Yeğenimin iki küçük kızı var. Ben onlara “Benim torunlarım” diyorum. Geçtiğimiz günlerde bunlarla beraber oyun oynuyoruz. 3 yaşında olan küçük kız, konuşurken bazı harfleri yutuyor. Benim çok hoşuma gittiği için onu konuşturmak amacıyla bir sürü soru soruyorum. Bebeğin eteğinin rengi güzel mi?, O öylemi, bu böyle mi? Gibisinden. Sonunda dayanamadı döndü bana, “Of be. Ne kadar gereksiz soru soruyorsun? Dedi.
Gereksiz sorularım minişkamı çıldırtmıştı sonunda.
Düşündüm, hayatımızda ne kadar çok gereksiz soru soran insan var? Ve bu sorular bizi ne kadar yoruyor. İnanın beni çok yoruyor. Yormanın ötesinde enerjimin çoğunu da bu gereksiz sorulara cevap vermeye harcadığımı fark ettim.
Birisi telefonla arıyor ve soru şu arkadaşlar, “Beni tanıdın mı?” Allahım, görüntülü aramıyorsun kardeşim. Üstelik numaran bende yok. Nasıl tanıyabilirim? Doğal olarak tanıyamadığımı söylüyorum. Arkadaşla, daha dün okey oynamışız gibi, ne adını ne başka bir şey direk, “Hani 1997 yılında sen benim bir haberimi yapmıştın” diyor. Geliyor bana gelenler soldan soldan. “Eee” diyorum. “Bir selam vereyim dedim” diyor.
Telefonla sabahın köründe arayıp, “Uyandırdım mı” diye sorana zaten cevabı veriyorum.
Son günlerde de şöyle bir şey gelişti. “Neden yazdın, niye yazdın, ne diye öyle yazdın da böyle yazmadın. O yazdığın gereksizdi. Ama böyle yazman gerekiyordu” diyenlere karşı arada bir “Allah’ım sana geliyorum” diye bağırasım geliyor.
Sevgili arkadaşlar, tek tek anlatayım. Ben manav değilim. Domates, şeftali satmıyorum. Ancak manav bile önündeki tezgahına domatesleri, biberleri koyarken bile müşteri çekmek için onları düzenliyor, irilerini, güzellerini öne, çürük çarıkları arkaya atıyor. Ama tüm tezgahlar aynı değildir. Aynı domatesi satarlar ama, birisi domateslerini çapraz dizer, diğeri kule gibi diker.
Bende aynısını yapıyorum. Gazetemize okuyucu kazandırmak için ilginç, dişe dokunur ne varsa yazıyorum. İşe yaramayanları yazmıyorum. Ayrıca inanmayacaksınız ama ben yazarak para kazanan birisiyim.
Yazmak benim işim yani. “Neden yazdın” diye sormayın lütfen