Vallahi bir şey demeyeceğim. Doğru söyleyin, kim bana “Gözün kör olsun” dedi?.
Bir süreden bu yana göz rahatsızlığım var. Bu nedenle sarı renkli bir gözlükle ortalıkta dolaşıyorum. Doktor ömür boyu kullanmam gerektiğini söyledi. Bazı arkadaşlar bunu cinsliğimden, hava olsun diye taktığımı zannediyormuş.
Neyse, dün akşam bir şey yoktu. Sabah kalktım, sol gözüm açılmıyor. Göz kapağı birbirine yapışmış. Banyoda temizledim filan ama sol göz kanlı. Ve felaket ağrı yapıyor. Ağrı kesiciler filan aldım, işe geldim.
Gelirken düşünüyorum “Nazar mı değdi? Biri gözün kör olsun mu?” dedi diye. Sonra kendi kendime güldüm.
Polis-adliye ve hastane muhabirliği yapıyorum. Bir gün istihbarat Şube müdürü çağırıyor “İsmin PKK’nın Antalya’da infaz edilecekler listesinde” diye, ertesi gün Asayiş Şube müdürü çağırıyor, “Filanca mafya grubu ile ilgili haber yapmışsın. Dikkatli ol” diye. Bu arada bir mafya grubu var. İstanbul’dan gelmişler, üç beş yer kurşunlayıp, birkaç adamı vurmuşlardı. Ben duruşma salonunda kendi vurulacağımı öğrendim. Tutanaklara da geçti bu üstelik.
Sonrasında cinayet büro amiri ile sohbet ediyoruz. Dedi ki, “Teslime abim, en büyük korkum senin öldürülmen. Çünkü biz cinayeti önce bu adamın-kadının düşmanı kim? Öldürülme nedeni ne? diye bakar oradan yola çıkarız. O kadar çok düşmanın var ki, senin katilini bulmamız neredeyse imkansız. Sen şimdi tanınan da bir gazetecisin, üsttekiler başımıza dikilir (Bulun bunun katilini) diye. Faili meçhul kalacaksın. Vallahi senden fazla sana bir şey olacak diye korkuyorum” demişti.
Amirim-jeneratörüm benim ölmeme üzülmüyor da benim katilimi bulamayacak, başında boza pişirilecek diye korkuyordu.
O gün güldüm geçtim ama düşününce doğru söylüyordu. Şimdi gözüm böyle olunca benimde ilk aklıma gelen “Bana kim gözün kör olsun” dedi diye düşünüyorum. O kadar çok var ki.
Neyse, yine de ben bir doktora gideyim. Bu mübarek ramazanda kimsenin günahını almayayım. Kesin mikrop kapmıştır.