Büyükşehir Belediyesi CHP li eski Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan çektiğini şu Antalya başka hiç kimseden çekmedi. Geçmişte imkânları doğrultusunda en iyisini yapmaya çalışan Belediye eski başkanları arasında Bekir Kumbul ve Hasan Subaşı’nın zor şartlar altında Antalya’yı Antalya yapabilmek için en azından hafızalara kazınacak birkaç tane de olsa yatırım yapmış olduklarına tanıklık ediyoruz.
Boğaçay Köprüsünden geçerken Bekir Kumbul ismini hala görürüz. Hasan Subaşı ise nostalji tren yolculuğu ve birkaç önemli projesinde hatırlayabiliyoruz. Akaydın ne yaptı ne eser bıraktı diye konuşulsa baş parmağınızla dudağınızda ‘Bürülüp bürülüp, bürülüp’ yapar düşünür hiçbir şey aklınıza gelmez. Gelse gelse açılışı yapılmış yerleri bir daha açtığını hatırlarsınız. Haa bir de Yalan dolan afişlerle Antalyalıları nasıl kandırdığını. Akaydın’ın hafızalardan silinmeyen eserleri arasında Belediyenin evraklarını yakmaktan tutun da, bira festivalinde ki hoppala şıkıdım elinde bira şişesiyle coşmasını hatırlarsınız. Son olarak bir eseri daha ortaya çıktı ki bunu sunanlardan Allah razı olsun Belediye de hizmet etmek yerine, “5 Yıl Belediye Bizim yiyin için, eğlenin, işte size iş ve fırsat ne yaparsanız yapın” mantığı ile şişirme bir kadrolaşma ve bunlara ödenen tam 470 milyon (Eski paraya göre 470 trilyon) luk uçup giden paralar.
Akaydın dramatize ve yalan beyanatlarla ve düzmece haberler ile odasında ki Televizyonun haciz edilmesini kamuoyu ile paylaştığını hatırlarsınız. Büyükşehir Belediye eski Başkanı Mustafa Akaydın’ın odasında ki televizyonun niye haciz edildiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Şahsiyetin Antalya ya hizmet etme ve yatırım yapma gibi bir derdi olmadığından 5 yıl buradayız ‘Saldım Çayıra Mevlam Kayıra’ anlayışı güdülmüş. İşte hesap kitap orta da.
Büyükşehir Belediye Başkan Menderes Türel onca açık ve gediği kapatabilmek için şikayette bulunmadan işini gücünü yoluna koyma çabası içerisinde.
Paylaşılan bu gerçekler sadece ve sadece Antalyalıların bilmesi gerektiğindendir. Akaydın sütten çıkmış Ak kaşık değildir. Kendince bir yönetim tarzı benimsemiştir ve onda da iflas etmiştir. Yöneticilik bir yetenek işidir. Ekip işidir ve anlayış izan meselesidir. Akaydın koltuk gittikten sonraki ruh hali zaten bitaptır. Tükenmişlik Sendromu yaşamaktadır. Kendisiyle yol arkadaşlığı yapmış yayın kuruluşları ve habercileri de sağında solunda yoktur. Devrim Kök de olmayacak, Ercan Erkan’da eskimiş ve sözünde durmayan dik duruş göstermeyen seçim öncesi CHP yöneticileri de. Antalya bu rakamlara baktığımız da tam bir ‘Talan’ anlayışı ile yönetilmiş. Buna yönetim mi denir yoksa başka bir şey mi siz içinizden mırıldanabilirsiniz… Bunun tek bir adı vardır Akaydın kendi döneminde kol kanat germesi gerekenlere gerekeni yapmış ve kendince mutlu bir şekilde görevini yerine getirebilmenin bahtiyarlığı ile seçimi kaybedip gönderilmiştir. İşin ilginç yanı seçimi kaybettiğini algılama zafiyeti yaşamaya devam ediyor Akaydın. İnanıyorum ki Belediye eski Başkanı Mustafa Akaydın gece yastığına başını rahat ve huzurlu bir şekilde koyuyordur. Çünkü görevini yapmıştır. Büyük ağabeyler, cıscıplak CHP, mezar yeri yok ölüleri yakalım, başkanlık için baş vuru yapacam ancak param olmadığından aile yakınlarımızın sattığı evden gelen parayla baş vuru yapıyorum, 100 bin kişiye iş, binlerce kadınımıza sigorta… Yaz babam yaz. Salata zeytinyağsız, politika da yalansız olmaz. Ama bu Antalyalı ve Antalyalı seçmen maalesef koyun değildir. Öyle görüp de ‘Hocanın bir bildiği var’ lafına da kanmamıştır. Memleket insanına, kendi öz be öz evladına sahip çıkmıştır. Ve doğru bulunmuş yola çıkılmıştır. 3 kilometre de bir kavşak 30 kilometre de toplam 15 kavşak. Bunları Menderes Türel yapacak. Bir de şu boşa verilmiş 470 milyon (Trilyon) cebimizde olsaydı 80 kavşak daha yapılırdı. Oyyy oyy…