Medeniyetin meşalesini yakmış bir milletiz hani. Ve de İpek Yolu’muzun üzerinden yürünüp geçilmiş topraklarız. Kim ne bıraktıysa, kim neyi anlattıysa güzel olanları kendimize feyz edinmişiz. Hiçbir Müslüman ülkeye de benzerliğimiz yok. İslam’da birleşmişiz, ancak ülkemizin bu hissiyatı uygulayışında ki sağ duyu Dünyada ki İslam dünyasında bunu en iyi uygulayan örnek ülke olmuşuz.
Misafir ağırlama da, örf ve ananelerimizi uygulayışımızda, oturup kalkma da, edep ve ahlakta. Sözünü ettiklerim sadece uygulanışa dair küçük bir detay. Öyle ya halifelik gibi yüksek bir sorumluluk ve görev ülkemize getirildi. Ülkemize uygun görüldü, Osmanlı İmparatorluğu bu sorumluluğu büyük bir şan ve şerefle korudu kolladı. Dünya ve İslam Dünyası yüz yıllardır bu yürüyüşümüzü izledi, takip etti.
Sonrasında modernleşme, teknoloji bir zaman böylesine önemli bir sağ duyuya sahip ülkemizde unutulmaya, basitleştirilmeye, önemsizleştirilmeye çalışıldıysa da içimizde o yüce emanetin sorumluluğu hala yüksektir. Oturup kalkmada, edep ve ahlaka dair tüm değer yargılarımızda ailemizin öğretilerinde, okulumuzda öğretmenlerimizin anlatılarında yer almaktadır. Böyle muhteşem bir ülkenin bireyleri ve evlatlarıyız.
Avrupa hayranlığımız, avrupanın çirkinliklerini, puştluklarını ve ayıplarını gördükçe medeniyet meşalesini yakan milletin bir ferdi olmanın bir kez daha gururunu yaşıyoruz çoğu zaman.
Runatolia Koşusu bir kez daha gerçekleştirildi. Bir kez daha ülkemize, Avrupa’ya ve Dünya’ya bu heyecan verici sportif buluşma bir kez daha izlettirildi, okutuldu. Sosyal Medya da bu güzel etkinliğin hazırlıkları ve sonuçları paylaşıldı. İlk etkinliğin yapıldığı anın koşusu ve öncesini de görmüş ve yaşamış bir gazeteci olarak Bu yıl ki faaliyetin biraz uzağında tutulduğumuzu düşünüyorum. Her ne olursa olsun Runotalia’ya sahip çıkmak gerektiği düşüncesiyle yine duygu ve düşüncelerimi kaleme alıyorum. Güzellikleri anlattığımız kadar yaşanmaması ve olmaması gerektiği konuları da dile getirmeliyiz ki gelecek yıllarda çok daha güzel ve muhteşem bir faaliyet olsun
Runotalia Koşusunda her şey düşünülüyor. Hatta makarna partilerinden, katılımcıların memnun kalacağı düşünülen her şey. Ancak ne hikmetse koşucuların ya da yürüyerek parkuru tamamlayanların ‘İcap’larının nereye nasıl hangi durumlarda bu ihtiyacın giderileceği mevzuları için hiçbir hazırlığın olmadığına şahit oldum. Ee durum böyle olunca da Runanatolia organizasyonuna bunu hatırlatmak istedim. Koşucuların çoğu ağaç dipleri, çalılıklar arasına dalarak bu ihtiyacını giderdiğine tanıklık ettik. Demek ki “Seyyar helalara” ihtiyaç oluyor bu koşularda. Runanatolia organizasyonu komite üyelerine. Bu durum sanırım gelecek yıl bir şekilde çözülmeli. Yoksa ağaçlar fazla gübreden ya çürüyecek ya başka bir şekilde toprakta kalacak… Hani bizim lügatımız da şehrin orta yerine bunu yapma gibi bir kültürümüz yoktur. Avrupalı Avrupalı olmuş da medeniyet mevzusundan nasibini almadığına tanıklık edindce bu yüzden hatırlatayım istedim.