sesleri ile dağlara yürümeyi ne hikmetse becerememiş. Bugün yapılan ordumuzun kararlılığı, savunma mekanizmalarımızın tamamında ki bu kararlılık vatandaşlarımızın da oluruyla sürmesidir. Türkiye terör belasından kurtulmak ve üzerinden sıyırıp atmanın arifesindedir. Bugün bunu gören zihniyet, otoparkta, tren gar’ın da, meydanlarda ki aciz ve basit davranışları sergileyerek ölümlerine neden olduklarıyla ülkeyi ele geçireceğini düşünüyor.
Bugün hükümetin yürüttüğü iç ve dış politikada ki kararlılık 15 Temmuz da millet olmanın tezahürüdür. 40 Yıldır yapılmayanın yapılmasını ortaya koymaktır. Ve elbette ki bu aciz ve çaresizler artık yolun sonuna geldiklerini bildiklerinden aynı yöntemi sürdürmektedir.
Polis merkezimiz, kışlalarımız, nöbetçi kulübelerimiz, hastanelerimiz ve daha bir çok alanlarımız sabit ve olduğu yerde durmaktadır. Buraları hedef almak, kalleşliğin, caniliğin, puştluğun ta kendisidir. Puştlara çanak tutmak hiçbir vatan evladına hangi düşünce de olursa olsun çanak tutmak da Hainliğin ta kendisidir. Bugün iktidar olmanın gücünü milletten alan hükümet iradesini Puştlarla kol kola girip yandan, aşağıdan, sağdan, soldan kurgu cümleleri ile ülkenin parçalanması için çaba gösterilmesini sanmasın ki hiç kimse görmüyor. Bunun kimler olduğunu herkes çok iyi biliyor. Bugün içimizde ki bu Puştlara destek veren söz, cümle, ifade kullanan hainleri de Allaha sonra da nerede puşt çoksa orada yaşamaları için oralara havale ediyoruz.