Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer, kulübün en iyi döneminin kendi zamanında yaşandığını öne sürdü. Son haftalarda sosyal medyada Antalyaspor ve Vakıf Başkanı olarak kendisi hakkında bir takım serzenişlerin dile getirildiğini belirten Gencer, “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Antalyaspor’un en iyi dönemlerinden birini ben yaşattım. O dönem ikinci yarıda burada sadece Başakşehir mağlubiyeti almış, ondan sonra bütün maçları galibiyetle bitirmiştik. Hem Fenerbahçe’yi hem de Galatasaray’ı 4-2 yendik. Trabzonspor’u 7-0 yendik. Bursaspor’u 3-0 yendik. Niçin bu 4 takımı söylüyorum? Çünkü bu 4 takım aynı zamanda Süper Lig’de şampiyon olmuş takımlardır. Biz bunları bu sahada ezip geçmişiz. Kim ne derse desin, her türlü eleştiriye rağmen, o kadro Antalyaspor’u 5 yıl götürmüştür” dedi.

‘BİZİ CİDDİYE ALMIYORLAR’
Antalyaspor’da ciddi bir başıboşluk olduğunu belirten Gencer, “Vakıf Başkanı olduğum dönemde A.Ş. ve Dernek arasındaki sürtüşmeler ve problemler basına yansıyan konular. Ağır hakaretler, ağır suçlamalar, yolsuzluk söylemlerinin ardı arkası kesilmedi. Belgeli olmamasına rağmen kamuoyunun malzemesi oldu gitti. Her şeyden önce benim neden birtakım söylemlerde bulunduğumun cevabını vermek isterim. Ben bir Vakıf Başkanıyım. Anonim Şirketin yüzde 37’sine sahip kurumun başkanıyım. Beni de burada nihayetinde 63 kişi seçti. Antalyaspor’da başkanlık yapmış, yıllarca Antalyaspor’a emek vermiş insanların başkanıyım. Bir defa olsun detaylı bilgi alamadım. Öyle bir hale gelmiş ki Antalyaspor çok acı ve gerçek. Şu anda dahi birçok konularla ilgili cevap istiyorum. Burada ticari hatalar var diyorum. Sizin hakkınız olmayan şeyleri kiraya veriyorsunuz, usulsüzlük yapıyorsunuz diyorum. Yazı yazıyorum. Siz yüzde 37’lik ortağını ciddiye almıyorsunuz. Bunlar tamamen yanlış şeyler” diye konuştu.

‘ÖZTÜRK’TEN İZİN ALAMADILAR’
Diğer başkanların çağrılmasına rağmen başkanlıktan ayrıldıktan sonra hiçbir deplasmana davet edilmediğini ifade eden Gencer şunları söyledi: “Başkanlığı bıraktıktan sonra ve Vakıf Başkanı olduğumdan daha bir deplasmana dahi davet edilmedim. Mustafa Yılmaz dönemini bunun dışında tutuyorum. Çağıramadılar. Birtakım siyasi güçler ve derin eller vardır, o ayrı mesele. Ben şu anda vakıf olarak bana verilen görevi yerine getirmeye çalışıyorum. Antalyaspor Vakıf Başkanı’nın protokolde koltuğu vardır. Bana koltuk veremediler. Bana koltuk vermemek için Ali Şafak’tan izin alamamışlar. Geldiğimiz nokta bu. Ali Şafak Öztürk’e Antalyaspor’a yaptıklarından dolayı teşekkür etmiş bir insanım. Fikret Öztürk’e de teşekkür etmiş bir insanım. Ben burada dahi bir etkinlik yaparken bütün gelmiş geçmiş sağ olan veya şu anda görevde olsun olmasın herkesi davet ediyorum. Protokollerde yer alamadığımızı Ali Şafak Öztürk’e bağladılar. Ben onların yalancısıyım.”

‘ÖZTÜRK’ÜN ŞAHSİ BORCU’
“Sinan Boztepe’nin geçen günlerde çok talihsiz bir açıklaması vardı. Daha borcun nasıl olduğunu bilmiyor. Araştırmadan konuşmuş. O borç ödeniyor zaten. Sayın Fikret Öztürk ailesine o borcu ödüyor dedi. O borç zaten Antalyaspor’un borcu değil. O borç, Fikret Öztürk’ün şahsi borcu. Krediyi çekmiş, Antalyaspor’a para vermiş. Yani Fikret Bey’in Antalyaspor için aldığı ama kendi adına çektiği kredi borcudur. Antalyaspor’un bankalara Fikret Öztürk’ten dolayı bir lira borcu yok. Bunu artık netleştirelim. O zamanın parasıyla 70 milyon Euro çekmiş. Bunun bilinmesi lazım. O borcun tamamını Fikret Bey ödeyecek zaten. Fikret Bey’in kendi adına aldığı bir para. O paraya dayalı olarak bir Antalyaspor Başkanı talimat aldım diyerek Vakıf Başkanı olarak bana stadyumda koltuğumu vermiyorsa veya deplasman uçaklarına davet etmiyorsa demek ki onlara tapuyu vermişler. Burada başka şeyler ararım. Parayı tahsil edecek demiyorum. Bankaya ödenen bu borç Antalyaspor kredi borcu olmadığını, Antalyaspor için çekilmiş kredidir. (Fikret Öztürk bunu zaten hibe edeceğini söylemişti) Yani onun ödemediği takdirde veya başka bir şeye Antalyaspor’un zor durumda kalacağı bir durum yoktur. Ödemediği takdirde Antalyaspor sorumlu değildir. Fikret Bey’in kendi sorunudur. Zannediliyor ki Antalyaspor’un borcunu bankaya Fikret Bey ödüyor.”

‘TARİHTE İLKİ YAŞADIK’
“Antalyaspor tarihinde en sık başkan değiştirilen dönemi yaşadık. Son 3-4 senedir rekor kırdık. Başkaları hoca değiştiriyor biz ise başkan değiştiriyoruz. Şimdiki yönetimi ekonomik açıdan değerlendirecek olursam, Başkan’ın illa ki cebinden para verecek diye bir durumu yoktur. Etrafında insanlar vardır. Önemli olan o parayı koymak. Bizim dönemimizde de Antalyaspor’da transfer tahtasının kapalı olduğu dönemler oldu ama biz parayı yatırdık, açtırdık. 2000’li yılların başında Antalyaspor’un alt yapı takımını deplasmana götüremeyip hükmen mağlup olduğu dönem yaşandı. Antalyaspor, tarihte bir onu yaşadı bir de şimdi bu olayı yaşadı. Tarihte transfer dönemi kapalı geçtiği dönem olmamıştı. Geçen gün sayın Valimiz Hulusi Şahin’i makamında ziyaret ettim. Sağ olsun çok ilgilendi. Şu andaki yapıyı öğrenmek istedi. Daha önceden de spor başkanlığı yaptığı içinde kulüp yöneticiliği konusunda tüm konulara vakıf. Anlattıktan sonra bu işin yürümesi için hepimizin hisse oranıza göre A.Ş’ye ikişer üçer kişi yönetici vermemiz gerektiğini söyledi. Sayın Vali, beni dinleyip 5 dakikada o kadar konuyu güzel özetledi ki biz arkadaşlar olarak ağzımız açık kaldı.”
‘HEP BERABER BATIYORUZ’
“Antalyaspor’un geleceğiyle ilgili konuşmak gerekirse, Antalyaspor’da ne olursa olsun bu süreçte elindeki değerlerin kıymetini bilmeli ve savurganlığı bırakmaları lazım. Benim dönemimde altyapı hocaları dahil, çalışanlar, aşçısı falan hepsi dahil toplam aylık gider 100 bin TL’ydi. Ben gittikten 3 ay sonra bu rakam 600 yüz bin TL’ye çıktı. O dönem televizyon ihalesinin 500 milyon dolar karşılığında yapıldığı dönemdir. Türk futbolu bu hale geldi. Bizim dönemimizde ben Kulüpler Birliği’nde başkan yardımcısıydım. Süper Lig A. Ş. İçin Premier Lig Modelini Türkiye’ye getirmek için çalışmalara başlamıştık. Ama sonra her şey kötüye gitti. Şu an Antalyaspor o batışın bir parçası oldu ama sadece Antalyaspor batmıyor. Hep beraber batıyoruz. Antalyaspor’un yönetim kuruluna siyasilerin karar vermemesi gerekiyor. Onun dışında bu güçler birlikteliğinde ben bilirimcilik olmayacak. Bütün şehrin seçilmişleri, atanmışları el birliği yapacak. Bu takımın kalkınmasına katkı sağlayacak. Birlikten güç doğar. Sinan Boztepe her şeyden önce herkesi kucaklamasını bilecek. O kucakladıktan sonra bütün şehir olarak onu kucaklayacağız. Sen şehrin değerlerini ve yazılanları ciddiye almıyorsan bir yere varamazsın. Yazılmasını istemediği şeyleri yazdırtmamanın çalışmasını yapman lazım. Açık ve net olman lazım.” (www.akdenizmanset.com.tr)
---