Sevgili eski büro şefim Dursun Gündoğdu’nun bu günlerde sık sık kulaklarını çınlatıyorum. Adam bu mesleğin duayeni. Dursun Gündoğdu, “Eğer birisi aleyhine haber yapıyorsan, ikinci haberini hazırlamadan birincisini verme. ” derdi.
Birde benim çook eski tanıdığım Muş’lu bir abimiz vardı. Eskilerin çek-senet tahsilatçısı. Bildiğiniz mafya yani. O da, “Tek kurşunla mekan basılmaz. Tek kurşunla insan anca kendi ayağına sıkar” derdi.
Birileri tek kurşunu kendi ayağına sıktı.
Sonra kalkıyor, vatan-millet-sakarya, sevdamız Antalya. Yemezler abam.
Birilerine Horosani’yi bile öğretmişsek, ne mutlu bize.
Kendisini Antalya sevdalısı zannedenlerin, Antalya’nın bir “Sömürge Kolonisi” olmadığını öğrenmesi lazım.
Her insanın gölgede kalmış, kimseye göstermek istemediği anları, zamanları, işleri vardır. Daha önce de yazdım. Adliye ve polis geleneğinden gelenler bilir. Dışarıda sizin Ayşe Hanımefendi, Ahmet Beyefendi olarak bildiklerinizin gölgede kalmış yüzlerini adliyede görebilirsiniz.
Geçmişte, bir işadamına plaket vermişti Milli Eğitim Müdürlüğü. Yaptırdığı ilkokul ve maddi yardımlar nedeniyle. Yan masada arkadaşım isim yazarken, adamdan bahsediyor, “Şöyle iyiliksever, böyle hayırsever” filan diye. Adamla konuşurken isim beynimde çaktı. Fotoğrafını istedim. Baktım benim haberini yapmak için hazırlandığım adam. Çünkü o çook zengin işadamı, yaptırdığı okula giden bir öğrenciyi taciz etmişti. Bu nedenle hapis cezası almış ve cezaevine girmesi gerekiyordu.
Herkes ertesi gün o işadamının ne kadar hayırsever olduğundan bahsederken, ben ise “Çocuk tacizcisi işadamına, milli eğitim plaket verdi” diye haber yapmıştım.
Adam benden nefret ediyordu. Milli Eğitim İl Müdürü benden nefret ediyor, çünkü ona soruşturma açıldı. Vali benden nefret ediyor çünkü o belgenin altında imzası vardı. Emniyet müdürü benden nefret ediyor, çünkü ona da “Neden yakalamadın” diyorlar.
Yakalandığı zaman, ailesinin geri kalanı, koro halinde adliyede bana küfrediyorlardı.
Demem o ki, tek haberle, onlarca düşman edinmiştim kendime. Ama yüreğim ferahtı.
Çünkü o adamın, serbest dolaşıp yine çocukları taciz etmesini önlemiş olmanın huzuru vardı.
Birileriyle tanışırken, hep beynimin ardında bu adamın ne haberini yaptım, ne olayı vardı” diye.
Kendimi Antalya’nın suç hafızası gibi hissediyorum bazen.
Meslek hastalığı..