Darbe fırsatçıları maalesef bu sefer sukutuhayale uğradı. Borsa çözülmedi, faizler fırlamadı. Faiz üstelik daha da dibe vurdu ve 8.75’e kadar düştü. Bu işten en çok nemalanacak olanların başında darbelerin ve kaosların, ülkenin karışıklığında ceplerini dolduranlar gelecekti. Ancak buna fırsat verilmedi. 2001 hükümet krizi de bir darbedir. Hatırlayın döviz’in hatta doların tavan yaptığı ve paradan para kazananların yeni zenginlerin nasıl bir gece de milyarder olduklarını. Çok kısa sürede bu olaylar sonrasında buna karşılık cebinde üç beş kuruşu olup da bir yatırıma, gelecek için yatırım yapılmış bir değerin dibe vuruşunda sıfırı tüketenleri de hatırlayın.
Gösterilen irade, ortaya koyulan tepki sonrası Türkiye’nin gelecek yıllarda ki ekonomi, siyasi politikası önceki çalışma ve çabalara karşılık bambaşka olacağı artık çok daha iyi biliniyor. Olay hükümetin iktidar da olup olmaması ya da bir başkasının iktidara getirilmesi olayı değil. Olay bir grup azınlığın 1960 ve 1980 yıllarında yapılan darbelerde elde edilen Yağlı Ballı, Börekli, Kaymak’lı bol gelirli ve akarın yeniden elde edilmesi.
Tüm bunların yanında özellikle General sınıfında bulunanların zaten durumları geçinebilecek ve rahat yaşam sürebilecek bir konumda oluşlarına karşılık neden böyle bir olaya kalkıştıkları da şaşırtıcıdır. Bunların bağlı oldukları söz de üst akıl diye adlandırdıkları adreste ki kimliğe itaat ederek hareket ettikleri yönünde söyledikleri sözler inandırıcı gelmemektedir.
Çünkü generallerin, tabur komutanlarının ve albayların çekmecelerinde darbenin gerçekleşmesi halinde atanmak istedikleri, olmak istedikleri yeni görevler çoktan yazılıp çizilmiş. Yani buralarda olmak daha çok maddiyat, daha çok para, daha çok gayri menkul demektir. Sadece üst akılın hayrına bu işlere girişilmediği anlaşılmaktadır. Darbecilerin hesabı kitabı aynı oysa. Para, mal, mülk ve lüks yaşam ! Yoksa niye darbeye kalkışılır ki ?
Bu devlet ve Cumhuriyet sana kalacak yer vermiş, hatta zor durumda kalma diye Lojman vermiş, kapın da hizmet edecek görevli de vermiş üstelik. Ayrıca sana üşüme diye giysi, kaban, ayağını sıcak tutsun diye bot ayakkabı da ver miş ! Hatta hatta gittiğin garnizonlar da para bile ödemeden rahat rahat eğlen diye özel ayrı masalar ayır mış, denize rahat girebilesin diye özel yürüyüş yolları yapmış. Daha da ötesinde sana rütbe vermiş, herkes sana selam dursun diye. Sen kalk üç kuruşa ülkeyi sat, bu kadar rahatlığın içerisinde daha da lüks olabilmek için, milletin üzerine kurşun yağdır ! Buna ancak ve ancak, “Rahatlık Battı” cümlesinden başka bir şey söylenebilir mi ? Tüm bu yaşananların yanında ülke olarak Türk Askerine, komutanlarımıza ve vatansever Mehmetçiğimize duruşumuz ve bakışımız yine esas duruşta ki selamımızdır. Çok yakın da yine bir tertip heyecanı yaşanacak, yine analar kuzularının ellerine kınalar yakıp vatani görev için vatansever komutanlara evlatlarını teslim edecek ve ana kucağından peygamber ocağına uğurlanacaklardır. Ülke olarak içimizde ki asker sevgisi, Türk Askerine olan yüksek sevgi ve saygı hiçbir zaman bitmeyecektir. Hainlerin, bölücülerin, katillerin hesabı görüldükçe daha da güçlenecek, Dünya’nın en güçlü orduları arasında ki kimliğimizi ve söylemimizi korumaya devam edeceğiz.