Hastaneden bebekleri çalınan Kömür çifti, kızlarını bulma umutlarını hiç kaybetmediler
Antalya’lı Nuray ve Mustafa Kömür çifti, tam 22 yıl önce SGK Hastanesinden kimliği belirsiz bir kadın tarafından çalınan kızlarını bulabilmek için umutlu arayışlarını sürdürüyor.
5 Kasım 1995 tarihinde bu günkü adı ile Atatürk Devlet Hastanesi, 22 yıl önceki hali ile Sosyal Sigortalar Hastanesi kadın doğum servisinde 24 yaşındaki Nuray Kömür ilk bebeğini dünyaya getirdi. Havva ismi verilen kız bebek, doğum sırasında ciğerlerine karın suyu kaçtığı için hayati tehlikesi vardı. Bu nedenle hastaneden çıkartılmayarak tedavi görmeye başladı.
Aksu’ya bağlı Yurtpınar bölgesinde oturan Nuray ve Mustafa Kömür çifti ise ilk bebeklerinin üzerine titreyerek hastanede tedavi sürecini bitirmeye çalışıyorlardı. Doğumdan 3 gün sonra tarihler 8 Kasım 1995’te genç annenin yattığı 6 kişilik koğuşa şalvarlı, başı örtülü, uzun boylu, 25-30 yaşlarında bir kadın girdi. Sancı odasında hastası olduğunu belirterek yeni doğum yapmış anneleri inceledi.
Herkesin başında refakatçisi olduğu için refakatçisi olmayan genç anne Nuray Kömür ile sohbet etmeye başladı. Kendisinin de Dumanlar Köyü’nden olduğunu ve akrabasının sancı odasında doğum yaptığını belirterek bir süre oyalandı. Birkaç defa “Hastamı kontrol etmeye gidiyorum” diyerek gün içerisinde birkaç defa dışarı çıkıp geri geldi.
Öğle saatlerinde yemek yenildikten sonra gizemli kadın elinde iki bardak çay ile odaya girdi. Genç kadına sıcak bir çay uzatarak, “Senin için getirdim” dedi ve Nuray Kömür’e ikram etti. Kömür o anları ise hayatının en kötü anları olarak hafızasına kazıdığını belirterek, “Çaydan bir yudum aldım. Tadı buruk idi. Bir yudum daha aldım içindeki beyaz porlu bir şeyler gördüm ve çayı içmek istemediğimi söyledim. Kadın bana (Bende beğenmedim) diyerek elimdeki bardağı aldı ve götürdü. Aradan birkaç dakika geçti benim gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladı. Ziyaret saati idi ve odanın içinde bir çok kişi vardı. Bu sırada geri gelen kadın, (Sen uyu. Ben bebeğine bakarım) dedi. Ben zaten kendimden geçiyordum o sırada. Son kez baktığımda kadın yanı başımda duran beşiğin yanında ayakta ve bana bakıyordu. En fazla 15-20 dakikalık kendimden geçmiştim. Uyandığımda boş bir beşik ile karşı karşıya kaldım” Dedi.
“Kara üzüm saçlı kızım” kızım diyerek hala çalınan bebeğinin hayalini seven Nuray Kömür, “22 yıl boyunca içimdeki umut hiç sönmedi. Kapkara üzüm gibi siyah saçları vardı. Saçları uzun siyah ama teni bembeyaz bebeğim olmuştu. Ben hamile iken köyde bir kız çocuğu vardı. Simsiyahtı saçları. Bende sürekli o kız çocuğuna bakardım. Benim de bebeğimin ona benzemesini isterdim. Nitekim tıpkı o kız çocuğu gibi simsiyah saçlı kuzum doğmuştu” dedi.
Bebeğinin çalınmasının ardından Ali ve Beyza ismini verdikleri iki çocukları daha olduğunu belirten Nuray Kömür, “Onlara bir şey olmasın diye günlerce uykusuz kaldım. Evime geldikten sonra bile hala çocuklarımı çalacaklar diye korkuyordum. İlk göz ağrım bebeğim çalındıktan sonra ellerim koynumda kaldı. Sütüm geldi, bebeğim olmadığı için emziremedim. Çok zor günler geçirdik. Günlerce uykusuz, aylarca bize gelecek bir telefonu bekledik” dedi.
Mustafa Kömür ise bu güne kadar kızını bulabilmek için neredeyse bir servet harcadığını belirterek “Aylarca polisle birlikte karakollarda kaldık. Bebeğimizi bulabilmek için denemediğimiz yöntem kalmadı. Hacılara-hocalara gittik. Fal baktırdık, medyumlara gittik. Ama kızımı bir türlü bulamadık. Bazen telefonlar geldi, (Kızının organları için aldık) diye. Hatta bir kadın çıktı ve polise beni göstererek (Bu adam Alanya’da bir muz tüccarına bebeğini sattı) bile dedi. Hatta Alanya’ya gidip o evi bile göstermiş polislere. Ancak tüm söylediklerinin bir hayal ürünü olduğu ve kadının psikolojik tedavi gördüğü ortaya çıktı” dedi.
Hala kızını bulma ümidini kaybetmediğini belirten Nuray Kömür, “Hastanede o kadına yardım eden birileri mutlaka vardı. Yoksa benim bebeğimi oradan çalıp götürme şansı yoktu. Bebeğim hastaydı ve Tıp Fakültesine sevk edilmesi gerekiyordu. Belki öldü. Onu da kabullendim ama üzerindeki o sır perdesini aralayamamak beni çok yordu. Allah rızası için o günle ilgili bilgisi olan varsa bana söylesin. Bu gün karşıma çıksa bebeğim, sarılsam ona başka hiçbir şey istemem dünyada. Bakın tam 22 yıldır bu kollarım hep birbirine bağlı kaldı. Otururken bile hep ellerimi birleştiriyorum veya kollarımı birbirine geçiririm böyle. O günlerden kalma bir alışkanlık oldu bana. Belki birisi vicdanı sızlar da benim kollarımı artık açacak haberi verebilir. Bu gün kızım tam 22 yaşında olacaktı. Çalan kişi için aradan 22 yıl geçtiği için cezası kalmamış. Ama vicdana gelsin ve kızımın hayatta olduğunu söylesinler, 22 yıldır çektiğim bu acıya son versinler, hakkımı helal edeceğim. Söz veriyorum şikayetçi de olmayacağım, hakkımı da helal edeceğim” dedi.
GÜNDEM
Yayınlanma: 08 Kasım 2017 - 10:36
Güncelleme: 08 Kasım 2017 - 10:39
22 yıllık sır
GÜNDEM
08 Kasım 2017 - 10:36
Güncelleme: 08 Kasım 2017 - 10:39

