1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Antalya’da faaliyet gösteren STK, dernek, sendika ve siyasi partilerin oluşturduğu Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri Attalos Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. ‘Emperyalizme, gericiliğe, savaş politikalarına karşı eşitlik, özgürlük, emek ve barış mücadelemizi yükselteceğiz’ yazılı pankart aça grup üyeleri adına basın açıklamasını okuyan Antalya Halkevleri Şube Başkanı Kadriye Tuğcu, Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlayan, insanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşı olan II. Dünya Savaşının üzerinden 84 yıl geçmiş olmasına rağmen paylaşım savaşları nedeniyle insanlık ve doğanın bir kez daha büyük bir kırımla karşı karşıya olduğunu belirtti. Dünya’nın birçok yerinde çatışmaların devam ettiğinin altını çizen Tuğcu, “Aradan geçen bunca zamana rağmen bugün başta Ukrayna olmak üzere dünyanın birçok yerinde çatışmalar devam ediyor. İkinci Dünya Savaşından bu yana çatışmalarda yaşamını yitirenlerin sayısı her iki dünya savaşında kaybettiklerimizden kat be kat fazla oldu” dedi.
‘DÜŞMANLIKLAR KÖRÜKLENİYOR’
Stockholm Uluslararası Barış Enstitüsü’nün yakın zamanda yaptığı bir açıklama ile insanlığın en tehlikeli dönemlerinden birisine sürüklendiğini belirttiğini vurgulayan Tuğcu, “Çünkü devasa genel silahlanma artışı yanı sıra nükleer silah edinme ve kullanıma hazır nükleer silah sayısında korkunç bir artış yaşanıyor. Dolayısıyla zamana yayılmış ve adı konmamış 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıyayız. Savaşlarda da en çok çocuklar ve kadınlar ölüyor. Sadece ölmüyor tecavüze, işkenceye maruz kalıyor, bulaşıcı hastalıklara yakalanıyorlar. Göç yollarında tarifsiz acılar yaşıyor, sığındıkları ülkelerde insanlık dışı şartlar nedeniyle yaşayan ölüler haline geliyorlar. Savaşların öncesinde eşitsizlikler, sömürü, hak gaspları, aşırı kar hırsı, milliyetçilik, kamplaşma ve silahlanma artıyor. Halklar ve emekçiler arası düşmanlıklar geliştiriliyor. Emperyalistler ve gerici-dikta güçler kendi elleriyle yarattıkları mülteciliği ve göçmenliği milliyetçiliğin, ırkçılığın yükseltilmesinin, halklar arasında düşmanlığın körüklenmesinin aracı haline getiriyor” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞ TEMEL İHTİYAÇ HALİNE GELDİ’
Silahlanmaya ayrılan fonların %10 ile tüm dünyada temel hizmetlerin sağlanabileceğini söyleyen Tuğcu, “İnsanlık değerleri yerle bir ediliyor, doğa geri dönüşü olmayan tahribatlara maruz kalıyor, gözyaşı ve acılar dinmiyor. Dünün kardeşi sonradan “düşman” ilan edilmekte, düne kadar düşman ilan edilenler yeniden “kardeş” olarak sunulmaktadır. Festival ve konser yasaklarıyla, sanatçılara, muhalif basın emekçilerine yönelik tutuklamalarla bir yandan yaşam tarzımıza müdahale ediyor, bir yandan tüm topluma gözdağı veriyorlar. Saldırılara iktidara yakın gerici odakların laiklik karşıtı söylem ve tehditleri eşlik ediyor. Siyasallaşan yargı ise iktidarın gündemini hayata geçirmesine aracılık ediyor. Barış söylem ve talebini cezalandırırken muhalif kişi ve kurumlara yönelik ölüm tehditlerine, savaş çığırtkanlıklarına ise gözünü ve kulağını kapatarak prim veriyor. Gelinen aşamada ülkemizin en temel sorun alanlarının başında emek, barış ve demokrasi karşıtı milliyetçi, şoven, faşizan politika ve uygulamalar gelmektedir. Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışa olan ihtiyaç tüm yakıcılığı ile her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor. Dolaysıyla barış ve demokrasi talebi ekmek ve su kadar temel ihtiyaç haline gelmiştir” şeklinde konuştu.
RAMAZAN BOZCA