“Seyahat et, sıhhat bul” hadisi şerifi ile,
“Çok gezen mi? Çok okuyan mı?” Atasözü benim için önemlidir.
Fas – Marakeş gezimizle ilgili birçok yetkiliye bilgiler vermiştim. Fas’taki Chez Ali’nin (Ali’nin yeri) yeri bir benzerini Antalya’da yapamaz mıyız?
Acentacılık yapan Chez Ali beş bin kişiye aynı anda hizmet edebilecek güzel bir mekân yapmış. Vefat ettiği zaman Fas Kralı Hasan bu kurumun yaşaması için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Fas’a gelenler Chez Ali’ye gitmişlerse bunu unutmazlar.
Fas’taki yedi bölgenin kültürü (müzik, yemek, düğün, spor yarışmaları, eğlendirici oyunlar vs.) gelen yerli ve yabancı turistlere tanıtılıyor.
Her akşam tekrarlanan programlar, gösteriler, yedi ayrı ekiple müzik eşliğinde yemek yemek, müze gibi doğal mağaralar ilgi çekiyor. İyide para kazanıyorlar.
EXPO 2016’NIN MÜKEMMEL YERİ NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?
Fas gezisi sonrası yazdığım yazıda kültürler mozaiği olan ülkemizde tanıtımın çok zayıf kaldığını belirtmiş ve yapılan harcamaların heba edilmemesi gerektiğini anlatmıştım. Her yörenin kültürleri Expo’ da tanıtılmalıdır. Turizmle uğraşan herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
YAPACAĞI İŞİN HAYALİYLE YATIP KALKMAYANLARLA İŞ YAPMAMAK GEREKİR.
Musiki şekline göre, çalgıcı şekil alır. Neşeli bir parçayı hüzünle, hüzünlü bir parçayı neşeyle çalamazsınız.
Düğün evinde ağlamak, cenaze evinde gülmek mümkün değildir. Zaman ve zemine göre hareket etmek gerekir.
Yaptığı işi önemsek, benimsemek ve sevmek çok önemlidir.
Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TÜRSAB, AKTOP, Yerel Yönetimler, STK’lar, (Rehberler odası vs.) turizmle ilgili müşterek hareket etmelidir. Turizmi hak ettiği yere getirmelidirler. HER ŞEY DÂHİLLE BİR YERE GİDİLMEZ. Turist yolunacak bir kaz gibi görülmemelidir.
Bir zamanlar otel sahipleri bir millet mensubuna yer vermek istemezlerdi. Bunlar her şeyi çalıyorlardı. Faydalı, faydasız ne bulurlarsa götürüyorlardı. Elbette her turist kötü demek değildir.
Geçen gün yine başka bir millete mensup bir turist, ne var, ne yok alabildiğince her şeyi çantasına doldurmuş, yakalandı, rezil oldu.
Kaliteyi yakalamak, eldeki verilerle pazarlamak, bu çok önemlidir. Beş yıldızlı oteli yaptın, doğa, tarih, kültürde var. Sergilenecek, anlatılacak, tanıtılacak çok şeyde var, ama ADAM yok.
ADAM, ADAM, ADAM…
İşinin ehli eleman gerekir.
Geçtiğimiz hafta Almanya, Danimarka ve Norveç’i kapsayan bir yurtdışı gezisini Dr. Mehmet Zeki OKUDAN Bey’le yaptık.
7-8 Temmuzda G 20 dolayısıyla uçağımızla indiğimiz Hamburg’da güvenlik had safhadaydı. Bir sanayi ve liman şehri olan Kiel ise farklı bir görünümdeydi.
Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da ise gezinin tadını çıkarmaya başladık.
Demokratik !!! bir idare olan Danimarka’da krallık ve Monarşi var. Kopenhag’da tarihi binalar, kraliyet sarayları, müzeler, denizkızı heykeli, Tivoli Tema Parkı ve kanallar geziye ayrı bir renk katıyor. Burada mutlaka kanal turu yapılmalıdır. Tivoli Tema Parkı gezilmelidir.
Danimarka’ya geldik, gösterilmeye değer en önemli eserlerinden birisi efsaneye dayanan, fazla uzun olmayan bir zamanda (120 yıl önce) yapılan, DENİZKIZI heykelidir. 1,5 metrelik bronz insan silüet’li denizkızı heykelini, yıllık iki milyon turistin, görmek için geldiğini söylediler. İki defa saldırıya uğramış, başı koparılmış, tamir edilmiş. Grönland adasındaki avlanmayı protesto etmek ve dikkat çekmek isteyen Greenpeace üyeleri de üzerine boya atmış. 6 ay Çin’de kalmış.
Törenlerde bile kostümler denizkızı kıyafeti olmuş. 120 yıl önce ki hayallerini iki milyon turiste gösteriyorlar. Biz gittiğimizde 30 otobüs onu görmeye gelmişti.
Daha sonra AB üyesi olmayan Norveç’e geçtik. Orası ise gerçekten gezmek ve görmek için önemli bir yerdir. Milli geliri çok yüksek olan bu ülkede 40 yıl önce ABD petrol anlaşmaları ve sondajları yapmış.
Petrol, doğalgaz, balık, turizm en büyük gelir kaynaklarıdır. Halk tabiatla iç içe olmaktan, doğada yaşamaktan zevk alıyor. Norveç’te en kuzeyden Geiranger’den gezimiz başladı.
Bir hafta önce Antalya’da 51 dereceyi görmüştük. Burada çift kazak ve montla gezdik, yağmurda cabasıydı. Yaz evleri ve yaz kayak merkezinde kar 2 m’yi geçiyordu.
Flam‘ da eski ve yeni trenlerle, otobüslerle yaptığımız gezide mükemmel panoramik manzaralar gördük. Dünyanın en dik treni buradaydı. Her yerde şelaler vardı. Daracık caddelerle 5 m’lik Viking teknesini, 1 saate görmek hepimizi güldürdü.
Akdeniz’e inen Vikingler herhalde bu sandalla inmemişlerdi.
Stavanger 2.ci Dünya Savaşı’nda Almanlar’ın bombaladığı yer. İlk havalanlardan birisi. Harbin bittiğini bildiren çift kılıcıda, 12 derecede denize giren gençleride gördük. Hatta buradan Gazi Paşa havaalanına charter seferleri yapılıyormuş.
Güzel Antalya’ mızda Üçkapılar, Kaleiçi, Yivli minare, Yat Limanı, Saat Kulesi, Tünektepe, Aspendos, Perge, Side, Karain, Damlataş mağarası ve Şelalelerini acaba ne kadar tanıtabildik.
Hint’li 50 kişilik müslüman bir grupla karşılaştık. Türkiye’den geldiğimizi söyleyince bize özel ilgi gösterdiler. İstanbul’u merak ettiklerini, Türkiye’ye gelmek istediklerini, ama vize alamadıklarını belirttiler.
Şaşırdık. Acaba neden vize verilmedi?
Değerli okurlar,
Bu gezi ile ilgili size önümüzdeki günlerde bir yazı dizisi sunacağım.
Kalın sağlıcakla…
Yorumlar
Kalan Karakter: