Öncelikle konuya müthiş duyarlılıkla yaklaşan Kepez İlçe Emniyet Müdürü İlker Eşki ve Yardımcısı olan Murat Baz’a, konuya hassasiyetle yaklaşan kadın polis memuru ve ifade alan polis memuru arkadaşa buradan bir vatandaş olarak ne kadar teşekkür etsem azdır. Biliyordum ama bu olayda bir daha anladım ki, bizim polislerimiz aslında artık amatörlükten çıkıp, neredeyse profesyonel psikolog olmuşlar. Yukarda saydığım mesleğin yüz akı bu kişilerin profesyonelce olaya bakışları, tarafsızca olayı ele alış biçimlerine söylenebilecek bir tek kelime var o da Bravo.
Ama şimdi size anlatacağım olayda bu kadar profesyonelce mesleğini icra eden polislerin yanında birde müdahale ettikleri olayların yoğunluğundan yılmış, artık sürekli karşılaştıkları için kanıksayarak gerekli hassasiyetten uzak çalışanlarda var maalesef.
İşte aşağıdaki vahim olay benim yeğenimin başına geldi.
Dün akşam saatlerinde ağabeyimin kızı olan yeğenim telefonla aradı. İki saldırgan tarafından tacize uğradığını söyledi. Bizim kızımız yüzde 46 ortopedik engelli raporu var. Rahatsızlığı milyonda bir rastlanan korku ve panik yaşadığı herhangi bir anda atak haline geçebilen, ölüm veya bitkisel hayata girme gibi sonuçları olan merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık.
Kısaca olaylar şöyle gelişiyor. Akşam saat 21.00 sıralarında işinden çıkan yeğenim Ulus Mahallesindeki evine gitmek için Dokuma bölgesinden geçen otobüse biniyor. Evine en yakın yer olan Mithat Paşa Caddesi, Uyum Sitesi önünde otobüsten inip, evine doğru yürüyor. Elinde kağıt bardakta kahvesi yorgun argın, bir an önce eve varabilmek için hızlı hızlı yürürken, bu sırada birisi 60 yaşlarında diğeri 50’li li yaşlarında zil-zurna sarhoş iki adam yeğenimin yolunu kesiyor. Birisi sağına, diğeri soluna geçip, ağızlarından salyalar akarcasına tıpkı Türk filmlerindeki Tecavüzcü Coşkun misali “Maşallah, maşallah, analar neler doğruyor” gibi kaba-saba laf atıp, taciz etmeye başlıyorlar. Kızcağız, aradan sıyrılıp gitmek isteyince bunun önüne doğru geçip yürüyüp gitmesini engellemeye çalışıyorlar. Benim yeğenim öyle her şeye papuç bırakacak cinsinden değil. “Ne oluyor ya. Siz bana mı diyorsunuz. Koskoca adamsınız, yaptığınızdan utanmıyor musunuz?” diye diklenince, bunlardan cevap, “N’olmuş maşallah demek suç mu? Hangi kanunda yazıyor Maşallah demek?” diye arsızca cevap veriyorlar.
Tacize susmayıp, polisi arıyor
Yeğenim E.T. hemen telefon ile 155’i aramak istediğinde, daha genç olanı, tehditvari bir şekilde üzerine yürüyüp, eliyle müdahale etmeye kalkınca kızımız kağıt kahve bardağı olan eliyle kendisini korumaya çalışıyor. Kahve adamın koluna dökülüyor. Kendisine yapılan tacize sessiz kalmak yerine hakkını savunan yeğenime en hafifi “Çirkef” sözünden tutun da burada yazamayacağım ağır hakaretler sıralanıyor.
Yeğenim etraftan yardım isteyince, birkaç kadın geliyor yanlarına ve “Gel kızım sen böyle, bu adamlar her yerde aynı” diye. Bu sırada adamlar kızımızın dişli olduğunu fark ettikleri için kaçmaya çalışıyorlar. Bizim kız durur mu, esnaftan yardım isteyip, kaçmalarını engelliyor. Bereket polis hemen geliyor.
Ekip arabasındaki polislere durumu anlatıyor. Adamlardan şikayetçi oluyor.
İşte asıl bundan sonrası çok önemli.
Polis ekibi, alkollü tacizcileri gözaltına alıyor. Hemen yanlarına ise tacize ve saldırıya uğrayan E.T.’yi oturtuyor. Yani kızımız, tacizcileri ile aynı ekip arabasına yan yana oturtuluyor. Adamlar, başlarına gelecekleri anladıkları için polislerin yanında yeğenimin gözünü korkutmak ve şikayetinden vazgeçirmek için başlıyorlar ağır küfürler, el kol hareketi ile hakaretlere. Polisler tacizcilere “Susun” diyor ama dinleyen kim, ekipteki polisler de erkek ya, adamlar, “Erkeklik ölmüş arkadaş. Bir Maşallah dedik diye gözaltına mı alınır?” diye erkek polisleri, erkek dayanışmasına çekmeye çalışıyorlar. Birisi bacağını cinsel organı olarak kasdedip, yeğenime doğru uzatıp, “Bunu sonuna kadar sana sokacağım. Senin canını yakacağım, seninle uğraşacağım” diye bir de tehdit ediyor. E.T. polis ekip arabasının içinde ağır tacizlere maruz kalıyor.
Sonunda ekipten bir polis, “Kaç yaşında adamsın, ne diyeyim sana” diyor.
Ancak yeğenim şikayetinden vazgeçmiyor. Adamların alkol raporunda bir tanesi 190 civarında, diğeri ise 280 civarında promül alkollü bilgisi verildi bize.
Kendi kızınıza yapılmasına müsaade edermisiniz?
Şimdi buradan soruyorum o ekip arabasındaki polis arkadaşlara. Sağolun hemen gelip müdahalede bulundunuz ama elinizi vijdanınıza koyun ve kendi eşinizin veya engelli kızınız işten dönerken başına böyle bir şey gelse, siz kendi engelli kızınızın, tacizcileriyle aynı ekip arabasına bindirilip polis nezaretinde tacize devam edilmesine müsaade edermisiniz?
İş yoğunluğunuzu biliyorum ama neden ikinci bir ekip arabası istemediniz? Neden tacize uğrayan kızımızı da aynı ekip arabasına bindirerek müşteki olmasına rağmen sanki zanlı gibi aynı muameleyi yaptınız. Ekip arabanız yoksa, neden tacize uğrayan o kıza “Sen kendi imkanın ile karakola gidebilir misin?” diye sormadınız? Neden? Neden? Neden?
Ne diyeyim ben size