Hava sıcaklığı 35 derece.
Nem yüzde 85, hissedilen sıcaklık 45 derecenin üzerinde.
Güneş tepenizde ve durakta yaklaşık 3 saat otobüs bekliyorsunuz…
Nerede ?
Dünya kenti (!) Antalya’da…
Türk turizmi ve tarımının lokomotif kenti Antalya’da…
Bin sefer yazdım, gerekirse on bin sefer daha yazarım. Bu kentin yaşayanları, ‘ulaşım baronları’na teslim edilmiş. Yine ve bir kez daha iddia ediyorum bu kenti büyükşehir belediyesi filan değil ‘ulaşım baronları’ yönetiyor…
Zam diyorlar alıyorlar, yetmez diyorlar destek görüyorlar. Hepi topu bir avuçlar amma çıkardıkları sesle herkesi ürkütüyor, sindiriyorlar.
Bakın işte, koskoca Antalya’da bunlara diş geçirecek bir yönetici yok.
Canları ne isterse onu yapıyorlar. Kural, kaide, yasa, yönetmelik zerre kadar umurlarında değil. Otobüsler onların ya, isterlerse sefere koyuyorlar, istemezlerse koymuyorlar. Canları hangi güzergahta hangi şekilde çalışmak isterse öyle çalışıyorlar. UKOME’ymiş, büyükşehir belediye yönetimiymiş umurlarında değil…
Hele bir başkanları var, ‘Arslan’ başkan. İşi şehiriçi ulaşımdaki otobüsleri koordine etmek filan değil siyaseti koordine etmek. Hangi taşı kaldırsan altından o çıkıyor. Buradaki yönetim zaten parmağının ucunda. Yetmiyor, bir bakıyorsunuz Ankara’da o kapı senin bu kapı benim dolaşıyor, kulis yapıyor. Hele seçim arifelerinde. O bir avuçluk zümreyi öyle bir pazarlıyor ki, sanırsın Antalya’nın üçte ikisi onun elinde. “Biz kimi istersek onu seçtiririz” havasında gitmedik siyasetçi bırakmıyor. İşin trajik yanı gittikleri de bunlara saf saf inanıyor.
Tabi olan her zamanki gibi vatandaşa oluyor…
İktidar nasıl ki bir avuç ayrıcalıklı sınıfa hizmet ediyorsa, Antalya Büyükşehir Belediye yönetimi de sadece kentteki ‘ayrıcalıklı’ sınıfı dikkate alıyor.
Sadece onları önemsiyor…
Toplu ulaşım aksıyormuş, vatandaş şu cehennem sıcaklarında duraklarda işkence çekiyormuş umurunda değil.
Niye olsun ki ?
Ayrıcalıklı sınıf otobüse binmiyor nasılsa…
Kim biniyor ? Emekli.
Kim biniyor ?Dar gelirli, işçi, köylü, memur, ücretli çalışan…
Onlar da varsın çile çeksin. Varsın sıcaklarda kavrulsun, yansın. ‘Yarın sandık önlerine konulduğunda iki süslü lafla kandırır yolumuza bakarız’ diye düşünüyorlar herhalde.
Zoruma gidiyor artık. En çok da halk adına siyaset yaptığını iddia edenlerin, her fırsatta ‘halkçı’ sıfatını kullananların halka karşı bu duyarsızlıkları…
Bugüne kadar iyi niyetle uyardım olmadı. Bundan sonra sadece ve sadece lanetleyeceğim. Halka eziyet çektiren, eziyet yapılmasına göz yuman her kim varsa, başta büyükşehir belediye yönetimi olmak üzere hepsini Allah’a havale edeceğim.
Bu da böyle biline…
Yorumlar
Kalan Karakter: