Delikanlılığa çamur sürdürmemek için şöyle bir söz söylenir. İki keçinin köprü de karşılaşma misali burun buruna geldiği sözünü ettiğimiz durumda delikanlılar silahlarını çıkarttığı an
-Çıkarttın mı o silahı sıkacaksın. Eğer ki sıkamıyorsan….
Geri kalan cümle için siz ne yazarsanız yazın, ne yorum yaparsanız yapın. Delikanlılık, adamlık, duruş ve sorumluluğu yerine getirmek ancak bunu somut davranışlar ile göstermekle mümkündür.
Bakın bugün Dünya da doğa olayları’nda ülkeler yaşadıkları felaketler sonrası bu yıkımların nasıl bir an önce yeniden eski haline getirilmesi gerektiği ve bu felakete maruz kalan insanların nasıl bir an önce sıcak yuvalarına ve rutin yaşamlarına dönüşü sağlanır onun derdine düştüğüne tanıklık ediyoruz.
Türkiye de ülkemizin dört bir yanı doğa olaylarına gebe bir yapısı vardır. Bir tarafta rüzgar fırtına çatıları uçururken bir başka bölgemiz de sağanak yağmur ile seller önüne ne kattıysa yutup gidiyor. Bir tarafta yıldırım düşmesi neticesinde ormanlar bir anda küle dönüşürken bir tarafta üç tarafı denizle çevrili sahil bölgelerimiz de başka bir felaket yaşanıyor.
Yaşanan bu felaketleri siyasete alet etmeye çalışanlar soluğu felaketin yaşandığı yıkımların olduğu yerde alıyor ve burada şovlara dönüşen açıklamalar yaparak hem bölge halkının kafasını karıştırmak da hem de kışkırtıcı açıklamalar, söylemler yapılmakta.
Bakın Antalya da yaşanabilecek her hangi bir sel felaketin de, çiftçimizin, uzak mahallemizde ki bir toprak kaymasından kaynaklanan evlerin binaların yıkılmasında hükümetin ilgili birimleri, devletin ilgili amirleri henüz daha yeni ulaşmaya çalışmışken olay yerinde muhalefet ve art niyetli anlayışların yaptıkları açıklamalar ardı ardına yayın organlarına servis edilir.
Devletin ve yürütücünün daha ne olup bittiğini tam olarak resmi kayıtlar altına almaya çalıştığı ve kimin ne olduğu, hangi binanın ve evin ne zarara uğradığını notlarını alıyorken Feveran açıklamalar yapanlar hayatlarında sadece ilk okul yıllarında giydiği sarı renkli çizmeleri bu günlerde ayaklarına geçirerek şov’a çıkarlar. Yıkıntılar ve sel’in ardında göz yaşı döken vatandaşa omuz olmak, elini omzuna atarak ona Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir devlet olduğunu ve bu sorununun mutlaka çözüleceğini belirtmesi beklenirken ‘Ver gazı, ver gazı’ açıklamalar ile yaraya merhem olmaktan öte yarayı kaşıyan düşüncelerle orada bulundukları artık herkes gayet iyi görmekte ve bilmektedir. Yani sözünü ettiğimiz konu iki delikanlının bir biriyle karşılaştığında beline sarılıp silahı çıkarttığın da eğer sıkamıyorsan ve sıkacak cesaretin ve gücün yoksa elini beline hiç atmayacaksın. Yani orada o açıklamayı yapan hayatlarında çizmeyi sadece şov için giyenler sadece konuşmak için oraya gidiyorsa ve o insanlara yapacak bir gücü ve götürecek bir hizmet kadroları yoksa konuşmayacak ve bunu yapacak olanları izleyecek. Eğer yapacak ve yaptıracak gücün yoksa boşa konuşmayacaksın ağzını da açmayacaksın.
Bugün nerede ne felaket yaşanıyorsa hizmetin ustaları, devletin güçlü ve sıcak eli Büyük Türkiye’nin güçlü kimliği daima vatandaşının yanında. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in yaptığı açıklama doğru ve yerinde bir ifadedir. Onlar çizmeyi şov için giyer, ancak biz şantiye de hizmet için giyeriz. Ne güzel ne güzel…