Bu gün sayfalarımızda okuyacağınız “Enderun Özgün Eğitimciler Derneği” diye kurulan bir derneğinin okullardan seçtikleri (Devşirdikleri) çocukların eğitimi ile yaptıklarını okuyacaksınız. Birde Döşemealtı Milli Eğitim Müdürünün verdiği plaket var ki, onu hiç anlamış değilim.
Şimdi düşüncelerimi yanlış anlaşılmalara mahal vermeden açıklamak istiyorum. Düşünsenize, bu memleket yıllarca “Paralel eğitim” ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan FETÖ/PDY belasından çok çekti. Şu andaki yaşadığımız durum maalesef Milli Eğitimimize alternatif hazırlanan paralel eğitim sisteminin sonucudur. Bu ülke bir daha parelel bir eğitim sisteminin sonucunu kaldıramaz.
Tekrar ediyorum, yanlış anlaşılmasın sözlerim. Enderun Özgün Eğitim Derneği de aynı şeyi yapacak demiyorum veya bir yerlerle ilişkilendirmiyorum. Ama bunu da kabul etmek istemediğimi söylüyorum. Bizim Milli Eğitim Bakanlığımız var. Buradaki müfredatta zaten çocuklarımıza milli şuurla en iyi eğitimi verip, vatana-millete yararlı bireyler olarak yetiştirilmeye çalışılıyor. Onlarca öğretmen, akademisyen çocuklara neler okutulması, nasıl bir eğitim vermek konusunda kafa patlatıp, mesai harcıyorlar. Binlerce öğretmenlerimiz deli gibi çaba sarfediyorlar.
Daha geçen gün, bir öğretmen hanım geldi ofisimize. Meslek lisesinden öğretmen. Öğrencilerinin staj yapabilmelerine yönelik kişisel çabalarını gördüm ve öğretmen hanıma hayran oldum.
Osmanlı tarihinde Enderun sistemini bilmeyen yoktur. Özellikle zeki Hristiyan çocukların devşirilerek Saray’da özel eğitimden geçirilmesi ve devletin yüksek kademelerinde görevlendirilme sistemidir.
BÜYÜK TEHLİKE
Şimdi bu dernek yetkilileri de Milli Eğitim Antalya İl Müdürlüğü ile temasa geçip, gittikleri okulda seçtikleri 250 kadar öğrenciyi alıp, istedikleri formatta eğitim veriyorlar. Muhtemelen iyi niyetli bir girişim ama sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum. Şimdi 14-15 yaşlarındaki o çocukların beklentilerini düşünün. “Enderun sistemi ile biz devletin kademelerinde görevlendirileceğiz ve üst düzey memur olacağız” diye büyük beklentiler ile beyinlerine işleniyor.
Ardından diğer çocuklar ise, “Biz seçilmedik. Demek ki biz vasat öğrencileriz. Gördünüz mü, milli eğitim ve dernek işbirliği ile devlet kademesinde müdür olacak, amir olacaklar şimdiden seçildi. Biz okuyup da ne yapacağız. Onlar zaten yandaşlarını seçtiler. Bize bir şey kalmadı” demezler mi?
SAYIN İLÇE MÜDÜRÜ NE YAPTIĞININ FARKINDAMISIN?
Ya o Döşemealtı İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdem Kaya’ya ne demeli?
Sayın İlçe Milli Eğitim Müdürü siz ne yaptığınızın farkındamısınız? Siz o çocukları bir araya getirip, 7 kitap okutamıyor musunuz da bu işi derneklere bırakıyorsunuz? Sakın bana “Eğitime verdikleri katkı” diye klişe bir cevap vermeyin lütfen. Siz neyin plaketini verdiniz sayın Kaya? “Biz bu çocukları iyi yetiştirmeyi beceremiyoruz, siz bizden daha iyi yetiştireceksiniz. Alın size birde plaket mi?” dediniz.
O çocukların ailerinin bu olaydan haberi var mı? O çocukların kimler tarafından ne için seçilip, hangi kitapları okutulduğundan haberleri var mı?
Asıl önemlilerinden birisi de gece-gündüz o çocuklar için çabalayan Milli Eğitimin isimsiz neferleri olan binlerce birbirinden değerli öğretmenlerimize ayıp etmediniz mi?