Hami’nin kariyeri, futbolculuğu teknik adamlığını tartışmayacağım. Tartışmam da. Benden daha fazla teknik direktörlük tecrübesine sahip. Ben Futbolun Babama, ağabeyime ve bana yaşattığı tecrübeden sonra bu işin bir mesleğimiz olmayacağına karar verdiğin andan itibaren diplomamı çerçeveleyip astım.
Rahmetli Babamın teknik direktör olarak görev yaptığı bir sezon da kapımızın çalıp kulüp malzemecisi ile gönderilen yönetim kurulu kararına birebir şahit olmuş biri olarak Antalyaspor’da Engin Korukır’a yapılanın da babama yapılandan farklı bir şey olmadığına bir kez daha tanıklık ettim.
Babam Türk Futbolunun 20 yılına damga vurmuş ünlü futbolcuları yetiştiren ve Türk Futboluna kazandıran bir teknik adamdı. Tanju Çolak, Dobi Hasan, Fenerbahçeli Ümit ve sevgili kardeşim Nuri Kanburoğlu ve diğerleri… Yani teknik adamlığı tecrübesi eksik olmuş olsaydı bu futbolcular Türk Futbolunda anılan isimler olmazdı.
Yönetim kurulu üyelerinin ya da kaprisli bir başkanın iki dudağı arasında olabiliyorsunuz. Engin Korukır benim çok çok eski bir dostum arkadaşım futbol üzerine ortak platformlarda davamızın peşine koştuğumuz değerli bir futbol adamı ağabeyim.
Anlattıkları, söyledikleri paylaştığı tecrübelerin kefiliyim. Zaten kefil olduk sezon başından bu yana. Engin Korukır hocamızın takımı ilk Davraz kampına götürdüğünde ilk antrenmanlarının henüz başında ilk izleyen basın mensubu olarak hocamı tanıdığım ve bildiğim için takımı nasıl adam edeceğini bilerek yine de şunu düşünmedim değil
-Hocam büyüksün tamam iyi hoş, Ama bu takımı nasıl adam edecen…
Ve takımı adam da etti galip de geldi, goller attırdı, LİDER de oldu 18 puanla en önde yer aldı… Helal Sana Engin Korukır hocam…
Ama demek ki hocanın bu başarısından ve sisteminden rahatsızlık duyanlar oldu. Teknik Direktör Engin Korukır sezon başında şöyle bir açıklamada bulunmuştu
-İkinci ligi iyi bilirim. Hangi futbolcu ile hangi kadro ile devam edilir ve mücadele verilir iyi bilirim.
Hoca hangi takımla mücadele edilir hangi futbolcu takımda yer alır ve hücuma geçilir puanlar toplanır işte o futbolcuları bir araya getirdi. Yani sıfırdan bir takım yarattı.
Hocanın bildiği sonucu getirdi. Bundan da rahatsızlık duyuldu. Ansızın “Altında ki sandalye çekilme oyunu” gibi bir oyun oynandı.
Bu oyundan hocanın yere düştüğünü görmeyi bekleyenler avuçlarını yaladı. Çünkü hoca yere düşmedi Engin Hoca taraftarın omuzlarına düştü. Tribün gönüllüsü taraftarlarımız hocanın hakkında yönetim kurulu kararını vermesinin ardından kulüp binası önünde toplandı Engin Korukır’a destek verdi. Sonra omuzlara alındı. Son veda yemekleri ile uğurladı taraftar gönül verdiği hocasını. Şükür ki şükür taraftarımızın da bağrına bastığı bir teknik direktör Antalyaspor da görev yaptı.
Hatırlayın bu taraftar kimi teknik direktörlere ‘Etek ‘ bile giydirdi hediye etti. Taraftarı ile böylesine kucaklaşmış, kenetlenmiş, tribün ile köprü kurmuş bir teknik adamı sen al görevden topladığı 18 puanı görmezden gel, 1 mağlubiyet aldı diye yolları ayır. Maksat başka. Kumpas önceden kurulmuş. Ancak şunu hatırlatmak isterim ki Antalyaspor da yaşanan bu git geller ve istifalar, diğer kopmaları ve ayrılışları beraberinde getireceği gibi Antalyaspor’a gelecek ve gidecek futbolcu ve teknik adamlar hakkında da iyi bir intiba bırakmayacağı ve Antalyaspora gelirken 40 kere düşünmesi gerektiği durumları ortaya koyacağı bir gerçektir.
Aslolan istikrardır. Antalyaspor da Süper Lig den düşüşle birlikte bir istikrarsızlık ve beklenmeyen futbol işleyiş kuralları dışında davranışlar ortaya konuluyor. Şehir destek veriyor, reklamlar forma rekmları bulunuyor, iyi kötü taraf takımına sahip çıkıyor ancak ‘Biz daha iyi biliriz’ mevzusu yaratılmaya çalışılıyor ki bu zaman zaman bir çok şeyin eksik bilindiğinin ortaya konulmasına neden oluyor.
Engin Korukır, sevgili dostum, ağabeyim, futbolun kitabını okumuş, uygulamasında hep başarılı olmuş değerli büyüğüm. Sen büyük gidiyorsun Antalya dan. Sen sadece ceketini alıp gidiyorsun. Ne yüreğimizdeki paylaşımlarımızdan, ne de bu kente vermek istediklerinin büyüklüğünden ayrılıyorsun. Seni anlamayan, sana sabredememiş zihniyet her kimse bu kulüp kimseye kalmayacağını bir kez daha hatırlatmak isterim. Hani sen 1 maç kaybettin de ayırdılar ya seni bu başarı devamında, Hami Mandıralının üst üste maç kaybettiğin de nasıl bir tavır sergilenecek ve bu taraftarın nasıl bir davranış sergileyeceğini görür gibiyim.
Puanlar kaybedildikçe ve bu yıl Süper Lige çıkamadığı zaman bu takımın vebali bugünkü yönetim olacağı belli. Böyle bir durumda yönetim ne taraftara hesap verebilir ne de şehirde yaşayan kırmızı-beyazlı takımın başarısını bekleyenlere. Benim rahmetli Babam ile birebir yaşadığım konunun Engin Korukır’a yapılandan bir farkı olmadığını 30 yıl sonra yeniden yaşamak Türk Futbolunda kafa yine aynı kafa ile devam ettiğini bir kez daha görmemize neden oldu.
Güle Güle Engin Korukır. Güle güle sevgili dostum, güle güle. Yolun açık olsun. Antalyaspor’un sana ihtiyacı olmaya bilir ama Türk Futbolu sana her zaman ihtiyaç duyacaktır. Körfeze selam, 41.dakikalarda ilk önce yine sen aklımıza geleceksin. Biliyoruz her 7’nci dakika da bizi hatırlayacaksın. Sevgiyle kal