Biliyorsunuz Perşembe gününden itibaren Antalya adeta yandı, kavruldu. Dün bir işim nedeniyle öğle saatlerinde of isten çıkmak zorunda kaldım. “Zorunda kaldım” diyorum çünkü adeta klima ile bütünleştim. Onsuz bir yaşam düşünemez oldum. Akşam evde, sabah işyerinde klimanın altına bir konuşlanıyorum. Beni yerimden hiçbir kuvvet kaldıramıyor.
Neyse konumuza dönelim. Saat 12.00 ve güneşin yeryüzüne en dik indiği anlar. Kentteki bütün yetkililer açıklama yapıyor, “Zorunlu olmadığınız sürece 10.00 ile 14.00 arasında çıkmayın” diye Ancak bir baktım öğlenin o bunaltıcı sıcağında trafik polisleri motosiklet ve araba uygulaması yapıyor. Sivil olanlarda var içlerinde, tişörtlerin üzerine birde naylonumsu içine hava aldırmayan kolsuz tanıtıcı yelek giymişler mecburen. Vallahi canım acıdı.
Bu uygulamalar öğlenin bu saatinde yapılmak zorundamıdır? Sayın İl Emniyet Müdürümüz Celal Uzunkaya’nın insan hassasiyetini az çok öğrendim. Müdürüm inanın bana insan beyin kanaması geçirir o sıcakta. Bu motosikletliler zaten günün her saati fink atıyorlar. Bu uygulama saatlerini düzenleyen tabiî ki Emniyet müdürü değil. Ancak talimatı verecek kişi Sayın Uzunkaya. Uygulama yapılacak saatleri düzenleyen arkadaşlar ya Antalya sıcağını bilmiyorlar diyeceğim. Ki imkanı yok bilmemelerine. Ya da klimalı odada saatleri yazmak çok kolay ama ya uygulama yapmak? İşte onu da sahada çalışan polis arkadaşlara bir sorsunlar hele. Uygulama saatlerini hazırlayan yetkili arkadaşlarla ilgili ben bile içimden neler geçirdim neler. Siz birde 50 derece sıcağın altına dikilen polislerin, yetkili arkadaşlar hakkında içlerinden neler geçtiğini bir düşünün.
İkinci konu ise Otobüs şoförleri. Geçen bir arkadaşım anlattı. Otobüse binince şoför ha bire eğilmiş bacakları ile uğraşıyor. Şoför eğildiği yerden kalkınca bir bakmış bizim arkadaş, şoför pantolonunun paçalarını dizlerine kadar kıvırmış. Keçi bacakları gibi kıldan geçilmeyen bacakları ortada. Kafasını kaldırdığı anda da bizim kadın arkadaş ile göz göze gelmiş. Garibim kadıncağızın gözlerindeki şaşkınlığı görünce yanlış anlaşılmayı önlemek üzere hemen atlamış “Abla valla yanlış anlama öldüm bu sıcakta. Mecburen bu pantolonları giyiyoruz” demiş. Arkadaş bakınca pantolon kumaşının naylon karışımı bir kumaştan imal edildiğini fark etmiş. Sonra aynı şikayetler bir çok otobüs şoförü arkadaştan gelince bende baktım ki hakikaten yaz aylarında o pantolonların bir eziyetten farkı olmadığını gördüm.
Otobüs şoförlerine yine tek tip olsun ama sütlü kahve renkli filan ne bileyim yine lacivert olsun ama keten, tiril tiril bir pantolon ve beyaz gömlek hazırlatılamaz mı?