Serik Boğazkent Turizm Bölgesinde bulunan Port Nature Resort Hotel de haftanın üç günü sahne alan Tayfun sevenlerini 25 yıl geriye götürüyor. Seslendirdiği yabancı , Türkçe pop eserleri ve kendine ait bir çok parçayla unutulmaz programların altına imza atan Tayfun, çok yakın zamanda sevenleriyle büyük projeler ile buluşmaya hazırlanıyor
90’lı yıllar’ın Megastarı Tayfun’un sessizliği bozmaya hazırlanıyor. Ancak onun öncesinde Tayfunun anlatacak çok şeyi olduğunu düşünüyoruz. Hem projeler, hem de son hazırlıklarımızdan söz edersek neler söyleyeceksiniz ?
1990 lı yılların başından 2000’nli yıllara kadar Kadın sanatçı olarak Yonca Evcimik ve Erkek sanatçı olarak en çok satanlar arasında ben yer alıyorum. O yıllar 2 milyon satış oldu. 600 bin satana o yıllar da araba hediye edildiği yıllar.
Hani hayat futbola benzer. Bu mücadele de teknik hatalar olur. Acaba sonrasında biz de futbolda ki gibi bir teknik hata mı yaptık ?
Ben o yıllar para, pul, şöhretle ilgilenmedim açıkçası. Ben müzisyen kökenli bir aileden geliyorum. Böyle köklü ve derin bir müzik alt yapısına sahip olmanın rahatlığına sahiptim. Doğup büyüdüğüm müzik dünyasına atıldığım ana kadar müzisyen ailemin içinde bulunduğu bir çok sanatçı ve ünlü isimlerle iç içe yaşadım. Sık sık ailemizin içinde yer alırlardı. Onların hayatları, yaşantıları, müzik dünyasının yakın tanığıyım. Babam avrupadan döndüğün de TRT nin ilk canlı yayın kadrosunu kuran sanatçısıydı. TRT ilk canlı yayınını babam Erol Duygulu orkestrasıyla yapıyor. Ve kadro da çok değerli müzisyenler var. Erol Duygulu gibi bir baba, Zeki Duygulu gibi radyo repertuarında 690 tane bestesi olan bir bestekar, Udi dedesine sahiptim. Müzeyyan senarın arkasını dönerek Türk Musikisinin Dedesi diye takdim ettiği bir insanın Zeki Duygulu’nun torunuyum. Tabi bu da bana şöyle bir rahatlık sağlıyor “Ne olursa olsun müzikten ben ekmeğimi elde ederim” Benim hiçbir zaman çok param olsun noktasında bir savaşım olmadı. Çoğu sanatçı hırslarına yenik düştüğünü biliyorum. Aile terbiyem ve karakterim de zaten böyle bir hırsa izin vermeyen bir anlayıştayım. Böyle bir anlayış da büyümüş bir müzisyenim.
İlk Eğitim aldığımız yer neresi ?
11 yaşında konservatuara girdim ve kazandım. 12 ile 22 yaş arası tamamen konservatuardaydım. Lise ve üniversite dahil. Üç yıl viyola çaldıktan sonra ki 6 yıl da rutin piyano eğitimi vardır bu eğitimin içinde, bunun ardından ben klarnet bölümüne yatay geçiş yaparak 8 yıl bu ensturmanı çalıp üniversiteden mezun oldum.
Okul sonrası gruplarla çalışmalardan söz edersek ?
1987-88 de Yeni Türkü grubuna girdim. Grubun da yeni yeni sesini duyurmaya başladığı dönem. Ensturman çalan ekipleri tam da yok. Klarnet ve Flüt çalan arkadaşları gruptan ayrılınca onun yerine eleman ararlarken ben de o yıllarda stüdyo ensturmanlığı yapıyorum Candan Erçetin, Nilüfer , Zuhal Olcay’ın ilk albüm hazırlığında stüdyo da çaldım. Hatta onlardan biri Ölü Bir Oeniz Film müziğinde çaldım. Bu çalışmamız da en iyi film müziği ödülü aldık. Yeni Türkü’ye çaldım 1991 yıllarında ara verdim. TRT Caz orkestrasına dahil oldum ve 1.5 yıl bu grupta çalmışlığım var. Fatih Erkoç solistti. Ayrıldı albüm yaptı. Ardından ben albüm yaptım. 2000 de TRT Jazz ork tekrar kadro almak üzere girip 2012 ye kadar haftanın 4 günü prova kayıt bil fiil çaldım. Kadro gelmeyince albüm yapmak üzere ayrıldım. İstanbul Single ımı yaptım ama klip yayınlanamadı...E mre Plak’tan 3 tane albümüm var. Onda Oniki, Gül Karası ve İstanbul. 4. Ncüsünü komple ben Supervisor olarak yaptım kendime. Ulus müzikten. Sonra 2 tane dah a ardından TRT Jazz orkestrasına 2001 de girip 1 sene ara vererek 2005 te ikinci ve 1 sene yine arar vererek 2012 de 3.Single Çalışması yaptim. Öte yandan Yılın grubu olarak 2 tane Altın Kelebek Ödülümüz var. O yıllarda MFÖ , Lokomotif, Grup Piramit gruplarının olduğu yıllar.
Son zamanlarda 90’lı yıllar büyük ilgiyle dinleniyor. O yıllara ait kliplerde sizi fazla göremiyoruz. Neden ?
Talihsizlik Hem 2000 ve hem de 2005 albümlerine ben klip çekmedim. Çekilemedi. Diğerleri de yayınlanamadı. Bugün 90’ların sesinin yükseldiği bir dönem de benim talihsizliğim ve dezavantajım o yıllarda klip çekmemiş olmam. Sevenlerimin beni görememesinin sebebi budur. Önce klip döner, ardından TV programına davet edilirsiniz. Bunu böyle düşündüğüm için televizyona yada magazine çıkmaya gerek gormedim. Tabiî ki çok özel bir çok TV programlarına çıktık. İbrahim Tatlıses, Ebru Gündeş, İzzet Altınmeşe, Beyaz ve Okan Bayülgen gibi sanatçıların programlarına sıkça davet edildim ve çıktım. En son yaptığımız çalışma Volga Tamözün Volüm 1 albümü çok başarılı bir proje çalışmasıdır. Bestelerimi daha önce kendisine dinlettim. – ‘Dur bekle dedi ve ben bu sohbeti kendisiyle 5 ay önce yaptım. Sabaha kadar benim parçamı çalışmış ve erken beni uyandırdı ve bana dinletti. Bu çalışma için ilk aradığı kişi de benim. Parçalarım hazırdı ve çok heyecanlanmıştı. Bir iki tanesini dinlettiğim de müthiş bulmuştu. Ozan Çolakoğlu,Ozan Doğulu,Erdem Kınay, iskender Paydaş ve Volga.Tamöz ile birer parça çalışmaktır amacım. Tüm aranjörlerden de teyit aldığım eserlerdi hazırladıklarım.
Kar Beyazdır Ölüm parçasının çıkışı, doğuşu ve dillere düşüşün hikayesi nasıldı ?
Ben bu parçayı ilk önce Nilüfer için yapmıştım. Ben bu eserin Nilüferin çıkış parçası olarak vereceğimden Kayahan ile aramız da bir küs durum oluştu. Ancak o çalışmasını tamamladığı ve kendi eserlerine yer verdiği için kasetinde yer alamamıştı. Sözü ve bestesi bana aittir bu parçanın. Rahmetli Kerim Tekin benden 3 parça almıştı. Çok yakındık kendisiyle. Evdeyiz bir ara Kerim Balkon’a çıktı. Evde bulunan diğer arkadaşlarım hadi çal filan diye ısrar ettiler. Ben yok filan demeye kalmadan şarkıyı çalmaya ve mırıldanmaya başlayınca melodiyi duyan Rahmetli Kerim Tekin,
Ağabey bu parça benim’ diye içeri girdi hemen. Ben de Nilüfer okumayacağı için kendimin okuyacağını söyledim. Ancak Kerim çok ısrar etti. Ve Kerim Tekin parçayı okudu ve o akşam ki ev ziyaretinde Kar Beyazdır ölüm Kerim Tekin’in oldu. Karbeyazdır Ölüm Kerim Tekin in oldu. Daha sonra ben Gül K arası Albümümde okudum ama Albümün Klibi ve reklamı olamadığı için bilinmiyor. Öte yandan 100 e yakın Beste ve Güftem artık 168 adet sıfır yeni eserim sahiplerini bekliyor ..
Aranjör yönünüz de var bundan da söz edebilir miyiz?
Garo Mafyan ağabeyin bir sözüne ben Aranjörlüğe başladım. Yüksek meblağlarda aldığım cihazlar ile sistemimi ve stüdyomu kurdum. 3 tane prodüksiyon var. Gülden Karaböcek, Levent Conker, Yaşar Turan. Bugün ne yapıyorsun diye sorulursa, Besteci, söz yazarı, aranjör ve Productor kimliğine sahibim. O Ses Türkiye de ki Mehmet Yeni gün ,Arman Tuna ile yeni bir Sound çalışmamız var. Sibel Can’ı aratmayacak bir ‘o ses’ yarışmacı Solistim in çalışmasına da yakında başlayacağım. İsmini şimdilik vermiyorum. Ayrıca yine Antalya dan Savaş Ulubay ile çalışmamız var.
Bu çalışmaların ve hazırlıkların dışında başka ne gibi projeleriniz var ? Tayfun’un öteki yüzünü göreceğimiz hangi hazırlıklar içerisindesin ?
Turkiyenin en büyük Müzikle ilgili organizasyonunu Expo alanında Antalyada yapmayı planladim. Ekibimiz çok sağlam bir kadro.. Bunun dışında yine çok farklı projeleri mde var. Dünya Starlarıyla ve Muzikle ilgili dev projelerimde var. ilkini Türkiyenin en büyük kapalı alan organizasyonu olan 1999/2000 yılbaşı gecesi Dolmabahçe Kültür Merkezinde 16.800 biletli insanın geldiği organizasyonum ile yaptım
Neden otelde konserler veriyorsunuz ?
-Oteller kaliteli müşterilerinin en çok bulunduğu ve müziğin kalitelisine dikkat eden ve kulak veren bir ortama sahip. Avrupanın çeşitli ülkelerinden gelmiş olanlar oldukça memnun ve hoşnut. Yaptığım programlarda TRT caz orkestrasında bulunmamın da tecrübesini aktarıyorum. TRT caz orkestrasında 10 yıl bulundum. Hem saksafon da hem de solist olarak görev yapmamın zenginliğini otel de ki programlarına yansıtıyorum. Yabancı konuklar büyük bir keyifle dinliyor ve programlarıma ortak oluyor.
VE 90’lar müthiş bir ilgi görüyor. Neler söyleyeceksiniz ?
Artık durum değişti. 90’ları DJ ler eşliğinde yapıyoruz. Ancak benim bir artım var alt yapısını kendimin hazırladığı programın üzerine parçalarımı seslendiriyorum. 90’lar konseptinde 10’a yakın parçamı seslendirdim ve sahnede 1.5 saat gibi bir süre kalıyorum. Bunları yaparken ben aynı zamanda Entertainmen özelliğimi de ortaya koymuş oluyorum.
Tüm anlattıklarınız aynı zamanda sanatçı kimliğinizle birlikte işadamlığı kimliğini de ortaya çıkartmış olmuyor mu ?
-Evet tabiî ki. Bir Emlak ve arsa, Organizasyon, sanatçı temini ve şimdi de Ukrayna da Distürbütörlük ve bayilik vereceğimiz görüşmeleri tamamlamak üzereyim. Bunların dışında işadamlığı ve ticaret üzerine bir çok fikir ve filiyata geçirmeye hazırlandığım projelerim var. Bunları da artık yavaş yavaş gerçekleştireceğimi düşünüyorum. Çünkü artık zamanı geldiğini düşünüyorum. Tüm bunları yaparken de ben kendi eksiğimi de tamamlamamı sağlayacak. Klip özürlü olmam konusunu da tüm bu çalışmaları yaparken gidermiş olacağım. Menerjersizlikten kaynaklanan bir açığım var. Klip masrafları konusunda müthiş tutarsızlık var
En çok dinlenen ve istek görenler arasında yer alışınızla ilgili neler söyleyeceksiniz ?
Bu yaz Ttnet in en Ćok dinlenen yüz listesinde 27. Sıraya çıkmama rağmen bunu radyolarda duymak mümkün olmuyor. Nasıl oluyor bu ? Günün birinde TV’lerde görünmeye başlayınca bu soruyu ben soracağım. Siz nasıl oluyor da bugün en çok revaçta olan bir dönemin insanını gündeme getirmiyorsunuz ? Parçalarını çalmıyorsunuz ?
Bunun böyle olmasının nedeni nedir ?
-Bunu takip edecek olan ben değilim. Bu sektörde bu işlerini takip edenler olmalı. 25-50 bin dolar paralar vererek mi parçalarınız çaldırılmalı, eserlerinize öncelik verilecek . Ben böyle bir şey yapmaya taraftar değilim. Ben mi para harcamalıyım, birileri mi bana harcamalı ?Her defasında ben sponsorla mı çalışmalıyım ? Herşeyini hazırlayıp tüm alt yapıyı hazırlayarak işin klip çekilme aşamasına getiriyorum klibi de sen çek dediğim kimi firmalar klibi çekemiyor ya da çekmiyor ? Ya da çekilen klip yayınlanmıyor.
Neden kaynaklanıyor olabilir ?
Magazin patronları, ya da magazin haberciliğine yön verenlerin patronları kadınlar olmuş olsaydı bugün çok daha farklı yerlerde olurdum. Yani patronlar patroniçe olmuş olsaydı o dönemlerde ben dünya starı olmuştum. Rahmetli Barış Manço’nun anıldığı bir programa katılmıştım, Rahmetli Savaş Ayın A Takımı ; Barış Manço Anma Programında verilen bir konuşma fırsatında yaptığım açıklamadan çok etkilenerek Diksiyon Anlatım Teklememe konusunda sözümü kesip beni tebrik edip alkışlatmıştı. Psikoloji, Felsefi ve edebi yönümün yanında bilgi ve birikimimin bu ve buna benzer bir çok programda ortaya koymuş olmam da ayrıca dikkat çeken bir tarafım olmuştur. Hatta 20 yıl önce söylediğim bir söz Hit oldu. ‘Aşık Olmaya Aşığım’… Bugün günümüz de slogan haline dönüşmüş olan bu sözü yıllar öncesinde ben kullanmıştım ve söylemiştim. Hadi gelsinler aksini ispat etsinler.Bakalım bu sözü kim söylemiş bulsunlar. Bu sözü kullanmayan kalmadı nerdeyse. Yakın da bu sözün kitabını bile yazarlar. Ben kendine has söylemleri olan iyi bir söz yazarıyım. Aslında benim parçalarım şiir kitabının sayfalarında yer alacak şiir tadın da mısralardır. Aşağı yukarı 90’a yakın söz ve bestem var. 168 tane de bende bekleyenler var. Şiirlerimin tamamı kafiyeli ve uyak düzenine uygundur. Serbest vezin çalışmayı pek sevmiyorum. Müziğin serbest vezinli olanında çok güzel olduğunu düşünmüyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz diyorum, başarılı olanları ayrı tutuyorum. Serbest vezir çok doğru bir şey değil. Dışarıdan beste almıyorum ancak amatör yazarları değerlendirdiklerim de oldu. Bu çalışmalarıma yer verdim. Beğeniler çok garip. Besteyi sözü isteyip de güzel bir parçayı duyup da anlamayanları da anlamış değilim. Şimdi besteyi sipariş ediyorsunuz sonra şu parça gibi diyorsunuz, o parça gibi yeni bir şey üretiliyor ve siz onu dinlediğiniz de onun gibi bir şey yok mu deniliyor. Onun gibi bir şey olamaz. Dünya da bir şeyden 1 tane vardır. Yani ben benim ben Tayfunum, Tayfun’dan 1 tane var. Tayfun Deri ceketler ve blucin ceketlerle çıktı ardından Tarkan da aynı benim gibi çıktı. Tarkan şeklini değiştirince Tarkan oldu. Bunu o da biliyor. Televizyonlarda kendi haberlerinin biraz öne geldiğini görünce ne büyük sevinç yaşadığını yakın tanıkları bana aktarmıştır. Hatta yanındakiler neden böyle bir şey yaptın, ne den oley çektin diye sorduklarında Tarkan, “Siz anlayamazsınız artık rakibim kalmadı” diye cevap verdiği söylendi bana. Artık Türkiye de müzik yapmaktan imtina ediyorum. Çünkü arz ve talep olmasına rağmen göz ardı edildiğimi düşünüyorum. Bu böyle olunca aynı davranışı bunu yapanlara bende ortaya koymak zorunda kalıyorum. Ben bir şekilde kendimi dinletirim. 60 bin biletli izleyici konser vermiş bir sanatçıyım. Muazzez Ersoy kendisini beklettiğimi dile getirdiği konserlerde oldu. Bu binlerce sevenimin dolduracağı alanlarda vereceğim konser de olur, onların mutlu olacağı mekanlarda vereceğim konserlerde.
İlginçtir 30-40 yaş altı yaş grubu dinleyici de sizlerin müziği ve çalışmalarınızın dinleyenleri ve hayranları. Bu konuda neler söyleyeceksiniz ?
Onlarda çok mutlu. Hatta 30 yıl önce böyle parçalar mı vardı diye kendi kendilerine sormaktadırlar. Bu yaptığımız temiz ve yalın müziğin bir sonucudur. “Seninle Ölürüm’ diye bir parçam var. Üniversite gençliği bunu keşfetmiş. Böyle bir parça vardı da biz niye bilmiyoruz ? Niye bu parça ortalıkta yok niye gündem de değil ? Daha 19-20 yaşlarında bunu soranlar. Mesela ‘Yalan’ adlı parçam var. İbrahim Tatlısesin Yalan’ı ile aynı zamanda çıkan bir parçadır bu. 90’lar müzikte Armonilerin olduğu sözlerin doğru olduğu, insanların daha dürüst bir zaman diliminde yaşadığı sözün özün bir olduğu dönemdir. Bu yüzden 90’lar çok özel bir dönemdir.
90’ların bu kadar çok ilgi gördüğü bir dönem de nasıl oluyor da Tayfun sevenlerinin karşısında olamıyor ?
Bunun için demek ki Fetö’cü olmak, ya da yayın kuruluşlarının yöneticileri ile çok özel anlaşmalar yapmak lazım. Ben o kadar bonkör olamıyorum. Önceden bizler tv lere konuk edildiğimiz de ödeme yapılırdı. Çünkü değerli olan ben ve benim gibi bu işin merkezinde olanlardır. Bu yüzden ben bu konuya böyle bakıyorum. Televizyon kanalı bana program talebinde bulunuyor sponsorunuzu bulun başlayın diyor. Ben niye sponsor bulayım ? Anlaşılıyor ki bu işin ucu her zaman maddi boyut konusunu gündeme getiriyor. Yoksa tv de programın en güzelini en özelini yapabilecek durumdayım. Yine söylüyorum Patronlar Patroniçe olmuş olsaydı bugün Tayfun çok daha farklı yerlerde olur dünya starı olmuştum ben.
Bugünkü hayran kitlenizden söz edersek ?
Geçen onca zamana rağmen 4 milyona yakın bir Tayfun’cu kitlemin olduğuna inanıyorum. VE biliyorum ki erkeği, kadını bir dönem evlerinin duvarların da benim posterlerimle odalarını yattıkları yataklarının karşısında ki duvarı süslemekteydi. Ne onlar beni unuttu, ne ben onları. Öyle fanatik erkekler tanıyorum ki hala arabasında bağajı açıp bana ilk kaset ve cd mi çıkartıp gösteriyor. Kendimi pandonanın kutusu gibi görüyorum. Michal Jackson da bir 12 yıl sessizliği olmuş ve sonrasında o müthiş çıkış parçasıyla bir kez daha varlığını hissettirmişti. İşte buradan yola çıkarak Bana Beni Yeniden Tayfun , doğru ve marka isimler ile atağa kalkabilir. Ülkemin enstrumantistliģi ile 2 altın kelebek almış aynı zamanda sonraki yıllarda çok ödüllü Mega Star konuma gelmiş ; Yani iki ayrı branşta star olmuş tek sanatçısıyım. Dünyada kendi ülkesinde hem Enstrumanist hem de Şarkıcı olarak ayrı ayrı Yıldizlaşmış tek örneğim
Formunuzu korudunuz mu ?
Evet… Görenler tarafından aynı kaldığım belirtiliyor. Yine de diğer sanatçılara göre çok iyi görünüyorum. Kaza yaptım önceden. Vücudum da kırıklar oluştu. Haliyle spora bir süre ara verdim. Hiç çalışamadım 1 yıl. Sonradan antrenmanlara başladım ve formumu yakaladım.
Konserleriniz de unutamadığınız bir anınız ?
Zonguldak konserinde dans eden beyaz gömlekli iki bayanı daha sonra ben dansçı olarak ekibime almıştım. Bu anımı hiç unutamıyorum. Hem vokalist hem de dansçı oldular.
Avrupa sizi çekiyor mu ?
Hem de nasıl. Türkiye de bu kalite ve birikimin kıymetini bilemeyenlere karşılık Avrupa da yaptığım müzik ve alt yapı çalışmalarına inanılmaz ilgi var. Ensturman Albümü yapar Dünya sanatçıları arasında yer alırım. Mercan Dede nasıl Ney ile müzik yaparak bunu göstermişse benim bunu yapmam hiç de zor olmayacaktır. Dede’den ve Baba’dan gelen bir müzik alt yapım var. İnsanlar yenilir yutulur parçalara alıştırıldı. İnsanların zihninde yer edecek 100 yıl da geçse akıllarda kalacak yenilir yutulur olmayacak parçalara ihtiyaç var. Bu hızlı da olsa aynı slov olsa da aynı. Ben Amerika da albüm yapacaktım. 5 Konser organizasyonu vardı. Bu konserler sonrası ABD ye yerleşip orada müzik yapıp Dünya’ya müziklerimle seslenecektim. Hem ensturman hem de solo yapan bir sanatçı kimliğimle bunu gerçekleştireceğimden çok farklı projelerim vardı 2 yıl erteledim. Bakarsınız sürpriz. 4 dil de parça söyleyebiliyorum
Dedeniz Zeki Duygulu’nun eserlerinden bir çalışma düşünüyor musunuz ?
Buna hazırım. Zeki Duygulu’nun anısına yapacağım eserler ve parçalar ‘Dedemin Parçaları’başlığı adı altında bir Enstrumantâl version çalışması gerceklestirmeyi düşünüyorum. Bir Alaturka Albüm sözlü belki sonra yaparım. Sahnede Alaturka Eser seslendirdiģimden 10 senedir dinleyicilerimden çok talep var. Karakolda Ayna var, Fosforlu Cevriye, Ben yaralı ceylanım, Karabiberim bunlar dedemin eserleri. Ayrıca seni Benden Alamazlar parçası dedem vefatından sonra bu parçasıyla ödül almıştır.
Yayın yazılı çalışmalarınız oldu mu ?
Günaydın ve Saklambaç gazetelerinde bana ait olan Özlü Sözler yazılarım çıkardı. Yazı İşlerinden böyle bir teklif gelince bende değerlendirdim.
Evli ve 2 çocuk babasısınız biraz evden söz edelim
Eşim Tuğçe ile mutlu bir evliliğim var. 6 yaşında Milas 9 yaşında Cansın adında iki oğlum var. İstanbul ve Antalya da eş zamanlı yaşıyorum. İş yoğunluğuna göre. RÖPORTAJ: Umut ÖZEN
GÜNDEM
Yayınlanma: 29 Eylül 2016 - 16:51
Güncelleme: 29 Eylül 2016 - 17:10
Dededen sanatçı, Babadan usta, 90'ların Megastarı TAYFUN...
90’lı yılların unutulmaz ismi ve seslendirdiği parçalarla gençlerin yüreklerini hoplatan Megastar Tayfun, yeni projeler ve çalışmalar ile sevenleriyle kucaklaşmaya hazırlanıyor.
GÜNDEM
29 Eylül 2016 - 16:51
Güncelleme: 29 Eylül 2016 - 17:10
