Ben bu meslekte o kadar çok asparagas(Yalan) haber gördüm ama dün Hürses gazetesinde dün yayınlanan asparagas haber kadarını görmedim.
Kulakları çınlasın 23 yıl boyunca büro şefliğimi yapan Dursun Gündoğdu’nun gazetecilik manifestolarından birisidir. Buradan sizde okuyun da öğreniniz çakma “Arzuhan Doğan Yalçındağ” hanımefendi.
“Bir haberi en az 3 yere çek ettirmek (Doğrulatmak) gerekir”
“Haberin amacı ne?
Konyaaltı haberini yaparken, Sabri ve Suat Ünver kardeşleri derdest etmek istemiş, altına da yazmış “Villaları büyükşehire sattı” diye. Peh! Peh! Peh!. Yaptığı şeye haber diyemeyeceğim, çünkü bizim habercilik kriterlerimizin içine böyle bir şeye “Haber” denemez. Konu tamamen yalan, çarpıtılmış ve tam tersine verilmiş.
Konunun özetini ilk ağızdan Sabri Ünver’den aldık. İşin aslı ise “Büyükşehir Belediyesi, atıl vaziyetteki Yamansaz’daki arsasını değerlendirmek istemiş. İhaleye çıkmış, 3 firma ihaleye girmiş. ortak bir firma kazanmış. İşe başlamış, iddiaya göre maddi durumu bozuk olan bizim patroniçe, salya sümük iş istemiş Ünver kardeşlerden.
Ünver kardeşlerin en büyük hatası buradan başlamış. Durumuna üzülüp, izolasyon işini verdikleri hanımefendi bu gün onlardan intikam almak için şuursuzca saldırıyor.
(Madem inşaat işleri yapıyorsun, hanımefendi siz girseydiniz ihaleye. Hadi o ihaleye girmediniz, Büyükşehir Belediyesi, o evleri açık ihale ile satarken girip, alsaydınız. Her yerde basıyorsunuz havayı, “Medya patronuyum. Bir çok iş kolunda şirketim var” diye. Para çoktur sizde …)
İzololasyon işi bildiğim kadarıyla tehlikeli bir iş ve bu işi de robotlar yapmıyor ki kardeşim. İnsanlar çalışıyor ve o insanların SGK’larının ödenmesi, özlük haklarının ödenmesi gerekiyor. Ünver kardeşler, yapılan işin karşılığında yasa gereği, işçilerin sosyal hakları ve SGK’larının yatırılıp yatırılmadığını istiyor. Bu gün en basit iş yapanın bile bildiği verecekleri paranın karşılığında faturalarını istiyorlar. Ama hanımefendi yanaşmıyor.
Adamlar da, yine yasalar çerçevesinde kesiyor parayı, götürüp SGK’ya yatırıyor.
Vayyy
Kıyamet bundan sonra kopuyor.
Hanımefendi, kuyruk acısını çıkartmak için Büyükşehir Belediyesinin yaptırıp ihaleyle Ünver kardeşlere sattığı ve bunun karşılığında paranın Belediyenin kasasına girdiğini bile bile, tam tersini yazıyor.
Bu hanımefendi gazetecilik mesleğinin G noktasından bile geçmemiştir. İşi reklamcılık-inşaatçılıktır.
Hanımefendiye, gazetecilik öğretmeye kalksak, yaşı gelmiş kaça. Afedersiniz, kulağından soksak, burnundan çıkarıp atar. O derece yani.
Ha bir röportajında da “Elinde makine ile ortaya çıkan gazeteciler” diye birde gazetecileri küçümsemiş. Sen kurban ol benim, adliyede, belediyede, siyasette, ekonomide, poliste haber peşinde koşan birbirinden değerli meslektaşlarıma.
Bu mesleğin yükünü çekenlerin saygınlığı sayesinde sizde “Gazeteciyiz” diye o kahvaltı senin, bu akşam yemeği benim gezip, bu mesleğin kaymağını yiyorsunuz. Bari oturun oturduğunuz yerde de, alengirli işlerinize mesleğimizi alet etmeyiniz.
Sizi kime sorsam söylediklerini burada anlatırsam, gazete kapanır. Ama en hafif tabirle yaka silkme hareketini yapıyorlar. İşadamları, restorantlarda size selam vermemek için köşe kapmaca oynuyor.
Ha birde aklıma gelmişken, yine iyiliği benden bulun. Haberiniz olsun, tutunduğunuz dal elinizde kalır. Birileriyle ortak paydada buluşup, “Fırsat bu fırsat” diyerek, Ünver kardeşler üzerinden saldırdığınız yere dikkat edip, haddinizi bilmenizde fayda var.
Çünkü yarın birileri daha ortaya çıkar, sizin bile unutmak istediklerinizi anlatmaya, belgelerle ortaya koymaya başlarsa, bu sefer sizi Menderes Türel bile kurtaramaz.