Evet son 10 yıl da Rus turistlerin ülkemizin dört bir yanında ülkemizi karış karış dolaşıp, tatil yapacakları yerleri tercih ettiği ve bu nedenle milyonları bulan bir potansiyel yarattıkları bir gerçektir. Özellikle turizm destinasyonunun can damarı ve adeta kaynağı ve bununla beslenen Antalya’da Rus turistin birden kesintiye uğraması bir şaşkınlık, bir yalpalama ve sendeleme durumu yaratmıştır. Ancak Rus turizmi öncesi Türkiye’nin bacasız sanayisine can veren ülke vatandaşlarına haksızlık etmemek gerekiyor. Özellikle Almanlar, İngilizler, İspanyol ve İskandinav ülkeleri ve hatta Japonlar, Çinliler, Koreliler. Bunlar hep vardı ve yaşanan krizlere rağmen yine geldiler gittiler ve ülkemizi tercih ettiler.
İsrail’den turistlerin kesildiği günü hatırlayın. Nerdeyse kendimizi yerden yere atacak duruma gelmiştik. Oysa bugün her bir inişli çıkışlı siyasi ve ekonomik anlamda ki dalgalanmalara rağmen yine de İsrailden Turist gelmektedir. Mavi Marmara sonrası İsrail Hükümetinin ölen vatandaşlarımıza tazminat ödemeyi kabul etmesi iki ülke arasında ki durumu sakinleştireceği gibi İsrail’in yaptığı bu tutumu kabul etmesi bu ılıman durumu daha da sıcak tutacak adım olacaktır. Dün öyleydi bugün böyle. Yani ülkeler arasında ki durumlar değişkenlik gösterdikçe zaman zaman bu kavramlar yaşanması muhtemel olmaktadır. Rusların durumu da buna benzeyecektir. Eskisi gibi olmasa da yine Rus turist Antalyada tadı damağında kalan güzellikleri yaşamak için bir şekilde tercihini yine Türkiye ve Antalyadan yana kullanacaktır. Fakat, bugün Ruslar ile böyle bir durum içerisine girdik diye dövünmeye ve kedimizi yerle atmanın, feryat figan durumlara düşmenin diz döğmenin de bir anlamı yok.
Şimdi Rus turizmi öncesinde ülkemizin genel durumunu yeniden gözden geçirmeliyiz. Otel yöneticileri, turizm destinasyonunun söz sahibi dernek ve sivil toplum kuruluşları yaptıkları fevri ve ‘Eyvah Eyvah’ mevzularında ki açıklamaları bir kenara bırakıp çözüm yolların da izlenmesi gereken yolları bir bir paylaşmalı ve doğru rota ile yeniden Yiğidin düştüğü yerden kaldıracak sağ duyuyu ortaya koyması gerekmektedir. TÜROFED Başkanı Osman Ayık’ın yaptığı açıklamalar da yangın var havasını andıran istatistiki bilgiler yanın da madalyonun öteki yüzünü de anlatmalı ve Rus turistlerden önce Antalya’nın turizm destinasyonunda hangi ülkelerle yıllarca kol kola gittiğimiz ve Rus turiste bağlı olmadan sürdürdüğümüz turizmi ve ülkeleri belirterek bu ülke turistlerini yeniden Antalya sınırları içerisine nasıl sokulması gerektiğini paylaşması gerektiğini düşünüyorum.
Bu deniz, bu kum, bu güneş ve kar, bu tarih ve kültür ülkemiz topraklarından bir yere gitmeyeceğine göre, Dünya’nın hiçbir yerinde olmayan değerleri görmek isteyenler yine Türkiye’yi tercih edecek, yine Antalya ya gelecektir. Ama Rus olur, ama Alman ama, İsveç… Hangisi olursa olsun ülkemizin yemeğinde, yatağında, havuzunda tadı damağında kalmış olan herkes yine tercihini ülkemizden yana yapacağına şüphemiz yoktur. Feryat figanları bir kenara bırakarak bu durumdan çıkış tünellerini keşfedildikçe dizleri döğdüğümüz günlerin ne kadar gereksiz boşa geçirilen günler olduğu anlaşılacaktır.