Bazı insanlar vardır hayatınızda hani en olmadık zamanlarda, hiç ummadığınız anda, kör kuyularda çırpınırken, bir anda ışık olur size, elinizden tutar kaldırır düştüğünüz taşlı yoldan.
Kan bağınız yoktur aslında, karındaş ta değilsinizdir. Ama sizi kardeşinizden daha üstün tutar. Kardeşlerimizi seçmek bizim elimizde değil veya akrabalarımızı seçmekte bizim elimizde değil. Ama dostlarımızı seçmek bizim elimizde.
Benim işte böyle dostlarım vardır. Bir elin parmağını geçmez. Hele ikisi benim için çok özeldir. Bundan 2 yıl önce ölümlerden döndüğüm sırada, karındaşlarım yanımda yoktu. Ama dostlarım yanımdaydı. Nefes almamı izlediler saatlerce. Bir bebek gibi baktılar bana aylarca. Birisinin işi olduğu zaman, diğeri rapor alıp geldi başucuma. Ben yemek yiyemiyorum diye, arkadaşımın başka odalarda, başka yerlerde bir iki lokma ile açlığını giderip geldiğini biliyorum. Ateşim 40 dereceyi geçtiği sırada sayıklarken, hayal meyal hatırlıyorum elinde tülbentle ateşimi düşürmeye çalıştığını.
O iki arkadaşım araba alma niyetimi biliyorlardı. Konya’ya büro şefi olarak atandığım hafta, peşinatını ödeyip aldıkları sıfır arabayla yanıma geldiler. “Bu kente yeni atandın. 6 ay sonra araba alırsan, herkes dedikodu yapar. (Bak geldi 6 aya kalmadan araba aldı. Parayı götürdü” derler. Ama sen arabalı gelirsen kimse bir şey söyleyemez” dediler. Haklılardı. Tabiî ki maaşıma el koymuşlardı.
Daha burada sığdıramayacağım, yazamayacağım kadar gönülleri, yürekleri kocaman iki insan. Benim yaşamımın en önemli iki varlığı.
Seni senden daha fazla düşünen iki insan. Köprü olsalar üzerlerinden geçemeyeceğim bu iki insana huzurlarınızda hayatımda oldukları için binlerce kere teşekkür ediyorum. Bu dünyada hakkınızı ödeyemem.