Bu gün size 657 sayılı devlet kanunundan bahsedeceğim. Tüm devlet memurlarının tabi olduğu bu kanun bazı devlet memurlarının işlerine geldiği zaman her tarafından yelpaze gibi açtıkları, işlerine gelmediği zaman ise bir zırh gibi hemen bürünüverdikleri pelerindir bu kanun.
Şöyle açıklayayım size, eğer devletin herhangi bir kademesinde yetkili bir müdür iseniz, eğer önünüzdeki konu sizi yüceltecek, pohpohlayacak, devletin daha üst kademelerinde sizi iyi gösterecek, kamuoyunda destekleyecek bir konu olduğu zaman 657 sayılı kanun kimsenin aklına gelmiyor.
Ancak bir gazeteci herhangi bir konuda bilgi almak istediği zaman eğer bu bazı devlet yetkililerinin işine gelmiyorsa, kendilerine zarar geleceğini hissettikleri anda derhal bu kanun devreye sokuluyor. Hemen gazeteciye cevap hazırdır “Biliyorsunuz, 657 sayılı devlet kanununa benim bilgi ve demeç vermem yasaktır” diye.
Ama bazı devlet memurlarının 657 sayılı kanunun 15. maddesinde yazan “Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir. Askeri hizmet ile ilgili bilgiler özel kanunların yetkili, kıldığı personel dışın da hiç bir kimse tarafından açıklanamaz” maddesi
akıllarına hemen geliyor da görevlerini yaparken aynı kanunun 7. maddesindeki “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.” Maddesini nedense es geçerler.
Yine aynı kanunun 12. maddesinde yazan “Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.” Maddesi maalesef bir çok memurun aklına bile gelmez.
Bir gazeteci olarak ne zaman bir haber yapmaya kalksam hep bu kanun çıkar önüme. 657 sayılı devlet memurları kanunundan çektiğim kadar, devletin kendi memurları çekmemiştir inanın bana. 21. yüzyılda artık bu kanuna ihtiyaç varmıdır bilmiyorum ama bıktım usandım ben bu kanundan. İsteyen istediği demeci vermesin ama kamuoyunun doğru bilgilenmesi için hiç olmazsa yorum yapılmadan teknik bilgiler aktarılamaz mı?
Bir haber yapacağım zaman, bilgi alabilmek için anamdan emdiğim süt burnumdan geliyor. Gazeteciler elde ettiği bilginin doğru mu değil mi?, bunu bile bazı kurumlara doğrulatamazken, kamuoyunun doğru bilgilenmesi ve haber alma hakkını yerine getirme görevini nasıl yapacak?
Elindeki bilgiler ışığında haber yapmaya çalışıyorsun, haber çıktıktan sonra geliyor sitemler. “Bize sorsaydınız, size doğru bilgileri verirdik”
Bunları duyunca artık “Yav he he” diyorum