İleri Sohbet haberimizin bu haftaki konuğu Sibel Göydağ Çakmak

İleri Sohbet haberimizin bu haftaki konuğu Sibel Göydağ Çakmak

22 Eylül 2017 - 10:29 - Güncelleme: 22 Eylül 2017 - 11:51

Yazıklarının kitap olması en büyük hayali

Her hafta şehrimizin İleri gelen isimleri ile gerçekleştirdiğimiz “İleri Sohbet” sayfamızın bu haftaki konuğu Akdeniz Üniversitesi Halka İlişkiler Bölümü mezunu, şair ve yazar Sibel Gökdağ Çakmak oldu. Sibel Göydağ Çakmak ile hem yazıları ve şiirleri hakkında hem de okul hayatı ve aile hayatı hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sibel Göydağ Çakmak, 1981 yılında Zonguldak’ta 6 çocuklu bir ailenin 5. çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası maden işçisi olan Çakmak, ilkokulu Zonguldak’ta okudu. Babası emekli olunca Gebze’ye taşınan Çakmak, lise eğitimine burada açık öğretimden devam etti. Üniversiteyi Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkala İlişkiler Bölümü’nde okuyan Çakmak, hem yazmaya üniversitede başladı hem de eşiyle üniversitede tanışıp evlendi. 2 Çocuk annesi olan Sibel Gökdağ Çakmak yazılarını ve şiirlerini kendi adına açmış olduğu sibelgoydag.blogspot.com.tr adresinden paylaşıyor. Yazıklarının kitap olması ise en büyük hayali.

“Yazmaya Üniversite 1. sınıfta başladım”

2003 yılında Antalya’ya gelip üniversiteye başlayan Sibel Göydağ Çakmak yazmaya üniversite 1. sınıfta başladığını belirtti. Çakmak “Seçmeli ders olarak radyo dersini seçmiştim. Radyoyu çok merak ediyordum. Daha doğrusu kendi sesim mikrofonda nasıl çıkıyor bunu çok merak ediyordum. Bu yüzden radyo dersini seçmiştim ve hocamız bir ödev verdi. Üniversitemizin belgeseli için bir metin yazmaması istemişti. 4 arkadaş yurtta kalıyorduk. Herkes kendisince bir şeyler yazdı ama kimse benim yazabileceğimi düşünmüyordu. Çünkü hoca benim sesimi beğenmişti, ben seslendirmeyi yapacaktım bu kesindi. Ben de kendimce ranzada otururken kırmızı kalemle bir şeyler karaladım. Okula götürmeden önce üzerine çay da dökülmüştü hatta. Bu yüzden hocaya gösterip göstermemekte tereddüt etmiştim. Diğer arkadaşlarımın metnini beğendi hoca ve ben de yazdığımı gösterdim. Kağıdın görüntüsünden dolayı çok kızdı ama yazıyı çok beğendi. O günden beri de yazmaya devam ettim” dedi

Üni Fm’de 4 sene metin yazarlığı

Yazdığı metin çok beğenilince Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Üni Fm’de metin yazarlığı yapmaya başlayan Sibel Göydağ Çakmak, “Yazdığım üniversite belgeseli beğenince hocamız sen bu işi yapabilirsin dedi ve Üni Fm’de 4 sene metin yazarlığı yaptım. Bu sırada şiirler de yazmaya başlamıştım ama o zamanlar henüz bir yerde ya da herhangi biri ile paylaşmıyordum” dedi.

“Çocuklarıma kalacak diye düşünmüştüm”

Öykü, deneme ve şiirler yazmaya devam eden Sibel Göydağ Çakmak, ilk başta yazdıklarının çocuklarına kalacağını ya da birisinin bulup kitap yapacağını düşündüğünü söyledi. Çakmak, “Bir gün bir arkadaşım yazılarımı paylaşmam gerektiğini söyledi. Kitap çıkarmak ise oldukça masraflı bir iş. En azından benim için. Ne yapabiliriz diye düşündük. Üniversitede sınıf arkadaşım olan Tuğba blog sayfası açabileceğimi söyledi. Ben sosyal medyayı bile doğru düzgün kullanan birisi değildim. Yani bu konuda biraz eski kafalıyım. Yazılarımı bile hala kalemle deftere yazıyorum. İki aydır blog sayfamı da açmamla beraber bu dünyaya da girmiş oldum” şeklinde konuştu.

Neden yazıyor?

Blog sayfasında neden yazdığını ise şu şekilde ifade etmiş Sibel Gökdağ Çakmak Çocukluğumun ağaç dallarında düşlerken geleceği, sorardım kendime:”en iyi yapabildiğin şey

ne?”… Anılar biriktikçe yonttum kurşun kalemimi. Notlar düştüm sonra, karga burga yazılar, geceye söylenmiş sözler…

Yıllar yılları kovalayıp da kendini arayan beni Akdeniz’in koynunda bir iletişim fakültesine taşıyınca, karar verdim metin yazarı olmaya. Zamana söyleyeceklerim vardı benim de. Kimi kez bir şiir kimi kez bir hikaye kimi kezse yazıp yönettiğim kısacık bir filmdi sözlerim. Bir amacı olmalıydı adımlarımın; gelişi güzel yaşamak hayatı, bana göre değildi. Ben de herkes gibi bana sunulan hayatı yaşayıp gidecektim bir gün sonsuzluğa ama yok olmadan, iz bırakarak. Bazen yersiz ve fazlaca cesur oldu tümcelerim; sözlerimi sevdim ben. Kelimelerle oynadım, oynarım da hala. Severim onları…

“Eşimle sınıf arkadaşıydık”

Antalya’yı çok sevdiğini söyleyen Sibel Göydağ Çakmak “Eşimle üniversitede tanıştık hatta sınıf arkadaşıydık. Beraber okuyup beraber mezun olduk. Daha sonra okul bitince ikimizde işsiz kaldık ancak ikimizde Antalya’yı çok sevdiğimizden işsiz güçsüz Antalya’ya geldik ve buraya yerleştik. Daha sonra ikimiz de iş bulduk, çocuklarımız olunca ben çalışmayı bıraktım. Şimdi çocuklarıma bakıyorum ve bir yandan da yazmaya devam ediyorum” dedi.

Geceleri yazıyorum

Sibel Göydağ Çakmak çocukları ile ilgilendiğinin yazmak için genellikle gece saatlerini tercih ettiğini söyledi. Çakmak, “Akşama kadar çocuklarımla ilgileniyorum. Akşam eşim gelince yemek yiyip daha sonra sohbet ediyoruz. Daha sonra eşim oğluma kitap okuyarak uyutuyor ben de kızı kitap okuyarak uyutuyorum. Eşim uyumaya gidince de ben gece yazmaya başlıyorum. Bazen gece 2’ye 3’e kadar sürüyor bu süreç” dedi.

Çocukken evimizdeki vitrinde plak çalarlı bir radyomuz vardı. Ben hep o radyonun içinde olmayı hayal ederdim. ‘Bir gün o radyonun içerisine gireceğim’ derdim. Bir gün o radyonun içerisine girdim. Trt’nin yazılı sınavını kazanmıştım ve mülakat için o radyonun içersine girmiş oldum. Mülakatım iyi de geçti diye düşünmüştüm ancak olmadı. 4 sene Üni Fm’de seslendirmeler yaptım. Bu anlamda o radyonun içerisine girmiş de oldum” dedi.

“Yapabildiğim en iyi şey yazmak”

Sibel Göydağ Çakmak babasının birden fazla iş yaptığını söyleyerek “Biz 6 kardeş olduğumuz için babamın maden işçiliğinden kazandığı para yetmiyordu. Bu yüzden hafta sonu pazarda çorap satardı, köyden bal gelirdi bal satardı, yıllık tatillerinde İstanbul’a gidip kıyafet alırdı kıyafet satardı. Babamın mesleğini sorduklarında; madenci, balcı, çorapçı böyl bir sürü meslek sayardım. Babam bunların ustası acaba ben neyde usta olacağım diye düşünürdüm hep. Şuanda yapabildiğim en iyi şeyin yazmak olduğuna inanıyorum” dedi.

“Yazmaya devam etmek istiyorum”

İlk olarak hedefinin yazdıkları yazıların kitap haline gelmesi olduğunu belirten Sibel Göydağ Çakmak, “Blog sayfamdan keşfedilmeyi bekliyorum. Umarım bu hayalim gerçekleşir. Bundan sonrası için yazmaya devam etmek istiyorum. Örneğin kayınpederimin köyde yaptırdığı bir ev var ve çatı katında küçücük bir oda var. Çok güzel bir manzarası var. İleride hayatımı o küçük odada yazarak geçirmek istiyorum” dedi.

Kutu içersinde

Sibel Gökdağ Çaymak’ın blog sayfasında yer alan son yazısı

KAYGILIYIM

Dalamadığım uykuların kıyısındayım. Aklım yarınlarda. Hani şu hiç bitmeyen yarınlar… Endişeliyim. Aynada yüzümü gördüm ve korktum endişeli benden. Uykusuzluğum nüksetti yine. Çocuklarım aklıma geldikçe ki hiç çıkmazlar oradan, kaygılanırım yarınlardan. Onları, bizi ve içinde yaşadığımız dünyayı bekleyen yarınlardan kaygılanırım. Şimdi olduğu gibi…

Her anne gibi “evhamlıyım” diyorum kendime. Anne olmanın vermiş olduğu duygu ve algı şeklidir, endişe. Peşi sıra kaygılar, korkular gelir. Vicdanın yüküdür annelik; acabalar, keşkeler hiç bitmez. Endişeli bekleyişler başlar. Korkular evinde dört duvar… Kimse bilmez dağlardan büyük derdini. Çünkü sence büyüktür. Bütün görevleri üslenmişsindir. Dünyayı kurtarman istenir. Süper bir şeyler yapman gerekir. Her geçen gün apoletlerin artar ya da azalır. Görev seni bekler. Başarın ya da başarısızlığın gözlerinin önünde büyür, sen farkına varmadan.

Yarınlara hep hazırlıklı olmak gerekir. Kendini ve biricik ‘yarınlarını’ hazır etmelisin, güne. Canları hiç yanmamalı mesela. Gelecekleri güvence altında olmalı. Senin korkularına gülmeliler ki korkmasınlar… Uzayıp gidebilecek olan bu anne listesi, nefes dinleme nöbetleriyle başlar. Uykusuz gecelerin yalnız delisi anne, kaygılarından bir dünya kurar çocuğuna. Bölük pörçük uykulara yaslar başını. Çocuğuna uzanan her elden, her gözden korkar. Komşuları güvenilmez olur.

Korkuyorum yollarımızın ayrılacağı anlardan. Büyüyüp kendi yollarını çizecekler, biliyorum. Ama nasıl bir yol bu? Kimlerin elini tutacaklar o yolda? Doğru şeyler öğrenecekler mi ya da istedikleri gibi düşünme hakları olacak mı? Cevabını bilemediğim sorular kemirir oldu zihnimi. Ben ne yapabilirim? Bitmeyen bir bekleyişteyim. Hayatın bekleme salonunun uzayıp giden koridorlarında volta atıyorum, saniyeleri sayarak. Uykusuz gecelerde yalnızım. Bölük pörçük uykulara yaslıyorum başımı. Kaybetme korkusu sıkıyor, kalbimi. Hayat gün be gün yokuşa sürüyor, biliyorum. Anne olunca anladım…

Bu haber 1358 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yayman: 'Petrol yok ama turizm var'
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yayman: 'Petrol yok ama...
Efsaneler Kupası Galatasaray'ın
Efsaneler Kupası Galatasaray'ın