Ülke genelinde 100’ün üstünde belediyenin içinden çıkamadığı en büyük sorun ‘kamulaştırmasız el atma’ davaları. Turizm kenti Antalya’da da özellikle merkez ilçelerden Muratpaşa Belediyesi bu amansız sorunu en derinden yaşayanlardan birisi. Bu durumu Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, borç kamburunun kamulaştırmasız el atma davaları nedeniyle oluştuğunu belirtmiş ve bunun da geçmiş dönemlerde yapılan imar planlarından kaynaklandığını vurgulamıştı. Peki neydi bu ‘kamulaştırmasız el atma’ olayı ve kim niye dava açmıştı. Konuyu, Muratpaşa ve Büyükşehir Belediyesi eski meclis üyelerinden Dr. M. Reşat Oktay ile konuştu. Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal’ın, “40 yıl önceden gelen borçlar” diye isyan ettiği borçların nasıl oluştuğunu, kim ya da kimlerin sorumluluğu bulunduğunu ve belediyeleri kilitleme noktasına gelen bu önemli sorunun çözüm yollarını sorduk.
*Öncelikle şu ‘kamulaştırmasız el atma’ olayını biraz açalım. Nedir kamulaştırmasız el atma?
Belediye imar planları yapar. Sizin kök tapunuz, yani tarlanız o günkü koşullarda imara açılır ve bu neticeyle o imar faaliyetinde kullanılmak üzere, park, yol, semt spor sahası vs. için belirli bir miktarda pay kesilir ve geri kalanı vatandaşa arsa olarak verilir. Bugünkü koşullarda o pay oranı yüzde 40. Aslında bu oran yetmemektedir ancak mevcut kanun ‘arazinin yüzde 60’ını vatandaşa vereceksiniz, yüzde 40’ını da DOP dediğimiz (Dağıtım Ortaklık Payı) kanalda kullanacaksınız. Yani vatandaşın bin metrekare arazisi varsa, 600 metrekaresini kendine vereceksiniz 400 metrekaresini de DOP payı olarak parkta, yolda, kamusal alanlarda kullanacaksınız’ der. Bunun dışında kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere de, karakol, sağlık ocağı vs yerler için de lazım. Sosyal donatı anlamında. Fakat bunları o kanunen belirlenmiş miktarın üstüne çıktığınız zaman Kamu Ortaklığı Payı (KOP) adı altında bir kesinti ile yapabilirsiniz. Bu KOP adıyla kestiğiniz mülkiyetler yine sahiplerine aittir. Yani KOP payı ile belirlediğiniz alan yine arsa sahibine aittir. Buralara planlanmış karakol, sağlık ocağı vs yapılmak istendiğinde ilgili bakanlık vatandaşa kamulaştırma bedelini ödeyerek sözkonusu yerleri yapabilir. Sistem böyle işler. Ancak belediyeler sosyal donatı için mevcut pay yetmeyince vatandaşın yerinin parasını ödemeden, bedel ödemeden tabiri caizse vatandaşın malına çöküyor. İşte buna kamulaştırmasız el atma deniyor.
‘BELEDİYELER İSTİHDAM BÜROSU GİBİ’
*Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, sözkonusu borçların geçmiş belediye yönetimlerinin yaptığı imar planlarından kaynaklandığını söylüyor. Nedir bu işin aslı?
Şimdi, borç edebiyatı yapan, borç batağında olduğunu iddia eden veya edilen belediyelerin neden bu durumda olduğuna iyi bakmak lazım. Muratpaşa Belediyesi’nden bahsedersek, Muratpaşa, Mehmet Manavoğlu dönemi hariç tamamen CHP’li belediyeler tarafından yönetildi bugüne kadar. Nüfus bakımından baktığımızda merkezde en büyük iki belediyeden biri. Hizmet verilen alan itibarıyla, yani yüzölçümüne baktığımızda Kepez Belediyesi’nin Muratpaşa’nın neredeyse üç katı yüzölçümüne sahip olduğunu görüyoruz. Belediyelerde yüzölçümü azaldığı zaman hizmet birim maliyeti düşer. Yani Kepez bu bakımdan Muratpaşa’dan çok daha fazla maliyetle hizmet üretme noktasında. Herhangi bir işletmenin normal şartlarda personel giderleri, maliyet ve hammadde giderleri hariç olmak üzere bütçenin yüzde 21’ini geçmemesi gerekir. Ancak belediyelere baktığımızda son yıllarda birer istihdam bürosu gibi çalıştıklarını görüyoruz. Muratpaşa Belediyesi yaklaşık 3 bin 750 kişiye istihdam sağlıyor. Ama Kepez belediyesi daha büyük bir yüzölçüme sahip olmasına rağmen 2 binler civarında (değişken olmakla beraber) bir personelle hizmet veriyor. Personel istihdamı neredeyse bütçenin yarısını oluşturuyor. Oysa bu oranın yüzde 30’u geçmemesi gerekiyor. Sayıştay raporlarına veya mülkiye müfettişi incelemelerine bakarsak, birçok belediyede Muratpaşa’da da olmak üzere işe dahi gelmeden tabiri caizse bankamatik personellerin de olduğunu görüyoruz. Ve bunların çoğu partizan. Belediye başkanları ciddi anlamda yoğun parti baskısıyla belediyede istihdam sağlamak zorunda kalmışlar. Bu bakımdan da ödemeler dengesinde ciddi anlamda açıklar, sıkıntılar yaşanıyor.
*Sorun sadece aşırı personel alımından mı kaynaklanıyor?
Değil tabi ki. Bu önemli etkenlerden biri sadece. Gelinen noktada, ülkenin son 5 yılda yaşadığı ekonomik buhran sebebiyle de belediyelerin gelirlerinde ciddi anlamda azalmalar oldu. Ancak halk ağlamayı değil hizmeti yeğler. Hizmet yapabilmek, hizmet üretebilmek de belediyelere gelir sağlamakla ancak mümkün olabilir. Şimdi belediyeler genel anlamda İller Bankası’ndan pay alır. Ama bakıyoruz ki belediyeler bankadan alacakları payın neredeyse yarısından fazlasını avans olarak mahsup etmişler. Bu bakımdan İller Bankası’ndan aldıkları payları, daha önce aldıkları avanslar yüzünden her geçen gün azalıyor. Malum, son hükümet kararnamesiyle de zaten Cumhurbaşkanı’na, belediyelerin İller Bankası gelirlerinden yapılan kesintiyi yüzde 40’a kadar çıkarma yetkisi verildi. Şuan Cumhurbaşkanı bu oranı uygulamıyor ama isterse uygulayabilir. Bunun dışında belediyelerin emlak vergilerinden oluşan gelirleri vardır, inşaat ruhsat ve yapı kullanma izin belgelerinden oluşan gelirleri vardır. Bazı kira gelirleri vardır. Pazar yerleri vs. yerlerden ecrimisil gelirleri vardır. Ayriyeten varsa arsası vs. bunları satarak bütçe içinde hizmete sunarlar. Tabi bu durumda belediyeler mali sıkıntı içine girdiklerinde dış finansman kuruluşlarından da borç kullanmak durumunda kalabiliyorlar. Bunun için de günümüz koşullarında çok yüksek faiz ödemek durumunda kalıyorlar. Son yıllarda özellikle Konyaaltı ve Muratpaşa belediyelerinden ciddi mali sıkıntı haberleri geliyor. Personel ödemelerini güçlükle yapabildiklerine ilişkin haberleri okuyoruz, duyuyoruz. Esnafa olan borçların ödenmesinde zorluklar yaşandığı haberleri geliyor. Bu, sürdürülebilir belediyecilik anlayışı içerisinde kabul edilebilir bir durum değil.
‘VATANDAŞIN MALINA ÇÖKMÜŞLER’
*Konuyu dağıtmadan kamulaştırmasız el atmalara dönelim yine. Başkan Uysal’ın dediği gibi 40 yıl öncesine mi dayanıyor bu işin kökeni.
Muratpaşa Belediyesi’ndeki ana imar akım planı 1984 senesinde Demircikara, Şirinyalı, Barınaklar ve Çağlayan bölgesinde yapılmıştır. İşte bu planlarda vatandaştan yüzde 53 oranında kesinti yapılmıştır. O dönemde kanunen kesinti oranı yüzde 30’du. Yani yüzde 23 oranında daha fazla kesintiyle imar planı yapılmıştır. O dönem zaten sosyal donatılar için 30 yetmiyor ki, ilerleyen dönemde bu oran 40’a çıkarılmış. Belediyenin ise 40’a 42’ye ihtiyacı var. Bu sefer Muratpaşa Belediyesi hem yollarda, hem parklarda DOP payı karşılamadığı için yüzde 12 civarında işgal yapmış. Yani vatandaşın yerinin parasını ödemeden, bedel ödemeden tabiri caizse vatandaşın malına çökmüş. İşte buna kamulaştırmasız el atma deniyor. Vatandaş da buna haklı olarak dava açıyor. Diyor ki, ‘madem benden yüzde 12 aldın bana bunun bedelini öde’. İşte bu davalar yaklaşık 30 yıldır birikmiş durumda. 1994 yılından buyana bir liste halinde birikmiş durumda. Öyle bir değerleniyor ki. Siz onun parasını ödemedikçe mahkemeler de devam ediyor, değer güncelleniyor ve o borç arttıkça artıyor. Belediyenin borcu dağ gibi büyüyor.
*Peki bu sorunun çözümü için ne yapılabilir?
Hiçbir şey yapılamaz. Bu sorunun çözümü için vatandaştan DOP ihtiyacı için kestiğiniz KOP paylarının parasını vatandaşa ödemek durumundasınız. Ya da vatandaşa arsa olarak arsasını geri vereceksiniz. Peki arsa var mı yok. Para var mı yok. Eee yargı devam ediyor. Yargı, ‘sen bu insanların parasını 30 yıldır ödemedin’ diyor ve bunları bir sıraya koymuş.
Peki niye ödemiyor. Bakın, bütçe yapılırken kamulaştırma için her sene yüzde 3 bir pay konulur, sembolik. Sonra bir kamulaştırma olduğunda o para harcanır ve ‘Eee benim param yok efendim nasıl ödeyeyim’ dersiniz. Tabi kağıt üzerinde bu borç devamlı katlanarak gider, şişer. Devlet bunun nasıl ödeneceğini bilmiyor, belediyeler hiç bilmiyor, vatandaş mağdur edilmiş durumda. Zamanında 5 lira olarak yapılması gereken ödeme bugün karşımıza 5 bin lira olarak çıkmış. Onun için Ümit Uysal başkanın da bu konuda yapacak bir şeyi yok. Vatandaşla anlaşmaktan, uzlaşmaktan başka.. Ayrıca dikkat çekilmesi gereken başka bir durum var. Bu kamulaştırmasız el atma davalarının öncesinde vatandaşın haklarını savunmak üzere anlaştığı avukatların pek çoğu, vatandaşlardan küçük paralar karşılığı bu arsaları toplamışlar. Yani malikler değişmiş. Ve maliklerden büyük bir çoğunluğu da maalesef hukukçu. Ve onların yakınları. Yani Kırcami’deki domatesçi Hasan amcamın belediyeden 140 metrekare bir yeri vardı zamanında ama paraya ihtiyacından bu hakkını cüzi bir bedelle üçüncü şahıslara devretmiş. O üçüncü şahıslar da şuanda dava üstüne dava açıp belediyeden ne koparabileceklerinin peşinde.
‘ÖZEL BİR YASAYA İHTİYAÇ VAR’
*Günümüzde dev meblağlara ulaştığı söylenen bu borcun sorumluları kim?
Bu Ümit Uysal’ın borcu değildir. Bu Muratpaşa Belediyesi’nin borcudur. Geldisi de 1984’ten bu tarafadır. Ama ilk dönem rahmetli Mehmet Manavoğlu, sonrasında 3 dönem Süleyman Evcilmen ve üçüncü dönemini yaşayan mevcut başkan Ümit Uysal bu borcun sorumlusudur. ‘Geçmişten geliyor ben bu borcu ödemem, bana ne’ diyemezsiniz. Çünkü siz dün seçilmiş bir belediye başkanı değilsiniz. Başkanlığınızın 11’inci yılındasınız. Bu borçlar ödenmeye ödenmeye, güncellene güncellene, takla ata ata geliyor. Belediyelerin temel hizmetlerle ilgili alet edevatına, makinasına vs. haciz konamaz ancak belediyenin arsası varsa haciz konur. İşte nihayetinde Meltem’de belediyenin ticari arsasına haciz konuldu. Bu züldür. Bir belediyenin mülkünün hacizle satılarak tahsilat yapılması ve bunun önlenmemesi züldür. Hele avukat olan bir belediye başkanı isen bu iki kere zuldür. Netice itibarıyla bu işin bir çözümü yok. Ülke genelinde çok sayıda belediye benzer sorunla boğuşuyor. Bu sorunu ancak devlet bir yasa değişikliğiyle aşabilir. Kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle oluşan borç dağları yüzünden kilitlenen belediyelerin önünü açabilmek için özel bir yasaya ihtiyaç vardır. Bu yasayla borçlar ödenmelidir ve faizsiz olarak vadesi 100 yıla yayılmalıdır. Başka türlü bu işin içinden çıkılmaz…
RÖPORTAJ: Yunus ERDOĞAN
---