Almanya’ya giden işçilerimiz, çarıklı denen, cahil, fakir ve konuşmaktan aciz (Z) kadrolardı. Bugün, Avrupa’da (A) kadrosuna sahibiz.
Memlekette günübirlik yasa ve kanunlar çıkıyordu. Bizim ağırımıza giden ise, başka devletlerin bizim yasalarımızı çıkarmamızı istemeleri, bizim adımıza karar vermeleri idi.
Maalesef, ülkede gücün hukuku uygulanmaktaydı. Hukukun gücü değil!
Millet olarak unutulduk, uyutulduk. Aile bitti. Ahlak bitti. Çatı çöktü.
Cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar 57 defa af çıktı.
Buna, eski Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet SEZER’in özel afları da ilavedir.
İtibarsız bir devletin vatandaşıydık. Ruanda’dan gerideydik. Onlar bile, bize vize uyguluyordu. Milli Savunma Sanayimiz yoktu. Her şey dışa bağımlıydı.
Kumarda dört, sigarada dört, trafikte dört, uyuşturucuda ikinci sıradaydık. Ekonomide sınıfta kalmıştık. Gelir dağılımı dengesiz, vergi adaletsiz idi.
Suçlular cezasız, serbest, bankerler cezasız, bankacılar cezasız, hayali ihracat cezasız, cinayetler cezasız idi. Bunun sayısını arttırabiliriz.
Avrupa’da, cinayet savunulur ama vergi kaçakçılığı kesinlikle savunulmaz. Bizde, kaçıran kaçıranaydı. Anlı-şanlı iş adamları, gazeteciler bunlara dahildi. Bu insanları onlarca avukat savunuyordu.
Cumhuriyet döneminin en kötü günlerini yaşamıştık.
Kaldı ki, kendine yeten tarım bizdeydi.
Yeraltı ve yer üstü zenginlikleri bizdeydi.
Tarih ve tabiat bizdeydi.
İnsan zenginliği bizdeydi, ama işsizlik bizde, enflasyon bizde, hortumculuk bizdeydi.
Gecelik faizler, repolar, depolar bizdeydi.
Trafik kazalarında ölüm oranı çok yüksekti. Yollar rezaletti. İş kazalarında ise, dünyada ilk sıralardaydık. Mevzuatlar yetersizdi.
Eğitimler yetersizdi.
Sağlık politikalarımız rezaletti.
Cinayetler ve katliamlar bizde, tecavüzler bizde, işkence bizde, zulüm bizde, rüşvet bizde, baskı bizde, hırsızlık ve dolandırıcılık bizdeydi.
Hayali ihracat ise, devletin en tepesindeki isimden DEMİRELLER ’den başlamıştı. Sonrada ÖZAL dönemindeki bazı bürokratların ortaklığı ile ayyuka çıktı.
Kin bizde, nefret bizde, yalancılık bizde, orman talanı ve ağaçları yakanlar bizdeydi.
Uyuşturucu ticaretinde ise ana geçiş koridoru idik.
Kapkaççılık ve tinercilik halkın korkulu rüyası idi.
Atatürkçülük, laiklik, çağdaşlık adına din bezirganları ve sahtekarlar da devreye konarak din düşmanlığı had safhadaydı. Sahte din tacirleri türemişti.
Ne mi oldu?
Vaatler ayrı, icraatlar ayrı dönemi bitti.
Ulaştırmada çağ atladık. Hızlı trenler, Marmaray, havaalanları, köprüler, tüneller, metrolar, tüp geçitler yapıldı.
Akaryakıt, gaz, yağ, tuz kuyruğu yok.
Eğitimde kitap arama devri bitti. Her ile üniversiteler kuruldu.
18 yaşındaki gencin kendine güveni geldi.
Milli Savunma Sanayi kuruldu.
Sağlıkta umulmadık gelişmeler oldu. Bölge hastaneleri, her ile hastane ve aile hekimliği kuruldu.
Dini baskılar sona erdi.
Tarımsal üretim arttı. Çiftçiye destek verildi. Artık yerli tohumumuz var.
Enflasyon ve faizler düştü.
Yaşam kalitesi arttı. Çalışanımıza sürdürülebilir bir hayat sunuldu.
Gayrisafi milli hasıla ortadadır.
Nemalar ödendi. IMF’ye borç yok. Paradan altı sıfır atıldı.
BÜTÇENİN ÇOĞUNLUĞU MİLLİ EĞİTİM, MİLLİ SAVUNMA VE SAĞLIĞA GİDİYOR.
Sayın Erdoğan işte bunları ve daha nicelerini yaptı.
Yarını, Allah (c.c) bilir. Gayret bizden, takdir Allah’tandır.
Biz gayret sarf eder, sebeplere sığınırız.
İç ve dış güçler topyekun saldırıyor. GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR. ELBİRLİĞİYLE ÜLKEMİZİ HUZURA KAVUŞTURACAĞIZ.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 18 Mayıs 2018 - 10:04
Dün, bugün, yarın halimiz nicedir?
GÜNDEM
18 Mayıs 2018 - 10:04

