Ülkemiz doğa olaylarının tümüne gebe bir ülke. Yüz yıllardır depremler, sel, fırtınalardan nasibini almış bir ülkedir. Son yıllarda iletişimin artık en kılcal damarlara kadar yayıldığı günümüzde ABD'de ki fırtınalardan, Güney Asya da ki Tusinamilerden haberimiz olduğu gibi nasıl bir doğa olayları olduğuna da tanıklık ediyoruz. Velasıl doğa yer yüzüne düştüğü ve çağdaş yaşamın tüm detaylarına dokunduğu anda yerle bir oluyor yaşam.
Çok önceleri yaşanan bu felaketler alışagelmiş, hatta fırtınanın ve sel'in geleceği zamanların tam tarihi bile bilinmekteydi. Teknoloji bu kadar ileri düzeyde seyretmediği yıllarda insanlar seller ve fırtınalara karşı kendisini bi şekilde koruyor, kepçe, kurtarma botları, su boşaltma motorları diye birşey ile yaşamı normale dönüştürmüyordu.
Günümüz de çağdaş ve modernize olmuş yaşam kesitleri içinde büyüyen yollar, yükselen binalar ve artan nüfus tepelerden aşağılara kadar inmesi doğa olaylarında en çok etkilenen kesimler olmakta haliyle. Bugün bakın izleyin Miami de bile yapılar falezlerin üzerine gelmiş. Yapılacak bir şey yok. Teknoloji ve sistem malesef bu yerleşimlerin önüne geçememiş. Daha sonra yapılan değerlendirme ve yeni uygulamalar ile bunun önüne geçilmeye çalışılmışsa da önceden yapılan yapılar yerinde kalmış, yeni yapılar için de yeni alanlar yaratılmıştır.
Böyle böyle büyüyen bir mahalleye, köye, ilçeye ve İllere dönüşüldü. Bazı detaylar kimi zaman atlanılmış, kimi detaylar insanlık düşünülerek kısmen uygulanmıştır. Geçmişte hatırlayın 'kuş gribi' dünyayı kasıp kavurmuştu. Ülkemizde de kuş gribinden yaşamını yitiren vatandaşlarımız olmuştu. Sonra dediler ki
-Ülkemiz göç eden kuşların yol koridoru üzerindedir. Onların rotası üzerinde yapılar ve yerleşik yaşam olmaması gerekiyordu. Hastalıklar bu yüzden artıyor ülkemizde...
Buyurun burdan yakın. Kimin aklına gelirdi ki göç eden kuşların kurduğumuz evlerin, köylerin, kasabaların illerin üzerinden uçarken bizi hasta edeceğini? Belki düşünüldü belki düşünülmedi. Şimdi bu meskenler, fabrikalar ve yaşama alanları kuşların rotası üzerinde. Umarız bir daha böyle bir felaket bir daha yaşanmaz.
Öte yandan bugün sözünü ettiğimiz ve yüz yıllardır tek bir çekirdek ailenin evinden bugün koca koca metropol şehirlere dönüştü yaşadığımız coğrafya. Son günlerde yağan sağanak yağmurlar işte bu yaşam alanlarının üzerinden geçiyor. Yapılmış ve düşünülmüş her bir denetlemeye rağmen yerleşim krokisi böyle gelişmiş şehrimizde ve ülkemizde. Tıpkı Avrupa da ki gibi. Avrupa bile düşünememiş bu konuşlanma konusunu. Ne kadar düşünülürse düşünülsün, ne kadar önlem alınırsa alınsın, doğa gücünü yağmur da, rüzgarda, fırtına da ve sellerde bi şekilde şehrin yerleşim üzerinde kendini göstermektedir. Göstermeye de devam edecektir. Büyüyen ve her türlü konfor, önlem, en ince detaylar bugün düşünülmesine rağmen yine de doğa olanca gücünü insanlığın üzerine kimi zaman kuş gribi gibi boşaltmaktadır.
İşte bu nokta da Dünya'nın önde gelen ülkeleri dahi doğanın bugücünü durduramıyor ve önlem alamıyorken ülkemiz de büyükbir hassasiyet ve ciddiyet, samimiyetle yürütülen alt yapı hizmetleri bu gücün karşısında zaman zaman çaresizlik içinde kalabiliyor. Ne yaparsanız yapın, doğa o gün saatte 300 kilometre estiğinde istediğini alacaktır, metrekareye 275 kilogram yağış boşalttığında istediğini alacaktır. Yağan kar insanoğlu yapımı çatılara ağır gelip evi yerle bir edecektir. Ne yaparsanız yapın bu olacaktır.
Olmasını istediğimiz tek şey iyi niyetle ve samimiyetle insanlık için yapılmış hizmetlerin doğanın gücü karşısında ki mücadelesine destek vermek ve saygı göstermek gerekir. Bugün Rize ve Artvin de yağan sağanak yağmuru ve fırtınayı hangi alt yapı hizmeti ve üst yapı hizmeti ile durdurabilirdi?
Yaklaşan yağmur bulutları Antalya'nın da üzerinden geçmesi muhtemel. Hazırlıklarımız olası felaketlerin önüne geçilmesi içindir. Yapılan tüm alt ve üst yapı hizmetleri şimdiye kadar kusursuz bir şekilde işlemiştir. Ancak doğa'nın gücünü arkasına alarak, "Nerde bu devlet, nerde bu hizmetler" diye feveranlık edilirse işte bu iyi niyetlikten uzak duygu ve düşünce olacaktır. Yapılacak tek şey, zor durumda bulunanlara yardım etmek, elinden tutmak, sıcak çorbasını ve yok olup giden eşyasının yeniden evine göndermektir. Yaklaşan yağmur bulutlarına ellerini açıp fırtına ve yağmur gelsin diye dua eden Felaket Tellalcılarının yağmuru ve fırtınayı iyi niyetle beklemedikleri açık. Allah bu zihniyette kilere akıl izan versin ıslah etsin.