Antalya’da eğitim alanında yetkili sendika olan Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya Şubesi, Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay’ın da katılımı ile Attalos Heykeli önünde yaptığı basın açıklaması ile eğitim kurumlarındaki sorunlara değindi. Tüm merkez ve taşra ilçelerinden topladıkları verilerle ortaya koyacakları eğitim-öğretime dair tüm sorunları somut bir şekilde ortaya koyacaklarını ve önümüzdeki yıl aynı dönemde elde edecekleri verileri karşılaştıracaklarını belirten Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, “Bakalım bu bir yıllık sürenin sonucunda eğitimdeki sorunların ne kadarını çözeceksiniz? Gerçi bunca yıllık performansınıza bakılırsa bırakın sorunların tamamının ya da büyük çoğunluğunun çözülmesini korkarız ki bu sorunlar katlanarak artmaya devam edecek’ dedi.
KALABALIK SINIFLAR
Antalya’da 94 okulda onbinlerce öğrencinin ikili eğitim yapan okullarda eğitim hayatlarına devam ettiğinin altını çizen Acar, “Yıllar öncesi Türkiye Cumhuriyeti’nin son başbakanı Binali Yıldırım 2020 yılı itibariyle Türkiye’de hiçbir okulda ikili eğitim yapılmayacağını beyan etmişti ancak aradan geçen bunca yıl sonunda verilen bu söz maalesef tutulamadı. İlimizde bir çok okulda sınıf mevcutları çok fazla. Bizim belirlemelerimize göre 53 okulda sınıf mevcutları 40 ve üzerinde. Bu denli kalabalık sınıflarda sağlıklı ve verimli bir eğitim-öğretim ortamının oluşmasının çok zor olduğunu eğitimciler olarak çok iyi biliyoruz. Ve yine yüzlerce okulumuzda da sınıf mevcutları 30’un üzerinde. Hizmetli yetersizliği bir diğer meselemiz. 65 okulumuzda hizmetli yok. Bu da okulların temizliği ve düzeni konusunda sorunları beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.
OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU
Okullarda ki en büyük sorunlardan birisininde güvenlik görevlisi bulunmaması olduğunu söyleyen Acar, “Önceki yıllarda işkur aracılığıyla okullara güvenlik görevlisi sağlanıyordu ancak tasarruf etme gerekçesiyle artık okullarımıza güvenlik görevlisi verilmiyor. Bunun sonucunda da çocuklarımızın güvenliği ikinci plana atılıyor. Bir çok okulda güvenlik konusunda hiçbir yetkinliği olmayan hizmetli ya da diğer okul personellerinden güvenlik hizmeti vermesi bekleniyor ama bu konuda uzman olmadıkları için okullarda sıkıntılar yaşanıyor. Bir başka sıkıntılı mesele ise ücretli öğretmenlik uygulaması. İlimizde bizim belirlemelerimize göre 1000’in üzerinde ücretli öğretmen çalışmaktadır. Yeterince atama yapmayan bakanlık bu açığı bir çoğu asgari ücretin çok altında bir gelire sahip olan ücretli öğretmenlerle kapatmaya çalışmaktadır” şeklinde konuştu.
SENDİKAL AYRIMCILIK İDDİASI
Okullarda yönetici ataması yapılırken hangi sendikaya üye olduğuna bakıldığına ve sendikaya göre pozitif ayrımcılık yapıldığını belirten Acar, “İl genelinde en çok üyeye sahip sendika olmamıza rağmen toplamda sadece 200 civarında okul idarecisi üyemiz var. Bu da gösteriyor ki okullara yönetici ataması ya da görevlendirmesi yapılırken hangi sendikaya üye olduğuna bakılıyor ve yandaş bazı sendikalara bu konuda pozitif ayrımcılık yapılıyor. Bir çok okul müdürlüğü, müdür yardımcılığı, ilçe milli eğitim ve şube müdürlüğü görevleri kadrolu atama yerine vekaleten görevlendirilmiş kişiler tarafından yürütülmektedir. Bir çok okulda sendikal ayrım var ve Eğitimiş üyelerine bıktırma politikası uygulanıyor. Bir çok okulda resim, müzik, bilişim ve teknoloji tasarım atölyesi yok ya da eksik” dedi.
EĞİTİM DIŞI KURUMLAR
Acar’ın ardından konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise eğitimde geçen yılları dahi mumla aratan bir dönemin geride kaldığını belirterek, “Sonuna geldiğimiz bu eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikaları dozunu artırmış, bu kuşatmaya bir de ekonomik krizin eğitime yansıması eklenmiştir. Bugün çocuklarımız okullarda musluklardan temiz olmayan suyu içip, kantinden bir tost dahi alamazken; kalabalık sınıflara mahkum edilmişken, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak sunulurken, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki makas daha da açılmışken, eğitim emekçileri açlık sınırında ücretlere mahkum edilmişken, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmen varken, şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘ÇOK BAŞLILIK ARTACAK’
Yaşanan skandallara rağmen tarikatların dernek ve vakıf maskesi altında MEB protokolleri aracılığı ile eğitim içerisinde yer almaya devam ettiğini vurgulayan Özbay, “Eğitimdeki bu gericileştirme hamleleri 28 Mayıs seçimleri biter bitmez hızlandırılmış, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere birçok ilimizde devlet okullarına pedagoji eğitimi almamış din görevlisi gönderilmesi bunun en somut örneği olmuştur. Seçimden hemen sonra İstanbul’da Bilal Erdoğan’ın yönettiği bilinen TÜGVA’ya 238 okulun tahsis edilmesi, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında yapılan protokolle okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanması eğitimde çok başlılığın artacağının da net sinyallerini vermiştir” şeklinde konuştu.
‘ÇEDES HUKUKSUZDUR’
Alanında uzman eğitimciler varken konuyla ilgisi olmayan kişileri ve yapıları eğitim sistemine sokarak kamu kaynaklarının israf edildiğini söyleyen Kadem Özbay, “Eğitim-İş olarak, Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırı; laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıt ÇEDES protokolünü yargıya taşıdık. Bugün de burada ve tüm Türkiye’de eğitim dışı kurumlarla, gerici dernek ve vakıflarla imzalanan protokollere ve projelere karşı “Çocukları korumak, vatanı korumaktır” anlayışıyla alanlardayız. Tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz, gelin bu protokolü birlikte reddedelim! Eğitime, geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım! Çünkü ÇEDES protokolü hukuksuzdur: Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir: Eğitim biliminden pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir” dedi.
‘PROTOKOLÜ REDDEDİN’
Eğitim-Öğretimin eğitimcilerin işi olduğunu belirten ve okul yöneticilerine seslenen Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Okullardaki eğitim faaliyetinin yasal çerçevede yürütülmesi sizlerin sorumluluk alanınızdır. Koltuğunuza değil, onun arkasında asılı olan Başöğretmen’in resmine bakın ve bu protokolleri reddedin. Eğitim emekçilerine sesleniyoruz: Sevgili meslektaşlarımız; öğrencilerimiz bizlere Başöğretmen’in emanetidir. Onları, laiklik karşıtı uygulamalara terk etmeyiniz! Kimsenin sizin dersinizi bölme, gasp etme, sizin dersinizden öğrenci çıkarma hakkı yoktur. Bu tür girişimleri her şeyden önce öğrencileriniz, sonra mesleki itibarınız için reddediniz! Velilerimize sesleniyoruz: Çocuklarınızın eğitim adı altında manen ve fiziken güvencede hissetmeyecekleri hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz. Onların geleceği için bu protokolü reddedin” ifadelerini kullandı.
RAMAZAN BOZCA
RAMAZAN BOZCA
