Toplum içinde yaşayan bireyler olarak, öncelikle içinde yaşadığımız toplumla uyumlu ve sağlıklı ilişkiler kurmamız gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kan Hastalıkları ve Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Canatan şunları söyledi: “Bireylerin birbirleriyle ve çevreleriyle dengeli ilişkiler kurabilmesinin yolu ise çocuklukta aldıkları eğitimle gerçekleşebilir. Çocukluk insan kişiliğinin gelişimindeki en temel faktör olması nedeniyle çok önemlidir. Doğru ve tutarlı eğitim, olumlu çevre koşulları ve dengeli ebeveyn tutumları da bu gelişimin sağlıklı tamamlanabilmesi için ön koşuldur. Gelişim evlerine baktığımızda 0-3 ay yenidoğan, 3-36 ay arası bebeklik dönemi, 3-6 yaş oyun çocukluğu, 7-12 yaş arası ilkokul dönemi, 12-18 yaş da artık ortaokul, lise, ergenlik dönemi olarak 5 grupta toplamaktayız. Her yaş döneminin fizik, motor ve mental değerlendirilmesinin yapılması gerekir. Bu yaş dönemi içinde olmayan davranışlar da davranış bozukluğu olarak tanımlanıyor. Davranış bozukluğunun söz konusu olabilmesi için çocuğun sergilediği davranışların gelişimine özgü davranış kalıplarından daha farklı olması gerekiyor. Çocuk da davranış bozukluğunda süre de çok önemli. Söz konusu davranış kalıplarını en az 6-7 ay boyunca tekrar etmesi gerekiyor. Çocuk gelişim evrelerinin getirdiği bazı sorunların olabildiği ve gerek ailenin yapıcı tutumuyla gerekse çevresel faktörlerle sorunları çözüme kavuşturabildiği doğal bir davranış sorunu oluyor. Eğer doğuştan gelen bazı genetik problemler yoksa genellikle doğal biçimde seyreden ve zaman içinde çocuğun sosyalleşmesiyle yerine oturur.”
‘ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ’
Prof. Dr. Canatan, bazı durumlarda bu gelişimsel dönemlere özgü bu doğal sorunlar yakın çevrenin olumsuz etkileriyle birleştiğinde genellikle duygusal ağırlıklı farklı bozukluklar olarak da kendini gösterebildiğini ifade ederek davranış bozukluklarının nedenleri ve tedavisi hakkında şöyle konuştu: “Bu durumda en çok dikkat çeken bu davranışların çocuğun tepkisel davranışları olması. Anne-babaya ve çevreye yapılan bu uyumsuz tepkiler davranış bozuklukları olarak bilinir ve eğer ciddiye alınmazsa da kalıcı birtakım sorunlara yol açabilir. Birçok insan hayatının birçok evresinde bu tip sorunlar yaşamıştır ve yaşamaktadır. Ancak bunlar döneme özgü geçici sorunlar olarak bir süre sonra yok olabilir ya da yerleşik davranış kalıplarına dönüşebilir. Sorun da burada başlıyor. Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıktığında sorunu erken tespitle önlem almak çok önemlidir. Gelişim süreçlerinde gelişimin sorunsuz ve zahmetsiz olacağını söylemek mümkün değildir. Elbette ki bazı sorunlarla karşılaşılacak ve bu sorunların türü ve yoğunluğuyla orantılı olarak bazı tepkiler oluşacaktır. Bu nedenle normal ve normal dışı olanı doğru ayırt etmek önemlidir. Bu farklılığı belirlemek için bazı ölçütler vardır ve bu değerlere göre davranışın normal olup olmadığı gözlemlenebilir.”

NEDEN OLAN FAKTÖRLER
“Yaşa uygun davranışlar. Çocukların yaşı ve gelişim düzeyi ve niteliğini belirlemede en etkili faktördür. Sürekli davranışlar. Bu, belli bir davranışın çocuk tarafından ısrarla yapılması ve uzun süre devam etmesi anlamına gelir. Kültürel faktörler. Normal dışı davranışların oluşmasında etkili olan durumlardan biri de kültürler, etkenlerdir. Davranışın yoğunluğu. Yine yaşla yakından ilgilidir ve örnek olarak 4-5 yaş çocuklarında görülen öfke ve hırçınlık davranışları verilebilir. Cinsel rolün etkisi. Genel olarak erkeklere uygun olarak görülen bazı davranışların kızlarda görülmesi ya da kız çocuklarına özgü tavırların erkek çocuklarda görülmesi de anormal davranış tipi olarak görülebilir. Toplum içinde genel davranış kalıplarının sınırları dışında kalan davranışlar anormal davranışlar olarak görülür. Bazıları, çocukların gelişimsel dönemlerine özgü sorunların yerleşmesine bağlı bozukluklar olabilirken bazıları gerçekten de psikiyatrik özellikler taşıyabilir. Anormal davranışların gelişimi çocukların herhangi bir yaş diliminde ortaya çıkabilir. Bu bozukluğu düşündüren davranış eğilimleri genellikle bir duruma karşı tepkisel bir karşılık olarak düşünülmelidir.”
‘ÇOĞU ANNEDEN GEÇİYOR’
“Anormal davranış gelişiminde çocuklarda en çok psikolojik kökenli kekemelik, parmak emme, tırnak yeme, korkular, kaygı, yeme bozuklukları ve iştahsızlık, uyku bozuklukları, içe kapanıklık, aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, stereotip (yineleyici) davranışlar, otizm ve otizm spektrum bozukluğu görülebilir. Anormal davranışa neden olan faktörler ise, çocuklarda beslenmeye bağlı davranış bozuklukları olabilir. Bunlar, demir eksikliği, vitamin B12 eksikliği, protein alımında eksiklik, C vitamini alımında eksiklik, D Vitamini alımında eksiklik, Çinko alımı eksikliği. Genetik faktörlere bakıldığında da kromozomal bozukluklar. Kromozomda yapısal veya sayısal bozukluklar olabiliyor. Tek gen hastalıkları. 46 kromozom içerisinde 30 bin gen var. Bunlardan şu anda 20 bin geni tanımlanabiliyor. Tüm genom ve Tüm egzom analiziyle. Çoklu faktöriyel hastalıklar. Tansiyon, daha çocukluk, yenidoğan döneminde bile çıkabiliyor. Bunların altında birçok gen oluşabiliyor. Mitokondrial hastalıklar olabilir. Mitokondri anneden geçen bir genetik yapı. Çünkü daha oluşum aşamasında babaya ait mitokondri yok ediliyor. Dolayısıyla annenin yaratıcılığı orada başlıyor. Tek hücrede başlıyor. Bu nedenle hastalıkların birçoğu anne tarafından geçiyor.”
‘ERKEKLERDE DAHA FAZLA’
“Elektromanyetik faktörler. Cep telefonu, bilgisayar, televizyon, radyasyon. Çevresel faktörler; doğal ortamlardan uzak kalmak, çevre kirliliği, iklim değişikliği, oyun alanlarının yetersizliği. Ailesel Faktörler; ev huzuru, anne baba ayrılığı, arkadaş çevresi, yeni ortamlar. Psikolojik Faktörler; sınırda kişilik bozukluğu, narsistik kişilik bozukluğu, şizoid kişilik bozukluğu, paranoid kişilik bozukluğu, çekingen kişilik bozukluğu. Bu durumda çocuğun fizik, motor gelişimini değerlendiriyoruz. Ayrıntılı bir fizik muayene yapıyoruz. Rutin testlerini, biyokimyasal testlerini yapıyoruz. Sonra genetik testlerden hangisi yapılacağına karar veriyoruz. Bireylerin mutlaka kromozom analizlerine bakılmalı. Mitokondriyel testlerine de mutlaka bakılmalı. Anormal davranış görülme sıklığına baktığımızda, yapılan bilimsel çalışmalara göre davranış bozukluklarının toplum içerisinde görülme oranı yüzde 2,5 ile yüzde 15 arasında değişim göstermektedir. Cinsiyet açısından bakıldığında ise erkeklerde davranış bozukluğu görülme ihtimalinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davranış bozukluklarının sıklıkla 4 ile 8 yaşları arasında ortaya çıktığı söylenebilir.”
HASTALIĞIN TEDAVİSİ
“Çocukların davranış bozukluklarında genetik yapı çok önemlidir. Bu tür durumlarla karşılaştığımızda hastalığın tedavisinde özellikle aile ağacına bakıyoruz. Olası durumlarla ilgili kan örneğini alıyoruz. Mitokondriyel hastalıklarda ise anne tarafını daha çok sorguluyoruz. Gelişim bozukluğu, kas koordinasyon kaybı ve kas zayıflığı, nörolojik nöbetler, çeşitli özellikleriyle temsil edilen otizm spektrum bozukluğu gibi hastalıklar mitokondriyel hastalıklarda yer alıyor. Burada panel testlerimizi yapıyoruz. İkinci olarak Tüm egzom analizi yapıyoruz. Bu analiz bize yüzde 70 bilgi verebiliyor. Çünkü tüm genlere baktığımızda genler caddeleri, egzomlar da sokakları gösteriyor. Biz sadece 20 bin caddeye doğru kesen sokakların numaralarına bakıyoruz. Tüm genomda ise hem buralara hem de yıkık dökük evlere bakılıyor, mitokondriyel genlere bakılıyor. Dolayısıyla öncelikle çocuğun rutin testlerini yaptırması gerekiyor. Ona göre hangi testler yapılacağına karar veriyoruz. Biz burada özellikle davranış bozukluklarının tedavisinde söz konusu davranışın türü, şiddeti ve ilerleyiş şekline bakıyoruz. Öncelikle organik tanının konması lazım. Psikolojik tanının dışında bizler de ilgili uzmanına gidilmesini öneriyoruz. Okul eğitim rehabilitasyonlarının da çok önemli olduğunu vurguluyoruz. Multidisipliner yaklaşım çok önemli. Dolayısıyla aileler, çocuklarının genetik sağlık risklerini anlamak, yönetmek için genetik danışmanlık hizmetlerinden yararlanması gerekiyor. Genetik danışmanlar olarak bizler de ailelere genetik hastalıklar olarak bilgiler veriyoruz, destek sunuyoruz. Çocuk sağlığında genetik hastalıklar, aileler için önemli bir konudur ve çocuğun yaşam kalitesini etkiler. Erken tanı, doğru tedavi seçenekleri ve genetik danışmanlık hizmetleri, bu hastalıklarla baş etme sürecinde kritik rol oynar. Her aile, çocuklarının sağlığı için bu konuları dikkate almalı ve gerektiğinde uzman sağlık profesyonellerinden destek almalıdır.” (www.akdenizmanset.com.tr)
---