Bu gün Vakıflar Bölge Müdürü Sayın Hüseyin Coşar beyefendi ile telefonda görüştüm. Vakıflar ile anlattıklarını duydukça kulaklarıma inanamadım. Antalya’da tam 301 yıllık vakıf var ve vakfiyesine hala devam ediyor.
Ben bu güne kadar Vakıflar denilince aklıma hep, kiracıları olan bir devlet dairesi olarak kalmış. Antalya’daki boş araziler, kıyıda köşede kalmış arsalar, ne bileyim birde büyük bir bina vardı tam Kalekapısında. Vakıflar İşhanı olarak bildiğimiz bu yerde herkes kiracıydı. Sadece devletin kiralama sistemi olarak kalmış aklımda. Neden böyle kaldığını bende bilmiyorum.
Sayın Coşar’la konuştukça aslında benim hafızalarımdaki vakıflar ile onların yaptıkları işlerin bambaşka olduğunu fark ettim. Mesela geçtiğimiz yıldan bu yana takip ettiğim bir konu var. Kesik Minare’nin restore edilmesi olayı. Sayın Coşar, bana bu müjdeli haberi de verdi. Kesik Minare’nin restorasyonu için ihale aşamasına geldiklerini bildirdi. İhale işlemleri bittikten kısa bir süre sonra restorasyonunda biteceğine inandığını söyledi.
Halen faal olan ve bazı ailelerin temsilcileri tarafından oluşturulan mütevelli heyetleriyle birlikte yüz yıllardır süregelen vakıfların varlığını öğrenmek beni şaşırttı. Antalya’da halen bu şekilde 5 vakıf varmış. Bunlardan ikisini AYÇOV ve Talasemi vakfından haberim vardı zaten.
Vakıflar Bölge müdürlüğü bu gün Kalekapısı Hamam önünde bu gün 2 bin kişilik yemek hazırladı. Ve tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi, fakir, fukaraya, garib-gurebaya yemek dağıtacak. Hatta bu gün gazetemiz sayfalarından görüleceği üzere, ülkemize ziyarete gelen, Antalya’mızın güzelliklerini yaşamaya gelen turistler bu gün sabah bizim vakıf kültürümüz le de tanıştılar. Onlarda vatandaşlarla birlikte sabah çorbasına kaşık salladılar.
Sayın Coşar ile konuşmamızı en kısa sürede buluşup, Vakıflar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak üzere bitirdik. Aldığımız bilgileri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.