Kahramanmaraş merkezli depremlerde 50 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan binaları inşa eden, inşasında sorumluluğu olan kişi veya kişilerin etkin bir şekilde yargılanmamasına karşı Adalet Nöbetleri başladı. Yakınlarını depremde kaybeden ailelerin oluşturduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu, “Adalette enkaz altında kalmasın” şiarı ile yaptığı çağrıya karşılık olarak 81 ilde adliye binalarının önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Antalya’daki açıklamayı Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Ali Ayman, okudu.
'İMZA ATANLAR SORGULANSIN'
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden ve adalet arayan aileleri temsilen toplandıklarını hatırlatan Ayman, “ 6 Şubat depremlerinde ve sonrasında 35 binden fazla bina yıkıldı, 300 bine yakını da ağır hasar aldı, 1.5 milyon insan evsiz kaldı ve resmî rakamlara göre en az 50 bin kişi hayatını kaybetti. Bu yıkıma sebep olanlar; tam anlamıyla yargılamaya dahi tabii tutulmadılar, adalet karşısında hesap vermediler. Depremden hemen sonra toplumun öfkesini azaltmak için bazı binaların müteahhitleri tutuklandı. Ancak bilir misiniz ki bir binanın yapılabilmesi için en az 23 imza gerekmektedir. Müteahhit ise bunlardan yalnızca biridir. Yapı denetim sorumlularından, belediye yetkililerine ve ilişkili bakanlık görevlilerine kadar; tüm sorumluların her bina açısından tek tek incelenmesi gerekir ki soruşturma ancak bu şekilde etkin ve doğru bir biçimde yürütülebilir. Bu kusurlu yapıların altında imzası olan herkes ayrım yapılmaksızın sorgulanmalıdır” dedi.

'11 AYDIR ADALET BEKLİYORUZ'
Yaklaşık 11 aydır adalet beklediklerini hatırlatan Ayman, “Adaletin tecelli etmesi için resmî rakamlara göre 50 bin ölümün yetersiz görülmesi ve giden canlarımızın sadece bir sayıdan ibaretmiş gibi algılanması 6 Şubat’tan itibaren her türlü zorluğa maruz bırakılan biz yakınlarını derinden üzmektedir. Ve yine o güne dönersek; enkazdakilerin kurtarılmasını düşünürken enkazların dışındakiler bile ölüme terk edildi. Yemek yoktu, su yoktu, çadır yoktu. Telefon şebekeleri çekmiyordu, internette bant daraltması yapılmıştı ve biz o gün çaresizce sadece bekledik. Yasımızı tutamadık, ölenlerimizin mezarlarının bulunmasını bekledik, daha kayıplarımızı bulamazken enkazları kaldırmaya geldiler. Gerekli numunelerin alınması için enkazların başında bekledik. Bilirkişi raporlarını bekledik. Adliyede savcılar yoktu, savcıları bekledik. Evraklar kayboldu, onların bulunmasını bekledik. Canlarımızı yitirdik, şüpheliler aramızda gezerken acımızın hesabını sormayı bekledik. Dosyalarda tutuklu dahi yoktu, tutuklanmalarını bekledik. Depremin üzerinden 11 ay geçti biz hâlâ adalet bekliyoruz. Delillerin toplanmasını, bilirkişi raporlarını, kayıplarımızın bulunmasını bekliyoruz. İhmali bulunan kamu, kurum ve kuruluşlar için soruşturma izinlerinin çıkmasını, şüphelilerin tutuklanmalarını, tutuklu olanların ise tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini bekliyoruz. Evrakların ortaya çıkartılıp dosyaya eklenmesini bekliyoruz. Suçluların taksirle değil kasten adam öldürmekten yargılanmalarını bekliyoruz. Bugün burada nedenini sormak ve süreç boyunca yaşadığımız hukuksal sorunları haykırmak için toplandık” diye konuştu.
CEVAPLANMAYAN SORULAR
Cevaplanmayan soruları yeniden haykırdıklarını belirten Ayman şöyle devam etti: “Davası açılmış deprem soruşturmalarının ilk duruşmasında sanıklar olmadan yargılama yapılabilir mi? Adliyede dosyaların içerisinde olması gereken soruşturma evrakları neden eksik, binaların ruhsat dosyaları, tadilat ruhsatları nerede? Toplam ölü sayısının yanı sıra her apartman/siteye ait ölüm sayıları neden hala net bir şekilde tespit edilmedi? Enkazlardan detaylı ve yeterli deliller neden toplanmadı? Enkazlar daha depremin üzerinden 1 ay geçmeden neden kaldırıldı? Bilirkişi raporları neden hala sonuçlanmadı? Sonuçlanan bilirkişi raporları neden izaha muhtaç? Bilirkişi raporları neden belirli üniversitelere gönderilmektedir? Bu üniversitelerin bilirkişi heyetinin bu raporları değerlendirmedeki yetersizliği 11.aya rağmen gelmeyen raporlardan anlaşılmaktadır. Gelen raporların içerikleri karşılaştırıldığında; aynı eksikler bulunmasına rağmen raporlarda kusur atıflarının değiştiği görülmektedir. Bu durumla ilgili raporları değerlendiren üniversite heyet ve kurulları ile ilgili açıklama istiyoruz. Neden bu ülkenin başta gelen teknik üniversiteleri İTÜ ve YTÜ’den hiç bilirkişi raporu göremiyoruz? ‘İlk günlerde ölüm olaylarının yaşandığı binaların müteahhitleri hakkında alelacele soruşturma başlatıldı. Soruşturmaların ilerleyen süreçte genişletilmesi gerekirken tek sorumlu müteahhitlermişçesine iddianameler hazırlandı. Binanın yapımında sorumlu olan fenni mesuller; yapı denetim firmaları; kamu, kurum ve kuruluşlarındaki sorumlular neden yargı sürecine dahil edilmiyor? Tabii ki bina müteahhidi sorumludur ancak yapımı kamu denetimine tabii olan bir süreçten bugüne sorumlu olan kamu görevlileriyle ilgili sürecin neredeyse durma noktasına geldiği hususu da açıktır. Yargısal süreçlerdeki benzer eksikliklerin giderilmesi, sürecin hassasiyeti dikkate alınarak muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi gerekmektedir. Aksi halde telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkma riski bulunmaktadır. Artık aklımızla dalga geçilmesini istemiyoruz! Bu ölümlerde sorumluluğu bulunan herkesin adalet önünde hesap vermesi için buradayız. Mücadelemiz bitmedi, bugün burada sadece 6 Şubat’ta hayatını kaybedenlerin hesabını sormak için değil 6 Şubat’ta enkaz altında ölmeyen ancak hala insanî bir yaşam bekleyen, depremden sağ kurtulan insanların haklarını savunmak için de bulunuyoruz. Burada bizi daha yaşamadan ölüme mahkûm edenlerden depreme dirençli kentler talep etmek için bulunuyoruz. Bir gün enkaz altında kalırsak bizim yerimize geride kalanlarımız o kadar kaybın arasında bir de adaleti aramak zorunda bırakılmasın, adalet enkaz altında kalmasın diye bulunuyoruz.” 
