Cumartesi günü şehir dışından bir arkadaşım geldi. Öğleden sonramı ona ayırdım. Antalya’yı gezdirmek adına, şehir merkezine geldik. O bizim meşhur Piyaz’ımızı merak ediyordu.
Bilenler bilir. En iyi piyaz, Piyazcı Sami’nin oğlu Ahmet’in Balbey Mahallesi’ndeki minicik dükkanında yenir.
O’nu oraya götürdüm. Tadı damağında kaldı. Ahmet Abi, babası Piyazcı Sami’nin yanında yetişmiştir. Bazıları gibi, az tutulunca fabrikasyon üretime geçmedi. O hala, minik dükkanında, babasından emanet tek garsonu ile hizmet eder. Masanıza her daim, tatlı bir kuru soğan, az acı biber ve salatalık turşusu koyar. Piyazın olmazsa olmazı olan köfte işine girmemiştir. Kendisini hırslarına mahkum etmemiş birisidir. Az şeyle çok mutlu olan bir insan daha ne ister ki. Gelen müşterisini davudi sesi ile “Bir hoş geldin” der, işine bakar.
4-5 masası ile öğleden sonraya kadar çalışır, az irice tenceresindeki fasulyeleri bitirince kapatır dükkanını “Bu günkü rızkımızı kazandık” der ve evine gider.
Böyle kanaatkar insanlara bayılıyorum.
Ardından, şöyle bir Kaleiçi yapalım dedim. Ben son halini görmemiştim. Ne kadar güzel olmuş. Hele seyir terası denilen yerde bulunan ahşap dallardan yapılmış hayvan figürleri önünde, arkasında her yerinde bol bol fotoğraf çektiren insanlar vardı. Dayanamadım bende bir kare çektirdim. Çok güzel bir yat limanı seyrinin ardından Kaleiçi sokaklarına daldık.
Duvarlara çiçek standları açmış neredeyse. Gezerken kendimi tarihin içinde süzülmüş buldum. Arkadaşıma kesik minareyi, uzun sokak, meydanı filan gösterirken, eskiden Kaleiçi sokaklarında nasıldı kaybolduğum aklıma geldi. Bir türlü çıkamazdım. 40 merdivenlerin başına geldiğimizde buraya en son beklide 5-6 yıl önce adım attığımı hatırladım. Paşa camii’si arkasındaki sokakta, eskiden, akşam saatlerinde “Son çare köftecisi”nin eliyle kaktırarak geldiği 3 tekerlekli arabasının yolunu gözlediğimizi hatırladım.
Yaşadığımız kenti maalesef hakkını vererek gezemiyoruz. Yabancılar, Antalya’ya gezmeye gelenler bizden daha şanslı. Bazen benim bilmediğim yerlere, onlar gezmeye gitmiş oluyorlar ve orayla ilgili bir şey sorunca kalıyorum öylece..
Bundan sonra kendime söz verdim. Boş kaldığım günlerde Antalya sokaklarını gezmeye çıkacağım.