Güzel yürekli bir insan
Ali Ulvi Büyüknohutçu
Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysın Hanım. Bu dünyadan iki güzel insan daha geçti. Eşini fazla tanımıyorum. Sessiz sakin bir kişilikti. Bir iki defa bal aldığım için arabada görmüş ve salamlaşmıştık.
Ali Ulvi Büyüknohutçu ile 20 yıla yayılan bir dostluğumuz vardı. Sadece benim değil, Antalya’ya geldiği günden bu yana herkesle bir şekilde teması olmuş Ali abinin. Ve bir şekilde herkesin de kalbine dokunmuş bu güzel insan.
Dün Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşinin katledilmesiyle ilgili haberler düştüğü andan itibaren sosyal medya adeta yasa büründü. Ne güzel yürekli bir adammışsın sen ki, herkesle bu kadar güzel ilişkiler kurabilmişsin. Herkes senin Antalya için yaptıklarını, kiracılar için, tüketiciler için verdiğin, mermer ocaklarına karşı verdiğin mücadelelerini anlatıyor.
Antalya’lı bir tüketici olduğunu, tüketici olarak hakları olduğunu senden öğrendi. Kiracılar, seninle yalnız olmadıklarını hissetti. Hukukçu olmasan da, bir hukukçu gibi saatlerce kanunları ezberlediğini, yönetmelikleri okuduğunu biliyorum. Başı sıkışan seni arar, sanki kendi derdinmiş gibi başlardın hukuk mücadelesine.
Son olarak bizim Tokatlılar Kahvesi olan Sırtıkara’nın yerinde görüştük. Elerine bakmıştım. Gülümseyip, “Ben artık dağlarda ellerimle yapıyorum her şeyimi. Öyle mutluyum ki. Salça yapıyoruz, ev makarnası yapıyoruz. Pekmez kaynatıyoruz. Her şeyi kendimiz üretiyoruz. Sende gel abim, bir yer alalım sana da. Bak bu şehir insanı çürütüyor” demiştin. Belki 10 defa çağırmıştın Kızılcık yaylasındaki “Ali baba çiftliğine”
Her gün sosyal medya hesabımı açtığımda senin ve sevgili eşinle birlikte tavukların, horozların, keçilerinle ve arılarınla ilgilendiğin fotoğrafları görür, an be an seninle birlikte yaşardım Kızılcık dağındaki Ali Baba çiftliğini. Benim hayalimi yaşıyordun sen.
Bir kenara çekilip, kendin için yaşamıyor, yaşayamıyordun. Yine insanlar için organik ürünler hazırlayıp, fazlasını eş-dost akrabalarına dağıtıyordun. Şimdi sensiz kaldı arıların, keçilerin, tavukların.
Dağlar sensiz ve sahipsiz kaldı. Kelebekler, kuşlar senin sesini duyamayacak.
Üzgünüm Ali abi. Kızılcık dağına, senin yanına gelemediğime üzgünüm. Arılarının sensiz kalmasına, çocuklarının sensiz kalmasına üzgünüm. Ve çağımızın vebası gibi yakamıza yapışan, senin en değer vermediğin şey, yani PARA için seni ve eşini katlatmelerini bünyem kaldırmıyor.
Bir mücadele adamı olarak o dağlar sensiz ne yapar bilmiyorum. Senin gibi “Köroğlu” misali, “Ferman mermer ocaklarınsa, bu dağlar bizim” diyebilen birisi daha çıkar mı bilmiyorum ama Antalya bir koruyucusunu, bir sevenini kaybetti. Antalya için üzgünüm.
Hatıraların önünde saygıyla eğiliyorum abi. Sen ve eşinin mekanı cennet olsun. Nur içinde yat Ali abi…..