Antalya’da yayın yapan yerel radyolar son yıllarda yayın hayatına son vererek frekanslarını ulusal yayın yapan radyolara kiralamaya veya satmaya başladı. İstanbul’da da benzer durumu sık sık görmekteyiz. Radyo dünyasında yaşanan bu olay akıllara “büyük balık küçük balığı yutuyor mu?” sorusunu getirdi.
Yerel radyolar, yayıncılığın başladığı noktada
“Allo allo... Muhterem samiin (dinleyiciler)… Burası İstanbul Telsiz Telefonu... Şimdi akşam neşriyatımıza başlıyoruz” anonsu, 6 Mayıs 1927’de radyolarımızın ilk spikeri Sadullah Gazi Evranos tarafından yapıldı. Sirkeciden yayın yapan şirket, çalışanlarına ücret ödeyemedi. Elektrik borcundan dolayı sesi kesilse de, hikayesi dilden dile anlatılıyor. Bu şekilde sıkıntılar ile başlayan radyo yayıncılığında benzer durum günümüzde yerel radyolar için devam etmekte. Birçok yerel radyo reklam bulmakta zorlanmakta ve elde ettiği gelir kendi masrafını çıkaramamakta. Yaşanılan bu sıkıntılar yerel radyoların kapanmasına yol açıyor.
Yerel medyanın önemi
Yerel medya kuruluşlarını, radyo yayıncılığını ve yerel radyo yayıncılığını Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Üni Fm Koordinatörü Uzman Suat Erdöl ile konuşarak bilgiler aldık. Suat Erdöl yerel yayıncılığın ve yerel medyanın önemine vurgu yaptı ve kişinin yaşadığı yerden haberdar olmak istemesinin bir hak olduğunu belirtti. Uzman Erdöl “Ulusal yayınlar genellikle İstanbul baz alınarak yapılıyor. Türkiye’de 81 il var ve her ilin kendisine ait bir yayın organlarının olması her şeyden önce kişinin yaşadığı yerden haberdar olması için önemli” dedi.
Antalya’daki yerel radyoların frekanslarının ulusal radyolara verilmesine üzüldüğünü söyleyen Uzman Erdöl, “Öncelikle biz Üni Fm olarak hiçbir yere gitmiyoruz. Antalya’da karasal yayınımıza 91.3 üzerinden devam ediyoruz. Antalya’da frekans dağılımına baktığımızda, Antalya ile özdeşleşmiş bazı radyoların frekanslarını ulusal radyolara kiraladığını duyduğumda ben şahsen üzüntü duydum. Tabii ki belki de istemeden mecbur kaldığı için yayın hayatlarını sonlandırıyorlar. Reklam gelirleri çok düşük kalıyor ve gelirleri maliyetlerini karşılamakta zorlanıyorsa ulusal radyodan gelen iyi bir teklifi istemeden kabul ediyorlardır belki de” dedi.
“Radyoyu dinleten 24 saat boyunca yaptığı iştir”
Uzman Erdöl, “Bir radyoyu dinleten 24 saat boyunca yaptığı iştir. Genele bakmak lazım, sadece prime time saatlerinde çok dinleniyorsanız çok başarılısınız diyemem. Örneğin gece 1’de de çok dinleniyorsanız başarılısınızdır. 24 saatlik işin cilası iyi olursa içeriği iyi olursa dinleniyorsun. Dinleniyor olman demek iyi reklam alıyorsun demek yani iyi para kazanıyorsun demek ve bu bağlamda da yayın hayatını devam ettirebiliyorsun demek" dedi.
Günü yakalamak gerekiyor Uzman Suat Erdöl birçok işte olduğu gibi radyo yayıncılığında da günün şartlarını ve gelişmelerini yakalamanın çok önemli olduğunu belirtti. Erdöl, “Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Yayıncılıkta günü yakalamak, teknolojiyi yakalamak çok önemli. Aynı şeklide içerik olarak da günü yakalamanız gerekiyor. Örneğin bizim radyomuz neden çok dinleniyor, çünkü kaliteli müzik çalıyoruz, reklam almıyoruz ve ticari bir kaygımız yok. Burada üniversiteli arkadaşlarımız uygulamalı bir şekilde kendisini geliştiriyor. Eğitim uygulama radyosuyuz ancak çok dinleniyor olmamız kaliteli içerik ürettiğimizin göstergesi. Bu da bizi mutlu ediyor” şeklinde konuştu.
Günü yakalamak gerekiyor Uzman Suat Erdöl birçok işte olduğu gibi radyo yayıncılığında da günün şartlarını ve gelişmelerini yakalamanın çok önemli olduğunu belirtti. Erdöl, “Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Yayıncılıkta günü yakalamak, teknolojiyi yakalamak çok önemli. Aynı şeklide içerik olarak da günü yakalamanız gerekiyor. Örneğin bizim radyomuz neden çok dinleniyor, çünkü kaliteli müzik çalıyoruz, reklam almıyoruz ve ticari bir kaygımız yok. Burada üniversiteli arkadaşlarımız uygulamalı bir şekilde kendisini geliştiriyor. Eğitim uygulama radyosuyuz ancak çok dinleniyor olmamız kaliteli içerik ürettiğimizin göstergesi. Bu da bizi mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

