Antalya’da garip şeyler olmaya başladı. Kimden talimat aldılar bilmiyorum ama sanki birisi elini şıklattı ve aynı anda aynı hedefe her taraftan taş atmaya başladılar. Bu kenti sömürge kolonisi gibi görenler ile hizmet etmeye çalışanların arasında bir çekişme var.
Adını koyalım beyler,
Mustafa Akaydın ve Süleyman Evcilmen döneminde hepiniz bir pastanın başında “Hangimiz daha fazla yiyeceğiz” diye birbirinizle kavga ediyordunuz. Akaydın döneminde belediyeden çıkmayanlar, bu gün belediyeden mamaları kesilince hep bir ağızdan önce ağlaşmaya, ardından bağırmaya, şimdi de taşlamaya başladınız.
Kusura bakmayın beyler. Orda bir durun.
Gidin arkadaşlar mahkeme kayıtlarına bakın. Bir tanesini söyleyeyim size. 6 Ağır Ceza Mahkemesinde ihaleye fesat karıştırmak, gazetecinin aldığı para rüşvete girmeyip avanta aldıkları için yargılananlar bu gün dürüstlük abidesi olarak karşımızda ahkam kesiyorlar. 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen o davanın telefon tapelerine bir bakın arkadaşlar. Bir temizlik ihalesine nasıl fesat karıştırılır, nasıl iptal ettirilirmiş öğrenin.
Mahkeme başkanı halen hayattadır ve görevdedir. Mahkeme başkanı beni çağırıp, “Kızım sende gazetecisin. Sizin meslek olarak bir yaptırım yapan kurum yok mu” diye sorduğunda sizin adınıza ben utanmıştım. Bunu da bu gün halen görevde olan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni ile paylaştım. “Başkanım, bakın bu adamların dosyaları adliyede hukuk camiasında ayyukaya çıktı. Herkes bunu konuşuyor ve bizde aynı kefeye konuluyoruz” diye.
Hiçbir yaptırımın uygulanamadığı bu adamlardan bazıları devlet memurluğundan emekli olup, nasıl sahibi olduğu bilinmeyecek şekilde önce gazete sahibi oldular. Ardından bu gazete ellerinden gittikten sonra yapacakları bir şey bulamayınca oturuyorlar akşama kadar sosyal medyada bir oraya sallıyorlar, bir buraya sallıyorlar.
Aslında sizi buraya yazmak size katma değer katıyor. Ama Antalya kamu oyununda bunları bilmesi gerekiyor. Altına yorum yazarak güzellemeler dizenlerin bilmesi gerekiyor. Birde dernek işine gireceğim ama yerim dar.