Dönemin Başbakanı ve şimdi Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle sınırlarımıza kaçan mülteci ve göç edenler için ortaya koyduğu tavır bugün Hükümet tarafından da aynı anlayış ve duyarlılıkla sürdürülerek bugün Dünya’da büyük yankı uyandıran Avrupa’nın göç ve mültecilere karşı yaptığı utanç duvarları karşısında başımızı dik ve göğsümüzü tutmuştur.
Hatırlayın çoğumuz, memleket insanlarımız, savaştan kaçanlar için yapılan söylemler, hakaretler, baskılar ve
-Ne arıyorlar bizim sınırlarımız da. Gitsinler ülkelerine’
Diye hatta sinkaflı sözlere varana kadar ifadeler kullanılmıştı. Bugün minik bebeğin kaçak göçmen olarak anne ve babasıyla birlikte Hollanda ya geçmek isterken batan bot’ta hayatını kaybetmesi Dünya’yı ayağa kaldırmış ve Avrupa’nın da göçmen ve mülteci konusunda yapması gerekenler konusunda şapkasını önüne koymasını gerektirmiştir.
Ülke olarak bizler üzerimize düşeni yapmış, insanlığımızı, adamlığımızı, merhamet ve yardım eder hissiyatımızı sonuna kadar yapılması gerektiği gibi yaparak ortaya koymuş bir ülke olarak şükürler olsun başımız dik ve yukardadır Avrupa ya karşı
Avrupa Dikenli teller örerken, sınırlarına, göç ve mülteci akınını engellemek için neredeyse mayınlı hatlar çekerken Türkiye’ninm 1.5 milyondan fazla Suriyeden kaçarak sınırlarımıza gelmiş olan mültecilere nasıl baktığımızı ve Dünya ya bu işin nasıl yapılması gerektiğini ortaya koymuş insanlık dersi veren ülke konumuna gelmiştir.
Evet Türkiye’de ki iç siyaset politikacıları şimdi sus pus durumda. Bu zihniyet Suriyede ki iç savaştan kaçarak sınırlarımıza gelen ve onlara sıcak aş, sıcak bir ortam yaratmış olan Türkiye’nin yapmış olduğu davranıştan övgüyle söz etmeye başladıklarını görmekteyiz.
Bugün ülkemizin bir çok kentine de yayılmış ve bu konuda çok yakın takip altında tutulan göçmen ve mülteciler için elbette bir program, bir uygulama ve bir yaşam, gelecek ve Türkiye de nasıl yaşamaları gerektiğine dair kurallar, davranışlar ve uygulamalar anlatılacaktır. Anlatılmaktadır da.
Dünya’nın sorunu haline gelen bu durum da ülkemiz ve hükümet, Dünya’nın bugün dudağımızı ısırttıran davranışını hayretle izlettirmektedir. İşte Tek Dişi Kalmış Canavar’ın Dişsiz Hali!... Merhamet, insanlık, güç ve kudret meğer sadece çevirdikleri Holyvood filmlerindeymiş. Sınırlarımıza hiçbir zaman duvar örmedik, sınırlarımıza hiçbir zaman dikenli tel çekmedik. Politikamız yurtta sulh cihanda sulh anlayışının bir tezahürü olarak Türk olmanın şeref ve onurunu merhamet duygularımızla harmanlayıp insanlığın nasıl bir şey olduğunu Dünya ya gösterdik.
Bugün Avrupa Türkiye’nin yıllardır uğraştığı ve yıllardır Avrupa’ya seslendiği göç ve mülteci konusunda ki sorunu birebir yaşamaya ve ayıplı yaşamaya görmeye başlamıştır. Ülkemizin yüzölçümü sınırları içinde bu toprakların bereketi, bu toprakların yüce merhamet ve yardımseverliği daima tercih edilen ülke kılmıştır. Bu anlamda sorumluluğumuz büyüktür. Hatırlayın rahmetli Turgut Özal, Peşmergelerin yaşadığı savaş dramından kaçışlarında
-Açın kapıları. Türkiye Büyük bir ülke”
Dediğinde kıyametler kopmuş Özal yerden yere vurulmuştu. Oysa bugün rahmetli Başbakan Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın o yıllarda ki öngörüsü ve siyasi manevrasının bugün için ne kadar önemli ve yerinde bir adım attığı konusunda yorumlar yapılmaktadır. Tarih bugün Suriye’den kaçarak Hatay Sınırlarımız da oluşturulan kamplarda yaşam sürenler ve kısmende olsa ülkemizin değişik illerinde ikamet etmeye başlayan Suriyelilere yapılanları yıllar sonra atılan adımın doğruluğunu konuşacaktır. Ülke yönetmek sınıf başkanlığı yapmak değildir. Ülke yönetmek siyaseti, sağlığı, ekonomisini, savunmasını, zafere taşımakla alakalı bir durumdur. Bugün oturdukları yerden ahkam kesen, işine geldiği gibi popülist söylemler ve açıklamalar ile uyduruk beyanat verenler, gün gelecek tarih bunları doğru konuşturacağı günlerle kucaklaştıracaktır. Türkiye her yönü ile yükselen ve büyüyen bir ülkedir. Bu büyümenin pastasını yemek isteyenlerin ellerini ovuşturdukları gayet iyi görülmektedir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’de Türkiyenin ve Türk insanının geleceğini elinden almak isteyen harici ve dahili bedbahların olabileceği ‘Nutuk’ açıklamasının sonuna yükselen ve büyüyen Türkiye için Samsun’a çıktığın da şu sözü haklı olarak vatandaşlarına seslenmiştir
“Yüksek Türk Senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur” M.Kemal Atatürk