Antalya’ya ilk gelen Siirtlileri bilmiyor ama şimdi kentte önemli bir nüfusa sahip olduklarının altını çiziyor. Tam sayı söylemekte zorlansa da 7 ile 10 bin civarında Siirt’linin Antalya’da yaşadığını tahmin ediyor.
Siirt Kültür ve yardımlaşma derneğinin 200 civarında üyesi olduğu belirten Dilaver Tanık, “Bu sayımızı çoğaltacağız. Önümüzdeki günlerde üyelik ile ilgili hemşehrilerimiz arasında bir çalışmamız olacak” diyor.
Siirt’in nesi meşhur diye sorar sormaz, Tanık, “o kadar çok meşhur şeyimiz var ki, saymakla bitmez. Ama söyleyeyim size Siirt battaniyesi ilk aklıma gelen. Özel yünü ve özel dokuması vardır. El dokuma geleneğimiz diğer illerden daha gelişmiştir. Mesela Siirt fıstığımız vardır ki, bazı illerin adı çıkmıştır. Ancak bizim Siirt fıstığını yiyen, bir daha ağzına Antep fıstığı atmaz. Dolgundur, lezzetlidir ve diğer illerin fıstıklarından daha pahalıdır. Mesela Pervari balımız vardır. Şifa kaynağıdır adeta. Pervari balından yiyenin ömrüne ömür katar. Zivzik narı’nı anlatmaya sayfalar yetmez. Mesela bir perde pilavımız vardır ki, diğer iller de yapar perde pilavını ama hiç birisinin bunun için hazırlanmış özel tenceresi yoktur. Bizde perde pilavı için özel bakırcılar çarşısında dövülmüş bakır pilav tenceremiz vardır. Üzümlerimizi Siirt’te yemeniz gerekiyor. Pekmezimiz ve tatlılarımız. Zamanında kısıtlı imkanlarla atalarımız nasıl lezzetli yemekler yapılacağını öğrenmişler.” Dedi.
Hemşehrileri ile ilgili ise “Antalya’da birbirimize dayanmaya çalışıyoruz. En büyük destekçimiz de sayın Başkanımız Menderes Türel’dir. Menderes bey, STK’lar ile yakından ilgileniyor, ama bizlere karşı da özel bir hassasiyeti ve muhabbeti olduğunu tahmin ediyorum. Yeni yönetim olarak sayın başkanımızı ziyarete gittik. İnanın hepimizi tek tek kucakladı. Memmuniyetimiz kendisinden çok ziyadedir” dedi.
Hemşehri dernekleri olarak yerel yönetimlerden çok fazla bir şey beklemediklerini açıklayan Başkan Dilaver Tanık, “Öncelikle bizlerin bir şeyler yapması gerektiğine inanıyorum. Zaten yerel yönetimler ellerindeki imkanlar karşılığında yapabildiklerini yapıyorlar. Çünkü sonuçta bir ili temsil ediyorsun. Seçmeleri arasında her ilden Antalya’da var. Bir hemşehri derneğine azıcık fazla ilgi gösterilse, hemen diğer dernekler ya küserler, ya da daha fazlasını kendilerine yapmalarını isterler. Bu nedenle arada böyle şeyler yaşanmasın diye bizde kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. Kimseden bir şey istemeden, kendi çabalarımızla hemşehrilerimize ulaşmaya ve onlarla bir arada dayanışma içinde olmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.
Siirt’in en fazla “Yumurta bayramları”nı özlediğini dile getiren Dilaver Tanık, “Bizde yumurta bayramı yapılır. Nevruz gibi eğlenceli bir şey. Ben çocukluğumda ilk aklıma gelen bizim o yumurta bayramlarımızdır. Uzun süre Siirt’e gitmeyen, gidemeyen ve ya gitmek isteyenler için Siirt’e seyahat düzenliyoruz. 2 ay önce Siirt’e 2 otobüs ile gittik. Bir dahaki sefere biraz tanıtım yaparak, Antalya’lı hemşehrilerimizle beraber Yumurta bayramına denk getirerek gezi düzenlemeyi düşünüyoruz” dedi.
Başkan Tanık, Siirt’e gidecek olanlar için “Veysel Karani türbesini ziyaret ediniz. Finik Kalesine çıkın, Şeyh Muhammed Kazım türbesi, İbrahim Hakkı Hazretleri, Şeyhul Hazretlerini ziyaret edip, ulu camide iki rekat namaz kılın. Ama mutlaka ve mutlaka yüksek bir yerden Siirt manzarasını izleyin derim” dedi.
Siirt
Siirt adının Sami Dili’nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili’nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa’rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird, gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX.Yy.’da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.
Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç yer” manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK’in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi’nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT Tarihi’nde Serad; Şemsettin SAMİ’nin Kamus’unda Tiğrakert olarak geçmektedir.
Şimdiki Siirt, eski Siirt’in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğu için yukarıdaki sözü edilen “Sırt” kelimesi mevki ve kelime ilgisi bakımından daha uygun olarak görülmektedir. Tarihsel Gelişimi:
Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.
Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.Yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J.BRAIDWOOD başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli’nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans–İslam ve Yakınçağ’ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk – İslam Kültürü’nün etkisiyle biçimlenmiştir.Bir sonraki haftadaki konuğumuz Malatya’lılar derneğimiz olacak.
Siirt adının Sami Dili’nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili’nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa’rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird, gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX.Yy.’da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.
Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç yer” manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK’in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi’nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT Tarihi’nde Serad; Şemsettin SAMİ’nin Kamus’unda Tiğrakert olarak geçmektedir.
Şimdiki Siirt, eski Siirt’in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğu için yukarıdaki sözü edilen “Sırt” kelimesi mevki ve kelime ilgisi bakımından daha uygun olarak görülmektedir. Tarihsel Gelişimi:
Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.
Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.Yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J.BRAIDWOOD başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli’nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans–İslam ve Yakınçağ’ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk – İslam Kültürü’nün etkisiyle biçimlenmiştir.Bir sonraki haftadaki konuğumuz Malatya’lılar derneğimiz olacak.

