Bir STK’mız, her yıl mutad olarak düzenlediği geleneksel iftar programını son üç yıldır; yetiştirme yurdu öğrencileri ve huzurevi sakinlerine özel şekilde yapar. Bunlar, Antalya Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile koordinelidir.
Perşembe günü, gelecek sayısında mutabık kalınır. Cuma günü teyitleşilir. Cumartesi günü, iftar yerinde 385 kişilik yer hazırdır. İftar saatine 20 dakika kala STK Başkanı neden geciktiklerini sorar.
Müdürün cevabı: “Başkan, biz çocukları başka yere gönderdik, gelemeyecekler”.
Başkan’ın başından kızgın sular inmiştir.
Böyle bir saçmalık olabilir mi?
“Sayın Müdür, nereye gönderdiniz? Sizinle konuşmamız, ekibin bizim programımıza katılacağı şeklinde değil miydi?”
“Doğru söylüyorsun, ama 30 yıldır yetiştirme yurdunda yetişenleri topladık. Ankara'dan Daire Başkanı geldi. Herkesi oraya gönderdik”.
“Peki Sayın Müdür, biz bu programı kendi başımıza mı yaptık? Geleceklerin sayısını siz vermediniz mi? Daire Başkanı’nın geleceği son dakikada mı belli oldu? İnsan bir telefon açmaz mı? “Bizim çocukları gönderemiyoruz” diye bir haber vermez mi? Bize nezaketen bir telefon bile açmıyorsunuz. Bu ne rezalet!”
“Başkan, biz de bir şey yapamazdık. Böyle oldu. Kusura bakmayın” diyor.
Olay, bana intikal etti. Sayın Müdürü aradım.
“Niye böyle oldu? İnsan önceden bir haber vermez mi?”
“Özür dilerim Nasuh Abi”.
“Bu kadar yemek ne olacak?”
“Özür dilerim Nasuh Abi”.
“Bu STK’nın durumu ne olacak?”
“Özür dilerim Nasuh Abi. Yapacak bir şeyim yoktu”.
“Sayın Daire Başkanı’nın telefonunu verir misin? Ben onunla konuşmak istiyorum”.
“Özür dilerim Nasuh Abi, böyle oldu”.
SAYIN VALİM MÜNİR KARALOĞLU SİZE ARZIMDIR
Bir empati yapın. Siz iftar daveti yapacaksınız. Katılımcılar hususunda mutabık kalacaksınız. Hayri ve güzel bir faaliyet düşüncesindesiniz. Ama hiç kimse gelmiyor. Gelemeyeceklerini de siz telefon edip öğreniyorsunuz. Kararı siz verin.
DEVLETİN MÜDÜRÜ YALANCILIK YAPAR MI?
Bu büyük sabote değil mi?
Gölcük depreminde, aşevi açan muhafazakar STK’lara izin verilmemiş, hatta alet, edevat ve birçok malzemesine de el konulmuştu.
O ZİHNİYET İLE BU ZİHNİYETİN FARKI VAR MI?
Nedenini bilmiyorum. Ama çok merak ediyorum. Acaba, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda hala FETÖ’cü kriptolar mı var?
Hatırlarsanız, en fazla FETÖ’cüler; Askeriye, Emniyet ve Adaletin dışında Maliye, Çalışma Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda denilmişti. Askeriye, Emniyet ve Adalette büyük temizlik yapıldı. Diğer kurumlar ile ilgili ne yapıldı, bilmiyorum.
Bu kararın arkasında acaba kripto FETÖ’cüler mi var? Yoksa Şamil TAYYAR ve Metin KÜLÜNK Bey’in dediği gibi, Antalya'da bir FETÖ borsası mı oluştu?
Her seçim dönemi, bazı bürokratlar frene basar. İşi yavaşlatır. Topu taca atarlar. Vatandaşı bıktırırlar. Devlete küstürürler. “Lanet olsun!” dedirtirler. İktidar değişirse, yerlerini koruma telaşında ve gayretindedirler.
Acaba, bu kararın arkasında metal yorgunluğu olan bürokratlar mı var?
Yoksa imparatorluğunu tescillemek, “Ben varsam her şey var, yoksam hiçbir şey yok”
zihniyetli siyasal yapı mı var?
Sayın Valim, konunun üzerine gideceğinizi ümit ediyorum. Yanlışlık ve hatanın müsebbibleri hakkında işlem yapmanızı arz ederim.
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANIMIZ SAYIN FATMA BETÜL SAYAN
Siz davanın şuurunda olan bir Bakansınız. STK’lar ve halkla iç içe olan birisiniz. Devleti küçük
düşüren, hükümet icraatlarıyla ters kararlar alan yöneticiler hakkında gereğini yapacağınızı ümit ediyorum.
İl Müdürlüğü'nü yapacak bir sürü adam gibi adam vardır. Bir siyasinin yakını diye başına buyruk, söz dinlemez bürokratlar yerine, şaibeden uzak, hizmet edecek, metal yorgunluğu olmayan kişilerle çalışmak çok önemlidir Sayın Bakanım.
Gereğini arz ederim.
SAYIN CUMHURBAŞKANIM RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Siz Başbakanken Antalya’ya geldiğinizde, miting alanındaki kısa konuşmamızda, hal hatır sormanızdan sonra, size:
“Muhterem Başkanım, bu FETÖ sadece Ankara'da mı var? Taşrada yok mu? Anadolu'da yok mu? Antalya'da yok mu? Neden üzerine gidilmez?” demiştim.
Sizde; “Nasuh Bey, siz ne yapıyorsunuz? Onunla da Antalya'da siz uğraşın. Niye, sizde onların üstüne gitmiyorsunuz? Bu sadece bizim meselemiz mi? Neden mücadele etmiyorsunuz?” dediniz. Sonrada vedalaştık.
FETÖ ile ilgili mücadelemizin yetersiz olduğunu müteaddit defalar yazdım. “FETÖ’cüler ya kurum, ya şehir, ya parti, ya da STK değiştiriyorlar. İz kaybettiriyorlar. Olayları sulandırıyorlar veya önemsizleştiriyorlar. Dikkat etmek gerekir” demiş ve kanaatimi belirtmiştim.
Hâlâ kanaatim odur ki; FETÖ ile ilgili ne üst kademe bürokratların, ne de siyasilerin gereğini yaptıklarına inanmıyorum. Bunlarla ilgili özel çalışmalar yapılmalıdır.
Siz, eskiden her ile özel ekipler gönderirdiniz. İç ve dış düşmanların saldırılarından, yoğun çalışmalarınızdan zamanınız olmayabilir, ama konunun üzerine gideceğinize inanıyorum.
STK’lar ve hayri işlerde sizin de çok hassas olduğunuzu biliyorum.
Allah (c.c) gücünüze güç katsın. Hayırlı işlerinizde muvaffak eylesin. Her zaman sizinle beraberiz.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 07 Haziran 2018 - 10:43
Güncelleme: 07 Haziran 2018 - 10:46
Açık mektup
GÜNDEM
07 Haziran 2018 - 10:43
Güncelleme: 07 Haziran 2018 - 10:46

