Her mayıs ne yazık ki benim için hüzünlü bir aydır. Bu ayda kaybettim annemi. 15 Mayıs annemin ölüm tarihi. 16 Mayısta toprağa verdik. Anneler günün hemen ardından kaybettim ben annemi. O nedenle İzmir’deki minibüs kazasında ölen annelerinden geriye kalan yavrularının acısını ta içimde hissettim.
Annelerinin arkasından kalan o yavruları bundan sonraki tüm yaşamları boyunca her anneler gününde benim yaptığım gibi, muhtemelen sosyal medya hesaplarını kapatacaklar, anneler gününden bahseden haberleri okumayacak, anneler ile ilgili reklamları duydukları anda tüyleri diken diken olacaktır.
Annem öldükten sonra sanki 10. kattan düştüm de, parçalara ayrıldım diye hissetmiştim. En zoru artık annem yoktu ve ben kendimin dağılan parçalarımı yeniden kendi ellerimle toplamak zorundaydım. Bu sırada insan görünümüne girmiş Naziktar Kaçaroğlu girdi yaşamıma. Bir arkadaşımın annesiydi ve o kadın beni annemden sonra karşılıksız seven, koruyan, düşünen ve şefkatle ellerimi tutan bir kadındı. Hasta olsam Naziktar teyzem baktı bana. Acımı unutmak için deli gibi çalıştığım dönemde, hemen her akşam istisnasız beni arar, “Kızım yemeğini yedin mi?. Aman sağına soluna dikkat et” derdi hep.
Ev yemekleri yapamadığımı bildiği için hemen her gün istisnasız arar “Bu gün kuru fasülye yaptım. Bu gün çorba, bu gün çulama (Giritli böreği) Giritli simidi yaptım” diye beni çağırır, bazen hüzünlü olduğumda bana sarılırdı. Sanki acımı alır giderdi. Yumuşacık, pamuk gibi elleri var. Bazen beraber gezmelere gideriz. Renk değiştiren gözleri vardır Naziktar teyzemin, Hüzünlendiğinde kahverengiye yakın bir ela’lık, sevindiğinde yosun yeşiline çalan bir parıltı vardır gözlerinde. Sadece yüzüyle değil, benim Naziktar teyzem gülünce, gözlerinin içi, taa kalbinin içiyle güler.
Hiç tanımadığı insanlara kapısını açar benim Naziktar teyzem. Başkaları gibi dedikodu bilmez, ağzından çok sinirlense bile kötü söz çıkmaz. Bu güne kadar hiç kimseye kötü bir bakışı bile yoktur benim Naziktar teyzemin.
O benim hayatta sahip olduğum en güzel annedir. Aylarca, yıllarca ve halen beni arar, sorar, şimdilerde ise “Niye gelmiyorsun” diye sitem eder. Naziktar teyzem benim. Ay parçam, bu dünyadaki sahip olduğum tek sevgi kaynağım benim. Bu hayırsız kızını affet sen. Son günlerde bende artık kendi yüzümü göremez oldum. Çünkü aynaya bile bakmaya fırsatım olmuyor.
Biliyorum içten içe, bana kırgın değil de, sitayişle söyleniyorsun. Biliyorum, yine çok fazla çalıştığım için bana kızacaksın. Biliyorum yine sağlımı düşünmem için bana öğüt vereceksin. Biliyorum Naziktar teyzem, bu anneler gününde beni beklediğini de biliyorum. Gelemedim. O günü yaşamak istemediğimi biliyorsun. Artık yaşım da ilerledikçe kaldıramıyorum.
Ama bil ki, Naziktar teyzem, güzel yürekli, güzel bakışlı ay parçam, ben seni çok seviyorum. Ben nereye gidersem gideyim, senin hep aynı yerde durduğunu biliyorum. Ne zaman dönsem sana, daha dün bırakmış gibi sevgiyle beni kucaklayacağını biliyorum. Ne zaman, duaya dursam önce annem, sonra senle başlıyorum yakarışlarıma. Allah sana uzun ömürler versin. Seni seven 4. kızın.