Siyasi iktidar ne derse desin, biz sade vatandaşlar tüm dünyada olduğu gibi enflasyonu ’hayat pahalılığı’ olarak algılıyoruz. Hatta algılamıyor bizatihi yaşıyoruz…
Ülkemizde küçük bir azınlık hayatından memnun yaşıyor çünkü mevcut sistem var olanın varlığını kat be kat artırırken, yok olanı yerin 7 kat dibine gömdü. Mutlu azınlık hayatından memnun çünkü geriye kalan büyük ekseriyetin ne yaşadığından haberleri yok. Malum tok açın halinden anlamaz. O küçük ‘mutlu’ kesime darlıktan, yokluktan söz ettiğinizde duyduğunuz tek şey, ‘sabır, kanaat’ oluyor. Hele maneviyatı biraz yüksek ise “Bunların hepsi bir sınav” cümlesini mutlaka duyarsınız. Sanki sınav sadece dar gelirliye, sadece fakir fukaraya…
Aslında onlara sormak lazım,
‘Siz hiç çaresizlikle sınandınız mı ?’…
Neyse…
Dedim ya, büyük ekseriyet yaşam maliyetlerini artıran, gelirleri eriten bu ekonomik yıkımdan şiddetli bir ızdırap duyuyor. Çok değil 6-7 ay önce Antalya’nın orta halli bir semtinde 2 bin TL olan ev kirası bugünlerden 8-10 bin TL’ye çıkmış. Geçen yıl en ucuz 150, 160 bin lira olan bir otomobile bugün en az 450-500 bin TL bin TL vermezseniz alamıyorsunuz. Yani ev, araba artık hayal olmaktan bile çıkmış durumda. TÜİK’in Ekim 2022 enflasyon rakamı yıllık yüzde 85,51. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Ekim ayında yıllık enflasyonu yüzde 185.34 olarak açıkladı. TÜİK istediği kadar düşük enflasyon seviyesi belirlesin. Halkın enflasyonu almış başına gidiyor. Buna rağmen TUİK’in açıkladığı enflasyon oranı bile son 24 yılın zirvesinde. Ekonomik krizi kılcal damarlarına kadar hisseden/yaşayan büyük ekseriyet günlük, anlık yaşıyor. Vatandaşın geleceğe dönük bir hayali, bir hikayesi kalmadı. Yapılan araştırmalara göre yaklaşık 10 milyon insanın geliri giderinden çok az. Yani bütçeleri hep açık veriyor. Gelir ve gideri ucu ucuna denk olan milyonlarcası ise işsiz kalması, gelirinin sekteye uğraması ile anında çökecek durumda. Yine araştırmalara göre koca Türkiye’de geliri giderinden fazla olan hane sayısı sadece 2.2 milyon…
Enflasyonun yarattığı tahribat sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik. Her 3 çocuktan 1'i yoksullukla ve yoksunlukla mücadele ediyor bu ülkede. Geçtiğimiz ay açıklanan sefalet endeksinde Türkiye 93.3 puanla, en yakın takipçisi Arjantin’e fark atarak birinci oldu. Sefalet endeksinde tarih yazdık yani. Şimdilerde iktidar ‘Türkiye Yüzyılı Vizyonu’ndan bahsediyor. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, sanki 2002’den bu yana iktidarda değillermiş gibi, gelecek dönemde seçilip de iktidara gelirlerse neler yapacaklarını, hedeflerini anlatıyor. ‘Bal bal’ demekle ağzımızın tatlanmadığını yaşayarak öğrendik. Şimdi ‘Türkiye Yüzyılı Vizyonu’ diyerek bizlere çoban kulübesinde padişah rüyası gördürmeye çalışıyorlar. Ha bir de şu ‘Beka’ sorunu var. Hemen her krizde temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koydukları…
Ne menem bir şeyse bu ‘Beka’, seçim dışı zamanlarda düşman ilan ettikleri HDP ile seçim zamanlarında biraraya gelmelerine mani olmuyor. Mesela şu sıralar anayasa değişikliği yapabilmek için HDP ile bir araya gelmekten imtina etmedikleri gibi…
Muhalefeti, “HDP ile görüşen PKK ile görüşmüştür” diye eleştirenlerin Anayasa değişikliğine destek için HDP’nin kapısını çalmasına ne demeli bilmem…
Son söz; Yakınlarım bilir, sürekli aynı şeyleri yazıp söylüyorum. Ben bu ülkede siyaset kurumuna olan inancımı yitirdim. Bu ilkesiz siyasetin bu ülkeye, bu millete fayda getireceğine inanmıyorum. Arzu ettiğim tek şey, gerçek millet iradesinin sandığa yansıması. Tüm siyasilere, “Sizi iktidar edecek olan da, yere çalacak olan da millettir” mesajının verilmesi…
Yorumlar
Kalan Karakter: