Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı verilerine göre meme kanseri dünya üzerinde, kadınlarda yeni tanı konulan kanserlerin yüzde 23,8’ini oluşturarak ilk sırada yer almaktadır. Yılda yaklaşık 2,3 milyon kadının hayatını etkilediği bilinen meme kanseri ülkemizdeyse yılda yaklaşık 27 bin kadında teşhis edilmekte. Medikal Onkoloji alanında işinde uzman ve çeyrek asrı aşkın tecrübesi bulunan Prof. Dr. Hasan Şenol Coşkun meme kanseri hakkında yönelttiğimiz soruları yanıtladı. Antalya’da görev yapan Coşkun 1998 yılında başladığı meslek hayatına 2011 yılından bu yana Profesör Doktor olarak devam etmekte. Kanser tedavilerinde erken teşhisin önemine değinen ve Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında konuşan Prof. Dr. Hasan Şenol Coşkun, “Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Tüm dünyada, ülkemizde, bölgemizde ve şehrimizde bu değişmez bir gerçektir. Meme kanseri bütün yaş gruplarında görülebilir ama daha çok ileri yaş gruplarında görülür. Çok daha genç insanlarda görülme ihtimali bulunsa da genel çoğunluk ileri yaştır fakat meme kanseri erken teşhiste çok rahat tedavi edebildiğimiz bir hastalıktır. Tedavisi neredeyse erken dönemde yüzde 100'dür” ifadelerini kullandı. Meme kanseri tedavisinde farkındalık oluşturmak adına bir internet sitesi sahibi olduğunu belirten Coşkun birçok eğitim ve seminer gibi etkinlikler düzenlediklerini de dile getirdi. Meme kanseri hakkında bilinen yanlışlar, erken teşhisin önemi, düzenli kontroller yapılması gerektiği gibi konulara değinen Prof. Dr. Hasan Şenol Coşkun şu şekilde konuştu:
‘BİRÇOK FAKTÖR MEVCUT’
“Erken evrelerde tespit edilen meme kanserlerinin hem tedavileri daha başarılı olmakta hem de yaşam kalitesi önemli ölçüde artmaktadır. Bu sebeple, yürütülen toplum tabanlı taramalar yolu ile kadınlarımızın olası bir kanser gelişimi durumunda, kanser gelişim sürecini erken evrede, henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan önce tespit etmek ve kadınlarda meme kanserine bağlı ölüm hızını düşürmek mümkün olabilmektedir. Meme kanseri birçok faktör nedeniyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olma, sigara ve alkol kullanımından uzak durma ile meme kanseri riski azaltılabilmektedir. 30 yaşından önce ilk doğumu yapmak ve emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl süreyle emzirmeleri önerilmektedir.”

‘DÜZENLİ MUAYENE ŞART’
“Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri görülmesi ve belirli genlere sahip olmak (BRCA1, BRCA2) hastalığa yakalanma riskini iki kat arttırmaktadır. Tarama testleri, herhangi bir belirti ortaya çıkmadan çok önce, meme kanserinin erken evrelerde bulunmasını sağlar. Bu nedenle, ülkemizde 40-69 yaş arasındaki kadınlara, herhangi bir yakınmaları olmadan önce, her iki yılda bir kez ve ücretsiz olarak mamografi ile tarama yapılmaktadır. Memelerin normalde nasıl göründüğünü bilmek, meme sağlığının önemli bir parçasıdır. Kadınlar yirmi yaşından başlayarak, her ay düzenli olarak kendi memelerini muayene ettiklerinde, memelerinde oluşabilecek en ufak değişikliği erkenden fark edebileceklerdir. Meme kanserini olabildiğince erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansı sunar.”
‘GENETİK KANSERE DİKKAT’
“Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi, memede ağrısız ve zamanla büyüyen bir yumrunun (kitlenin) ele gelmesi hissedilmesidir. Memede şişlik, şekil değişikliği, ağrı, döküntü, portakal kabuğu görünümü, meme ucunda akıntı, koltuk altında yumru meme kanseri belirtisi olabilir. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde, nedeninin bulunabilmesi için bir genel cerrahı uzmanına muayene olunmalıdır. Her ay düzenli ve sürekli yapılacak Kendi Kendine Meme Muayenesine (KKMM) ilave olarak, 40 yaşından itibaren her kadın yılda bir kez de doktora meme muayenesi için gitmelidir. Eğer birinci derece yakınlarında meme kanseri tanısı alan kişi varsa, bu muayeneler, kanser tanısı alan akrabanın tam aldığı yaştan beş yıl öncesinden başlamalıdır.”
‘MAMOGRAFİNİN ÖNEMİ’
“Meme kanserinin 4 tane alt tipi vardır. Bunlar birbirinden bağımsız tipler diyebiliriz bugün için. Tedavilerde birbirinden bağımsızdır. Meme kanserinin evrelerinde memeden çıkıp başka dokulara yayılıp yayılmadığına bakıyoruz, ilk yayılma koltuk altına oluyor, koltuk altına yayıldığında artık evre 2 ve 3 meme kanseri oluşuyor. Ama meme kanseri bu dönemde bile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Karaciğer, kemik gibi uzak bölgelerde yayılmaya ise metastaz diyoruz. Bugün için bu dönemde tedavi çok güçtür. Ama yeni nesil ilaçlarla bugün ileri evrede bile yaşam süresi çok uzamıştır. O yüzden meme kanserinden kuşkulandığımızda korkmamalıyız. Tedavi etmek için imkanları zorlamalıyız. Meme kanseri taranabilir ve tedavi edilebilir. Erken tanınabilir. Bunun için dikkatli olmak lazım. Mamografiden korkmayalım. İki yılda bir mutlaka düzenli mamografimizi yaptıralım.”
Oğuzhan BOZAĞAÇ