Komşuluk
Reklam
Sevcan BAYKAL

Sevcan BAYKAL

Komşuluk

16 Aralık 2017 - 11:38

Geçenlerde bir arkadaşımın aniden, bana sorma gereğini bile duymadan arabaya bindik biz eve gidiyoruz zannediyorum, bir anda Havalimanı yoluna doğru gitmeye başladı. Nereye gidiyoruz? Gibi bir soru ağzımdan çıkmış bulundu.

Günün getirdiği tersliği ile “Karışmayın, aleme gidiyoruz” deyip kestirip attı. Tanışıklığımız kısa da olsa çözülmesi çok kolay bir insan. Anladım ki, gün boyu, günler boyu yaşadığı hengamenin arasında nefes almak istiyor. Arkadaşımın bir diğer huyu da yalnız nefes alabilen bir tip değil. Yanında sevdiği bütün insanlar olsun istiyor. Mesela “Hadi yemeye gidelim” dediği zaman siz zannediyorsunuz ki ikiniz şöyle baş başa yemek yiyeceksiniz. Ancak bu tam tersine oluyor. Ofisten çıktığınızda iki kişi oluyor, yemek yiyeceğimiz mekana vardığımızda ise birbirini tanımayan, ama ortak tek yönünüzün  bu arkadaşımızı tanımış olmak olan en az 5-6 kişi aynı masada yemek yiyor oluyoruz.
Benim canım sıkıldı. Huzursuz oldum. Şimdi hiç tanımadığım insanlarla bir arada olacağım, mecburen kibarlık yapmaya çalışacağım filan. Günün yorgunluğu da üzerimde. Nasıl böyle arabadan inebilirim, evime gidebilirim hesapları yaparken, sorulan hiçbir soruya cevap vermeyen arkadaşım hedefe kilitlenmiş bir vaziyette gidiyor. 
Böyle zamanlarda kafası karışık, yorgun olduğu zamanlarda afedersiniz, bazen böyle istemeden de olsa çıkışları oluyor. Bu nedenle pek de sesimi çıkaramadım. Yani sizin anlayacağınız böyle bir ruh hali içindeyim. 
Ara yollara saptı, yolu bulamadı yeniden döndü ama ben gerildikçe gerildim. Sonunda bir evin önünde durdu. Burası bir gecekondu idi. Kapıya bir kadın koştu geldi. Şalvarlı ve başı yazmalı bir kadın. Bizi büyük bir coşkuyla karşıladı. Gecekondunun içine girdiğimizde sıcacık bir soba yanıyor, bir beyefendi elinde saz çalıyor, karşısında oğlu org ile eşi ve kızı ise türküler söyleyerek ona eşlik ediyor. Birkaç dakika içinde komşular geldi. Onlarda şalvarlı, başları yazmalı kadınlar var. Anlıyorum ki burası köy kökenli bir mahalle. Evde güzel bir atmosfer. Gülen şen şakrak insanlar. Bir yandan ızgarada yemeğimiz hazırlanırken, herkes elbirliğince sofrayı hazırlıyordu. Bende yardım ettim.  Brokoli salatası, maydanoz salatası, yeşil soğanlar ve ben bir anda o üzerimdeki gerilim gitti ve o insanların arasına karıştım. 
Yemek yendikten sonra yeniden sazlı sözlü, büyük kahkahaların atıldığı muhteşem bir sohbet. Hiç kimse kimseye dedikodu vs yapmadan muhteşem bir ortam oluştu. Kalktılar oynadılar. Bende onlara eşlik ettim. Hiç bilmediğim bu bölgeye özgü “Cemilemin geçtiği yollar meşeli” türküsünde nasıl hopladığımı çekilen kamera görüntülerinde izlediğimde kahkaha krizine girdim. 
Gecenin sonlarına doğru kestaneler çıktı ortaya. Sobanın üzerine kestaneleri dizdik. Bu arada herkes evinden yapıp getirdiği kısırlar, kekler, börekler elden ele dolaşarak yenildi. Kestaneler fazla olmadığı için bir kişi kaseye doldurduğu kestaneleri sayıyla birer birer dağıttı. Hiç kimsenin hakkı kimseye geçmedi. 
Gece biterken arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdı. Bana çok güzel bir gece yaşatmıştı. Gözümün önünden eski Gönen günlerim geçti. Tıpkı annemin evinin önü gibi hissettim. Bir komşumuz kek yaparken, diğeri çayı demler gelir. Ortaya konan her şey kimse arsızlık yapmadan diğerleri de düşünülerek hakkı kadarını yer, muhteşem sohbetler edilirdi. Öyle özlemişim ki, burnumun direği sızladı. 
Bir kere daha anladım ki, yeni tanıdığım bu arkadaşımın aslında çok boyutlu bir insan. Bir bakıyorsunuz profesyonel bir iş insanı, bir bakıyorsunuz çocuk ruhu ile çocuklarla oynuyor, bir bakıyorsunuz en gaddar insan oluyor ve bir bakıyorsunuz, tüm dünyayı gerisinde bırakarak bir gecekonduda oturan arkadaşının evine misafir olup, onların sofrasında bağdaş kurarak elleriyle yemek yiyor. 
 Onu şimdilik dikkatle izliyorum.
Canınızı sevin……

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar