Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Antalya ve ilçelerinin isimlerini sayarak halkı selamladı. Antalya'nın doğal güzellikleri, tarımı, ticareti, turizmi, hoşgörüsü ve misafirperverliğiyle gurur duyduklarını belirten Erdoğan, "Antalya, sen Türkiye’nin dünyaya açılan kapısısın. Türkiye’nin vitrini olduğun için gurur duyuyoruz. En çok da demokrasiye sahip çıktığın için, milli iradeye sahip çıktığın için, AK Parti’ye kucak açtığın için seninle iftihar ediyoruz, Antalya. Allah sizlerden razı olsun. Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı, daim eylesin" dedi.
Antalya’ya 14 Milyar TL’lik yatırım
30 Mart seçimlerinin Türkiye, millet, Antalya ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, bu seçimlerin, demokrasi tarihinin en önemli seçimlerinden biri haline geldiğini, artık bir yerel seçim olmaktan çıktığını, Türkiye’nin geleceğinin şekilleneceği bir demokrasi sınavına dönüştüğünü söyledi. AK Parti Hükümeti döneminde Antalya'ya yapılan hizmetleri anımsatan, bugüne kadar Antalya'ya 14 milyar liralık yatırım yaptıklarını ifade eden Erdoğan, hükümetleri döneminde Antalya'ya gelen turist sayının 3 milyondan 12 milyona çıktığını ifade etti. Erdoğan, aynı dönemde Türkiye turizminde turist sayısının 13 milyondan 36 milyona ulaştığını kaydetti.
Hava Limanı örnek hizmet oldu
Siyasi istikrarın ekonomik gelişmeyi getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'yi güvenilir bir ülke yaptıklarını vurguladı. 1990'lı yıllarda, terörün en çok turizmi vurduğunu hatırlatan Erdoğan, bu durumun özellikle Antalya'yı etkilediğini belirtti. Hükümete geldiklerinde Antalya Havalimanı'nın yolculara cevap veremeyecek durumda olduğunu anlatan Erdoğan, Antalya Havalimanı'nı bugünkü haline getirerek sorunu çözdüklerini dile getirdi.
Millet şirin biz Ferhat olduk
"İş bilenin, kılıç kuşananın" diyen Erdoğan, "Türkiye'de 26 havalimanı vardı şimdi 52 havalimanı var. Bütün bunların yanında turizmde KDV'yi biz düşürdük. Tanıtım bütçesini biz artırdık. Bu arada Gazi Paşa Havalimanı'nı açtık. Alanya bölünmüş yolunu biz yaptık, bitirdik. Alanya'dan, Manavgat'tan Kemer'e, Kumluca'ya, Kaş'a kadar... İçeride Korkuteli, Elmalı bölünmüş yollarını, şu muhteşem Kemer tünellerini biz yaptık. Yolsuzluğun olduğu bir Türkiye'de, soruyorum Allah aşkına, 79 senede 6 bin kilometre yol yapıldı, biz 11 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Farkımız bu. Bu arada 122 tane tünel yaptık. Dağları deldik dağları. Çünkü Ferhat olursan delersin, Şirin'e aşık ya. Millet Şirin biz Ferhat. Dağları dele dele biz bu yolları yaptık.
Akaydın Expo da nal topladı
Başbakan Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti, “Antalya'nın turizmcilerine, çalışanlarına sesleniyorum; Antalya turizminin önünde şimdi 2016 Expo var. Bu Expo 2016 Antalya'ya nasıl geldi. Durup dururken mi geldi? Bu konuyu ilk gündeme getiren sağolsun milletvekili arkadaşlarım oldu. Sahip çıkan yine biz olduk. Hükümet olarak gerekli garantileri verdik. Neredesin sen Belediye Başkanı? Sen ne yapıyorsun? Nal topluyor nal. Onun böyle bir derdi yok ki. Kanunu çıkardık. İnşallah Expo ile Antalya turizmi yeni bir cazibe merkezi daha kazanmış olacak. İşte bu CHP zihniyeti ile burada bunlar olmaz” diye konuştu
Expo’yu biz kucaklıyoruz sahip çıkıyoruz
Erdoğan, “12 yılda Antalya da payına düşen yatırımları, destekleri aldı. 1851 yılından beri çok sayıda ülkenin katılımı ile gerçekleşen dünyanın en büyük sergi etkinliği olan Expo'yu, 2016'da inşallah Antalya'da gerçekleştiriyoruz. 2016 Expo Antalya, 112 hektarlık alanda düzenlenecek ve nisan-ekim ayları arasında 6 ay boyunca açık kalacak. Botanik Expo, Antalya'nın yanında çevre illere, ülke genelindeki turizm ve ticaretin gelişmesine de büyük katkı sağlayacak. Bu sergi vesilesiyle dünyanın her yerinden insanlar Antalya'ya akın edecekler" dedi
CHP zihniyetinde yapmak yok
Erdoğan, Antalya'ya bin yatak kapasiteli, toplamda 6 hastaneden oluşan şehir hastanesi yapacaklarını bildirdi. Erdoğan, kamu-özel ortaklığı ile yapılacak şehir hastanesinin toplam proje bedelinin 430 milyon lira olduğunu belirtti. Antalya için diğer bir müjdesinin de 250 derslikli, yaklaşık 280 bin metrekare alan üzerinde kurulacak eğitim kampüsü olduğunu belirten Erdoğan, buranın spor salonları, yüzme havuzları, kütüphaneler, konferans salonları, bilim merkezi, kreşler ve ana okuluyla çocukların her türlü ihtiyacını karşılayacağını ifade etti.
UEFA kriterlerinde stat
Antalya'da, UEFA kriterlerinde bir stat yapacaklarını da bildiren Erdoğan, "Aslında bu, Menderes Bey'in belediye başkanlığı dönemindeki adımıydı. Ama bu beyefendi geldi, bunun önünü kesti ve bu işi yaptırtmadı. Bunlar yıkmak için var, yapmak için yok. Karayolları ve Menderes Beyin belediye başkanlığından sonra yapılmış bir alt geçit, üst geçit var mı? Şehir içindeki raylı sistem, inşa edilirken biraz esnafı üzmüş olabilir. Ama şu anda o raylı sistemden benim Antalyalı kardeşlerim en güzel şekilde istifade ediyor mu? Bunlar yapmaz. Bu CHP zihniyetinde yapmak yok" diye konuştu.
Stat 2015 yılında tamam
Başbakan Erdoğan, Antalya'da 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun yapımının 2015 yılında tamamlanacağını, Antalya'yı, spor turizminin de başkenti haline getirecek büyük projeleri yakında hizmete sunacaklarını söyledi. Erdoğan, Antalya'da, toplam maliyeti 30 milyon lira olan 3 bin seyirci kapasiteli tam olimpik yüzme havuzunun altyapı çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Eğitimde atılan adımlara da değinen Erdoğan, çocukların ücretsiz ders kitaplarını almaya devam ettiğini, üniversitede verilen 45 liralık bursları 300 liraya çıkardıklarını, Kredi Yurtlar'da beslenme yardımıyla birlikte 500 liraya çıkardıklarını kaydetti.
Kepez’e asfalt ve yol yapmadı
AK Parti Hükümeti'nden önce sağlıkta da çile çekildiğini kaydeden Erdoğan, "Bu genel müdür var ya. SSK'nın Genel Müdürüydü. Hastanelerde o kuyrukta beklediğimiz günleri hatırlıyorsunuz değil mi? Doktorun verdiği ilaçları alamıyorduk. CHP'nin böyle şeyleri yok. Merkezi yönetimde yaptıklarımızı yerel yönetimlerle birleştirelim ve Antalya'yı layık olduğu yere ulaştıralım diyoruz. Kepez Belediyesi AK Partili diye, Kepez Belediyesinde yapması gereken görevleri yapmadı bu adam. Kepez'de büyükşehir belediyesinin ana arterlerini asfaltlaması, kanalizasyonu yapması gerekir. Bir parça asfaltı dahi Kepez'de yok. Böyle bir büyükşehir olabilir mi?” diye konuştu
Havaalanı yolcu sayısı 25 milyon
Antalya'da balıkçı barınağı projesini hayata geçirdiklerini, 586 balıkçı teknesine hizmet verecek balıkçı barınağının inşasının sürdüğünü ifade etti. Göreve geldiklerinde Antalya'daki ulaşım sıkıntısını gidermek için çalışma yaptıklarını anımsatan Erdoğan, 195 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 504 kilometreye ulaştırdıklarını söyledi. Erdoğan, Antalya'da 6 bin kilometreye yakın asfalt yol çalışması yaptıklarını belirtti. Erdoğan, Antalya'daki iki uluslararası havalimanının, son 12 yılda yaptıkları yatırımlarla artık daha fazla yolcuya hizmet verdiğini, Antalya Havalimanı'nda 2003 yılında 10 milyon 371 bin olan yolcu trafiğinin, bugün 25 milyonu aştığını vurguladı. Başbakan Erdoğan, Gazi Paşa Havalimanı'nı daha da büyüteceklerini, yıllık 500 bin olan yolcu kapasitesini 1,5 milyona çıkaracaklarını söyledi.
2B’yi CHP’nin engellemesine rağmen çözdük
İçme suyu ve sulama projelerine de değinen Erdoğan, "2009 yılında hizmete aldığımız Dim Barajı ile hem enerji üretiyoruz hem içme suyu sağlıyoruz. Karacaören 2 Barajı isale hattı ile Antalya'nın 2045 yılına kadar içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını karşılayacak. Alanya'nın 2045 yılına kadar içme suyu ihtiyacını karşılayacak isale hattı çalışmalarımız süratle devam ediyor. Gökçeler Barajı ile de hem enerji üreteceğiz hem 10 yerleşim yerinin içme suyu ihtiyacını karşılayacağız. Bu arada Gazi Paşa Ovası'nı da sulayacağız. Manavagat Ovası'nı sulayacak Naras Barajı inşaatında da sona geliyoruz. 12 yılda Antalya'da 33 dereyi ıslah ettik. 8 dere ıslahı devam ediyor. Aksu Çayı'nın 70 kilometrelik bölümünde dere ıslahına başladık. Antalya'nın kanayan yarası olan 2B meselesini, CHP'nin bütün engellemelerine rağmen çözüme kavuşturduk"
Sağlıkta-Tarım’da-Ulaşım da
Her zaman çiftçinin yanında olduklarını anlatan Erdoğan, kendi hükümetlerinden önce Ziraat Bankasının çiftçiye yüzde 59, esnafa yüzde 46 oranında faizle kredi verdiğini anımsatarak, şimdi çiftçinin, esnafın yüzde 5 faizle kredi alabildiğini söyledi. Erdoğan, Antalya'da kültür ve turizmde 433 milyon, ulaştırma ve haberleşmede 2,5 milyar, eğitimde 1,5 milyar, toplu konutta 628 milyar, aile ve sosyal politikalarda 660 milyon, tarım ve hayvancılıkta 488 milyon, sağlıkta 459 milyon ve enerjide 614 milyon liralık yatırım yaptıklarını bildirdi.
Deveye hendek atlattık
Antalya'nın bir kararın arifesinde olduğunu belirten Erdoğan, "Bu karar inşallah kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğimiz kararıdır" dedi. Erdoğan, kendisini dinleyen vatandaşların gönderdiği bir notu okudu. Erdoğan, "Sayın Baykal'ın damadı ile ilgili bir konuyu arkadaşlar bize ilettiler. Arkadaşlar, 'Kıdem tazminatlarımızı vermiyorlar. Şirketi boşaltıyorlar. Kaçıp gidecekler, bize yardım edin' diyorlar. Ve 20 trilyon (20 milyon) gibi bir rakamdan bahsediyorlar. Biz bunu inceletelim, ona göre de yapılacak ne varsa onu yapmaya çalışalım" dedi.
Antalya hizmet siyasetine oy verecek
Erdoğan, konuşmasının sonunda, AK Parti'nin Antalya Büşükşehir Belediye Başkanı Adayı Menderes Türel ile birlikte partililer seslenerek, "İşinin, Antalya'nın sevdalısı olan Türel kardeşimle yeni bir dönemi Antalya'da başlatalım diyorum. İlçelerle beraber büyükşehir Antalya. CHP, bu büyükşehir yasasına bile karşı çıktı. Anlamazlar bunlar. Belediyecilik nedir bunlar bilmez. Bunlara anlatana kadar, inanın deveye hendek atlattık. Biz bir modern Antalya meydana getireceğiz. Antalya bu seçimde eser siyasetine, hizmet siyasetine oy verecek. Başbakan Erdoğan, “Karşımda Rabbim’e hamd olsun onbinleri gördüm. Az önce emniyet rakamları geldi, dediler ki, ‘100 bine yakın insan var” dedi.
Bu oyunu sizler bozacaksınız
"Antalya'dan devletimize, milli güvenliğimize yönelik bu çok tehlikeli saldırıya dur demesini bekliyoruz" diye konuşan Erdoğan, "Antalya'nın yeni Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye yeniden istiklal mücadelesine sahip çıkmasını istiyoruz. 30 Mart'ta işte bu oyunu sizler bozacaksınız, ben buna inanıyorum. 30 Mart'ta sadece belediye başkanı seçmeyeceksiniz yeni Türkiye'nin, kardeşliğin, birliğin, büyük Türkiye'nin kapılarını ardına kadar aralayacaksınız, bunu görüyorum. Antalya her zaman büyük düşündü, Antalya her zaman küresel vizyona sahip oldu. Antalya'nın büyük Türkiye vizyonuna, küresel güç olan Türkiye vizyonuna sahip çıkacağına gönülden inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Ölüyü yakmak isteyen Belediye Başkanı
Erdoğan, Türkiye'de çok çirkin ve çok tehlikeli bir oyun oynandığını dile getirerek, yıllarca Türkiye'de en üst düzey devlet adamlarını, bürokratları, siyasetçileri dinleyen ve bunları kaydeden Pensilvanya'nın tehditle, şantajla şu anda siyaseti dizayn etmeye çalıştığını söyledi.
Erdoğan, CHP ve MHP'nin maalesef bu ihanet tuzağına düştüğünü, medya ve iş çevrelerinin bu ihanete su taşıdığını kaydetti. Antalya'nın CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanını eleştiren Erdoğan, "Antalya, geçtiğimiz yerel seçimlerde buraya bir büyükşehir belediye başkanı seçti. Aradan 5 yıl geçti. Geride ne kaldı? Söyleyeyim mi? Geride bira festivali kaldı. Geride, ölüleri yakma projesi kaldı. Kafaya bak kafaya. Ölüleri yakarak arsa kazanacakmış, kafaya bak. Geride ne kaldı? Başörtüsü düşmanlığı kaldı" diye konuştu.
Notlar
AK Parti’nin, Antalya’da, Kepez Spor Salonu yanında düzenlediği miting, hükümetin son 12 yılda yaptığı yatırım ve hizmetlerle ilgili slayt gösterimiyle anlattı. AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel ile ilçe belediye başkan adaylarının halka takdim edildiği törende, Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile platforma çıkarak, partisinin seçim müziği eşliğinde halkı “Rabia” işareti yaparak selamladı.
Başbakan Erdoğan’ın yaklaşık bir saat süren konuşması, sık sık "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Recep Tayyip Erdoğan" sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, konuşmasının ardından, eşi Emine Erdoğan ile vatandaşlara karanfil dağıttı. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Güldal Akşit, eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel ile halkı selamladıktan sonra miting alanından ayrıldı.
Miting alanında, "Antalya'nın Mor Üzümü, Severler Boyu Uzunu, Antalya Seni Seviyor Uzun Adam", "İyi Olan Kazansın; CHP Kumsal Partisi, AK Parti Milletin Partisi, MHP Püskevit Partisi", "Siyasetin Tek Limanı Ahlaktır", "Millet Bitti Demeden Bu Dava Bitmez", "Nene Hatunların Halime Çavuşların Soyundanız, Büyük Ustayla İstiklal Mücadelesinde Sonuna Kadar Varız" yazılı pankartlar dikkati çekti.
Kılıçdaroğlu, Bahçeli, de fesat ve fitne var
Başbakan Erdoğan, 12 yıl boyunca olduğu gibi bu seçim döneminde de eser siyasetinde bahseden tek partinin AK parti olduğuna işaret ederek, “Dikkat edin Kılıçdaroğlu, Bahçeli, bunlar eser siyasetinden bahsediyor mu? Şunu yaptık, bunu yapıyoruz veya şunu yapacağız, diyorlar mı? Dillerine doladıkları tek şey var; bunlarda takiye var. Bunlarda yalan var. Bunlarda fitne var. Bunlarda fesat var. Bunlarda iftira var. Kardeşlerim, biz projelerle konuşuyoruz. Biz planlarla konuşuyoruz. Biz gelecek vizyonuyla, hedeflerimizle, konuşuyoruz. Küresel projelerden bahsediyoruz. Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklıyoruz” dedi
Başbakan Erdoğan, “Dünya vizyonuna sahip tek parti olarak halkın karşısına çıkıyoruz. Türkiye’de aynı dille konuşan, Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de, Güney’de tek parti var, AK Parti. MHP, BDP’ye bakıyorsunuz, kimlik siyaseti yapıyor. Birisi siyasal Türkçülük yapıyor, birisi siyasal Kürtçülük yapıyor. CHP, o da kumsal milliyetçiliği yapıyor, öyle mi? Yani deniz, güneş, kum olmasa CHP’nin vay haline. Biz 77 milyonu kucaklıyoruz. Biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Arnavutuyla, 77 milyonu, beni yaradan Allah yarattığı için söylüyoruz. Onun için tek millet diyoruz. Ardından, tek bayrak diyoruz ve bizim bayrağımızın rengi, şehidimizin kanı. Hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, diyerek yola çıktık.”
30 Mart’ta Antalya bir başka olacak
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Kırkpınar’da bayrak geçerken, bazı bakanların ayağa kalkmadığını öne sürdüğünü anımsatan Erdoğan, “Kardeşlerim, diyor ki 'Türk Bayrağı, geçerken bakanlar ayağa kalkmadı' diyor. Ey Kılıçdaroğlu, ya sen bize bir defa bayrakla ilgili ders verme. Kılıçdaroğlu, sana sesleniyorum, ey Kılıçdaroğlu ya sen son seçimlerde Hakkari’de seçim yaptın, orada malum parti ile anlaştın. CHP bayraklarının dışında bir tane Türk bayrağı var mı? Anlaştığın halde orada ne üçüncü parti oldun, ne dördüncü parti oldun. Nal topladın, nal. Zannetti ki, ‘Türk bayrağı olursa burada bizi linç ederler.’ Ama Hakkari’de bizim hem Türk bayrağı hem partimizin bayrağı oldu. Bizim için 780 bin kilometrekaresinin her yeri aynı, fark etmez ama bayrak sevgisini bize Kılıçdaroğlu öğretemez. Ben çocuklarıma ta ilkokul yaşında, bayrak sevgisini anlattım. İlkokulda şiir okuma yarışmasına girdiklerinde, kendilerine şunu söyledim,
Siz, Arif Nihat Asya’nın, Bayrak şiirini okuyun.
“Biliyorsunuz, değil mi o şiiri? Bugün buradan bir okuyun, Kılıçdaroğlu’nun ezberlemesine fırsat tanıyalım. Onun yakındakiler de öğrenir belki” diyen Erdoğan, alandakilerle birlikte Bayrak Şiiri’nin bir bölümünü okudu.
Türkiye 780 bin kilometrekaresiyle ayağa kalkacak
Söz konusu şiiri kendi çocuklarına ilkokul yaşında öğrettiğini anlatan Erdoğan, şöyle dedi:
"Bayrak sevgisi, bayrak aşkı bizde öyle başladı. Kılıçdaroğlu, kendine gel kendine gel. Takiyeyi bırak, yalanı bırak, iftirayı bırak, dürüst ol dürüst. Bu konularda bizimle aşık atamazsın. Kardeşlerim, işte tek bayrak dedik. Ondan sonra tek vatan. Tek vatan, 780 bin kilometrekaresiyle tek vatan. Batıda ne varsa doğuda da o olacak, Güneydoğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Biz bunu yapıyoruz, bunu yapmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye 780 bin kilometrekaresiyle ayağa kalkacak. Dördüncüsü, tek devlet. Devlet içinde devlet, hayır. Paralel yapılanmaya hayır. Öyleyse şimdi sayıyoruz, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Rabia. Onun için 30 Mart çok anlamlı."
Türkiye’yi bırakın Antalya’yı bile kucaklayamadılar
Planı, projesi, vizyonu, ufuğu olmayan siyasi partilerin geride hiçbir eser bırakmadıklarını belirten Erdoğan, "CHP, 5 yıldır burada belediye başkanlığı yapıyor, değil mi? Allah aşkına soruyorum, verdiği sözlerden hangisini tuttu, hangisini yerine getirdi? Bunlar Türkiye’yi bırakın Antalya’yı bile kucaklayamadılar. Sahile sıkışıp kaldılar, belli bölgede sıkışıp kaldılar 780 bin kilometrekareye, 77 milyona hiçbir zaman hitap edemediler" dedi.
Erdoğan, partisinin Antalya'da, Kepez Spor Salonu yanında düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, "30 Mart seçimlerinin öncesinde AK Parti'ye karşı bir ittifak var mı? Hepsi birleştiler mi? CHP, MHP, BDP bir de yanlarında Pensilvanya'yı aldılar" ifadelerini kullandı.
Pensilvanya'da bir örgüt lideri bulunduğunu belirten Erdoğan, "99'da buradan kaçıp gitti, 'vatanım' diyor vatanına gelmiyor. 2 yıl kadar önce kendisine davet yaptım. Onların malum olimpiyatları vardı, artık bitti bizim için tabii bunlar. Artık bundan sonra bunların olimpiyatları molimpiyatları diye bir şey bizim dünyamızda yok. Bitti onlar, o defterler kapandı, geçti... Çünkü bugüne kadar çok aldattılar. Hatta hatta Türkçe olimpiyatlarında, İstanbul Atatürk Stadyumu'nda öyle bir şey söylendi ki ben de şaşırdım. O gün Peygamber efendimiz oradaymış. Bunu söylediler. Bunlarda garip garip şeyler oluyor. Kendi televizyonun bir dizisinde Peygamberin Efendimiz Miraç'tan iniyor, kamyonete bindiriliyor ve o şekilde götürülüyor" diye konuştu.
Savaş Ay'ın söyleşisi
Fethullah Gülen'in 1995 yılında Savaş Ay ile yaptığı söyleşide "Ben bugüne kadar bir oy kullandım. Ama bundan sonra oy kullanmayacağım. Hazreti Cebrail gelse diyor, parti kursa yine oy kullanmayacağım diyor. Kusura bakmasın" dediğini anımsatan Erdoğan, bunun nasıl bir meleklere iman anlayışı olduğunu sordu. "Hazreti Cebrail'in işi gücü yok da gelip parti mi kuracak? Böyle bir mantıksızlık olabilir mi? Böyle bir benzetme olabilir mi? Soruyorum sizlere" diyen Erdoğan, meleklere imanın itikadi bir esas olduğunu söyledi.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Sen nasıl böyle bir benzetme yapabilirsin? Oraya oy vermeyeceksin, şimdi bütün efradına tavsiyede bulunuyorsun. Oylarınızı Kılıçdaroğlu'na verin, o olmazsa Bahçeli'ye verin, o da olmazsa BDP'ye verin. Yapılan bu. Fakat ben şuna inanıyorum. 15 gün var. 15 gün sonra, onların ablaları varmış. Bizim ablalarımız burada. Gece gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Allah sizden razı olsun. Kapı kapı dolaşacağız. Gelmiş ikna ediyorlar. İkna. Fakat bir hanım kardeşimiz yaşlı olmasına rağmen bunlara güzel cevap verdi. Ama bunlara bir cevap lazım. Nedir o? Siz değil misiniz bizim kızlarımızın başlarını açarak okula gitmesi için fetva veren, siz değil misiniz? Bunlar değil miydi? Bunlar dağıttı, dağıttı. Nerede durduklarının farkında değiller. Üzülüyorum ben o başörtülü kızlarımıza. Onun adına gelip böyle konuşuyorken. Önce onlara şunu söylemek lazım. Siz ubudiyet anlayışını gözden geçirin. Bakın baki hedefler için fani eserler üzerinde inşa yapılmaz, bunu böyle bilelim. Bunlar tutmayacak."
Sabrettiniz zafere erdiniz
Erdoğan, "İmam hatip okullarının orta kısmını kapatanlar bunlar değil miydi? Bu CHP değil miydi? Üniversitelere başörtüyle gidişin önünü kesen bunlar değil miydi? Şimdi imam hatiplerin orta kısmı açıldı mı? Üniversitelere başörtülü gidebiliyor muyuz? Katsayı kalktı mı? İstediğimiz üniversiteye gidebiliyor muyuz? Devlet dairelerinde başörtülü çalışabiliyor muyuz? Ne oldu? Sabrettiniz zafere erdiniz. Ne kadar güzel bir söz. 'Men sabera zafera'. Sabreden zafere ulaşır. Ve bu sabrın sonunda bu oldu. Ne oldu? Türkiye bölündü mü? Başı örtülü, başı açık beraber şu anda okuyorlar. Devlet dairesinde çalışıyorlar. Var mı bir şey? Var mı bir sıkıntı? Normalleşme bu" ifadelerini kullandı. Kızlarını bu ülkede okutamadığını ve neler çektiğini anlatan Erdoğan, "Uluslararası toplantılarda bana devlet başkanları, başbakanları bunu sorduğunda ben deyince böyle böyle diye, bana sordukları soru şuydu; Sizin ülkenin çoğunluğu Müslüman değil mi? Evet, Müslüman. Nasıl oluyor. Dedim maalesef böyle. Şaşırıyorlardı. Ama hamdolsun. Özyurduna garipsin, özvatanında parya oldu ama sonunda iş aslına rücu etti" diye konuştu.
Hepsi bir hizaya geçtiler, aynı safta buluştular
Said Nursi'nin "Zalimler için yaşasın cehennem" sözünü anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Çıkacak, çıkacak. Hepsi bunun hesabını verecekler, verecekler. Şimdi ben merak ediyorum. Ey Pensilvanya sen bu adamların peşine nasıl takılıyorsun? Nasıl takılıyorsun? Tabii böyle bir ittifakın içinde çok kişiler var. Bir kısım medya var. Ama bizim de burada abilerimiz var. Abiler, 15 gün gece gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? 30 Mart'ı, o zaferi inşallah beraber kutlayacağız. Bazı holdingler, bazı işadamları onlar da rahat durmuyorlar. İşveren örgütleri onlar da rahat durmuyorlar. Onlar da bu aralar dolaşıyor ve sokakları karıştırıyorlar. Hepsi bir hizaya geçtiler, aynı safta buluştular."
Güvenlik güçlerinin biber gazı kullanması
Başbakan, Türkiye'nin huzuruna, istikrarına, gelecek hedeflerine ve istiklaline yönelik saldırı başlatıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Şimdi biz MHP, 'eli kanlı terör örgütüne sempati gösteriyor' deyince MHP Genel Başkanı 'ispat et' diyor. İspata ne gerek var. Attığın twetleri gözün görmüyor mu ey Bahçeli? Genel başkan yardımcılarının, milletvekillerinin, örgütün ekmek yalanına inanıp yaptıkları açıklamaları duymuyor musun ey Bahçeli? Ne ekmeği be? Kimi aldatıyorsun? Kimi aldatıyorsun? Elinde sapanla, yüzü poşulu kişiyi görmüyor musun? Ondan sonra benim polisime hakaret ediyorsun. Ve diyorsun ki bunun katilini bulun. Benim polisimin orada yaptığı ne? Biber gazı kullanmak. Bu tür eylemlerde biber gazı kullanmak güvenlik güçlerinin en doğal, en tabii hakkıdır. Toplumun huzuru için bunu yapıyor. Dolayısıyla biz orada polisimizin attığı adımı kalkıp da kınayamayız. Maalesef bu Pensilvanya polisimizin içine de fitneyi soktu, orayı da karıştırdı. Orada da tabii sıkıntılar meydana getirdi. Maalesef onun da bedelini ağır ödüyoruz, onu da söylüyeyim. Bunlar aileleri birbirine düşürdüler. Aileleri böldüler, parçaladılar. Gezi olaylarına, CHP'nin Genel Başkanına avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Ankara'da Türk bayrağını yakanlara, Taksim'e kızıl bayrak asanlara, camilere saygısızlık yapanlara, başörtülülere saldıranlara avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Sayın Bahçeli, peki CHP Genel Başkanına avukatlık yapıyorsun, peki CHP'nin Tunceli milletvekillerini de savunacak mısın? Onların eylemlerine, onların twetlerine de sahip çıkacak mısın?"
"Peki bu zat ne yaptı" diye soran Erdoğan, şöyle devam etti: "İcazet almak için Pensilvanya'ya gitti. Paralel örgütün liderinin dizinin önüne çöktü, elini öptü, ondan icazeti aldı. Şimdi bu ortaya çıkınca da inkara başladı. Tabii CHP Genel Başkanı Pensilvanya'nın müridi olunca, CHP Pensilvanya'daki zatın eline geçince bu sefer gittiğini itiraf ediyor. Ama işi abartıyor, televizyonda, canlı yayında, Pensilvanya'daki o zatın 'Kur'an tefsirini başucumdan ayırmadım' diyor. Duydunuz değil mi? Sen kim Kur'an tefsiri kim? Bu arada o zatın, Pensilvanya'daki zatın Kur'an tefsiri de yok zaten. Başörtüsüne hakaret eder, bira festivalleri yapar, ölüleri yakmaktan bahseder, sonra da olmayan Kur'an tefsiriyle istismar yapıp komik olur. Antalya bunu hak etmiyor."
Antalya'da bira festivalinde 23 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, "Ne diyor bu belediye başanı? Çok enteresan, 'içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım.' Şu hale bakın. Bir genç bunu içerken ölüyor. Zaten sen güya doktorsun, senin yapman gereken insanın sağlığını tehdit eden şeylerle meşgul olmak değil, tam aksine insanın sağlığını tehdit etmeyen şeylerle uğraşmandır. Senin doktorluğun da batsın. Ne doktorluğu. Şu hale bak, 'içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım' diyor. Vekaleten sen onun yerine de içseydin bari" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Düşünebiliyor musunuz? Bir Başbakanın eşini başörtülü olduğu için GATA'ya almıyorlar. Ve bu adam, burayla ilgili ne diyor biliyor musunuz? Bak bak, şu benzetmeye bak. Bu da nerede yazıyor biliyor musun? Ben ona Zaman demeyeceğim saman diyeceğim. Çünkü 3 yıl önce 6 Şubat 2010, bu haberi veriyor. Verdiği haber şu, 'camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA'ya türbanla girilsin.' Şu benzetmeye bak. Ama sen camiye ayakkabıyla da girersin. Çünkü sende o noktada öyle bir edep yok, öyle bir adap yok. Sen cami adabını bilmezsin zaten. Çünkü sizin alışkanlıklarınız daha çok bunun üzerinedir. İşte Gezi olaylarında Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne Dolmabahçe'de girilen o olayları makul gösteren kimlerdi? Bunlardı. Ne diyor, GATA'ya nasıl olur da türbanla girilir. Ama bak devran değişti, şimdi giriliyor. Şimdi diyorum ki ben 30 Mart'ta Antalya bu zata da dersini vermeli. Çünkü bu zata dersi verdiğiniz zaman aynı anda Pensilvanya'ya da dersini vermiş olacaksınız. Ey Pensilvanya kimle yatıyorsun, kimle kalkıyorsun. Hale bak, ne günlere kaldık."
Hiçbir zaman gerilimden yana olmadıklarını, hiçbir zaman gerilimin dilini kullanmadıklarını ifade eden Erdoğan, "MHP, CHP, Pensilvanya, medya, işverenler İstanbul'da sokak eylemlerini her gün tahrik ediyorlar. Sandığa gölge düşürmek için her gün yeni bir çirkin komployla ortaya çıkıyorlar. Bunlar mert değiller, bunlar cesur değiller. Bunlar yurt dışına kaçıp oradan korkakça saldırı yapıyorlar. Bunlar sosyal medyada saklanıp oradan alçakça ses kayıtları, montajlar yayınlıyorlar" dedi.
Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Genelkurmay Başkanını, bakanları dinlemenin suç olduğunu belirten ve casusluk olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:"Bu ahlaksızlar günlerce, haftalarca bunları ama montaj ama doğru, bunları yayınlıyor. Bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar zaten. Bunlara inanmadığınızı biliyorum ama bununla kalmayacak bu iş. Bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar. Çünkü bunun bedelini ödemeleri lazım. Biz bu devleti sokakta bulmadık. Öyle geleceksin, sızacaksın, örgütleneceksin, ondan sonra da milleti birbirine düşüreceksin. Yok öyle yirmibeş kuruşa simit. Bunun bedelini ödeyecekler bunlar. İnsan gibi, adam gibi ortaya çıkıp mertçe mücadele vermediler, veremediler. Ben Pensilvanya'ya diyorum, hadi bakalım yüreğin varsa gel parti kur. Siyasete atıl, cesaretle sandıkta hesaplaşmayı göze al. Hadi bakalım gel. Dürüst ol, bırak takiyyeyi, bırak yalanı, bırak iftirayı. Zaten çapulcuların gereğini yapıyor. Onlarla sen bu işi götüreceğini zannediyorsan, onlarla bu iş yürümez. Onlar bu işin bedelini sana çok ağır ödetecek. Bunu da göreceksiniz. Onlarla bu iş yürümez."
30 Mart'ta cevabını alacaklar
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "İstanbul'da bir cenaze törenini bahane ettiler. 22 yaşında daha yeni askerden gelmiş Giresun Alucra'dan Burak Can'ı şehit ettiler. Yanında iki kişiyi yaraladılar, bir tanesi ağır. Terör örgütü 'bunu biz yaptık' dedi. DHKP-C cinayeti üstlendi. Dikkat edin iki gündür CHP Genel Başkanı o örgütü kolluyor, o örgütü gizliyor. Suçu başka yerlere atmaya çalışıyor. Bu siyaset değil, bu mertlik değil, bu demokratik bir tavır değil. Buradan tüm Türkiye'ye, tüm siyasi partilere, 77 milyona açık ve samimi şekilde sesleniyorum, bizimle kimin ne hesabı varsa onu gelsin sandıkta görsün. Sokakta değil, kan damlayan manşetlerde değil, iftiraların, yalanların, kasetlerin, montajların arkasına saklanarak bizimle hesaba girmesinler. Sandık, sandık, sandık. Sandık er meydanıdır, sandık demokrasi meydanıdır. Yüreği yeten gelsin sandıkta kozunu bizimle paylaşsın. Sandıktan kaçanları sizin de görmenizi istiyorum. Sandık öncesinde sokakları tahrik edenleri görmenizi istiyorum. Namertçe kasetlerin, montajların iftiraların ardından siyaset yapmaya çalışanları görmenizi istiyorum. Bunlar sizin iradenizi hiçe sayıyor, sizin sandıkta vereceğiniz kararı gölgelemek istiyor. Bunlar inşallah 30 Mart'ta dersi alacaklar."
"Bunların dershanelerinde olan çocuklarınız varsa bu yavrularınızı çekip alın" diyen Erdoğan, hazırlık için hafta sonlarında Milli Eğitim Bakanlığının ücretsiz olarak takviye kursları vereceğini bildirdi.Başbakan Erdoğan, "Devletimizin okulları bize yeter. Hem para vereceğiz, hem hakaret işiteceğiz" dedi.Geceleri "beddua seansları" yapıldığını aktaran Erdoğan, "Ablaları var bunların, geceleri beddua seansları yapıyorlar. Başbakana beddua seansları. Siz samimi değilsiniz, sizin beddualarınız tutmaz. Bumerang gibi onları vurur. Samimi olanlar burada. Suriye'den gelen dualar bize yeter, Filistin'den gelen dualar bize yeter, Myanmar'dan gelen dualar bize yeter, Libya'dan gelen dualar bize yeter. İsrail bombalama yapıyor, 'İsrail teröristleri bombaladı' diye bunların televizyonu yayın yapıyor. Bunlar bu. Mavi Marmara'da bunu yaptılar ama inşallah 30 Mart'ta ümitlerini kaybedecekler."
Antalya hizmet siyasetine oy verecek
Erdoğan, konuşmasının sonunda, AK Parti'nin Antalya Büşükşehir Belediye Başkanı Adayı Menderes Türel ile birlikte partililer seslenerek, "İşinin, Antalya'nın sevdalısı olan Türel kardeşimle yeni bir dönemi Antalya'da başlatalım diyorum. İlçelerle beraber büyükşehir Antalya. CHP, bu büyükşehir yasasına bile karşı çıktı. Anlamazlar bunlar. Belediyecilik nedir bunlar bilmez. Bunlara anlatana kadar, inanın deveye hendek atlattık. Biz bir modern Antalya meydana getireceğiz. Antalya bu seçimde eser siyasetine, hizmet siyasetine oy verecek. Başbakan Erdoğan, “Karşımda Rabbim’e hamd olsun onbinleri gördüm. Az önce emniyet rakamları geldi, dediler ki, ‘100 bine yakın insan var” dedi.
Bu oyunu sizler bozacaksınız
"Antalya'dan devletimize, milli güvenliğimize yönelik bu çok tehlikeli saldırıya dur demesini bekliyoruz" diye konuşan Erdoğan, "Antalya'nın yeni Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye yeniden istiklal mücadelesine sahip çıkmasını istiyoruz. 30 Mart'ta işte bu oyunu sizler bozacaksınız, ben buna inanıyorum. 30 Mart'ta sadece belediye başkanı seçmeyeceksiniz yeni Türkiye'nin, kardeşliğin, birliğin, büyük Türkiye'nin kapılarını ardına kadar aralayacaksınız, bunu görüyorum. Antalya her zaman büyük düşündü, Antalya her zaman küresel vizyona sahip oldu. Antalya'nın büyük Türkiye vizyonuna, küresel güç olan Türkiye vizyonuna sahip çıkacağına gönülden inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Ölüyü yakmak isteyen Belediye Başkanı
Erdoğan, Türkiye'de çok çirkin ve çok tehlikeli bir oyun oynandığını dile getirerek, yıllarca Türkiye'de en üst düzey devlet adamlarını, bürokratları, siyasetçileri dinleyen ve bunları kaydeden Pensilvanya'nın tehditle, şantajla şu anda siyaseti dizayn etmeye çalıştığını söyledi.
Erdoğan, CHP ve MHP'nin maalesef bu ihanet tuzağına düştüğünü, medya ve iş çevrelerinin bu ihanete su taşıdığını kaydetti. Antalya'nın CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanını eleştiren Erdoğan, "Antalya, geçtiğimiz yerel seçimlerde buraya bir büyükşehir belediye başkanı seçti. Aradan 5 yıl geçti. Geride ne kaldı? Söyleyeyim mi? Geride bira festivali kaldı. Geride, ölüleri yakma projesi kaldı. Kafaya bak kafaya. Ölüleri yakarak arsa kazanacakmış, kafaya bak. Geride ne kaldı? Başörtüsü düşmanlığı kaldı" diye konuştu.
Notlar
AK Parti’nin, Antalya’da, Kepez Spor Salonu yanında düzenlediği miting, hükümetin son 12 yılda yaptığı yatırım ve hizmetlerle ilgili slayt gösterimiyle anlattı. AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel ile ilçe belediye başkan adaylarının halka takdim edildiği törende, Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile platforma çıkarak, partisinin seçim müziği eşliğinde halkı “Rabia” işareti yaparak selamladı.
Başbakan Erdoğan’ın yaklaşık bir saat süren konuşması, sık sık "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Recep Tayyip Erdoğan" sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, konuşmasının ardından, eşi Emine Erdoğan ile vatandaşlara karanfil dağıttı. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Güldal Akşit, eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel ile halkı selamladıktan sonra miting alanından ayrıldı.
Miting alanında, "Antalya'nın Mor Üzümü, Severler Boyu Uzunu, Antalya Seni Seviyor Uzun Adam", "İyi Olan Kazansın; CHP Kumsal Partisi, AK Parti Milletin Partisi, MHP Püskevit Partisi", "Siyasetin Tek Limanı Ahlaktır", "Millet Bitti Demeden Bu Dava Bitmez", "Nene Hatunların Halime Çavuşların Soyundanız, Büyük Ustayla İstiklal Mücadelesinde Sonuna Kadar Varız" yazılı pankartlar dikkati çekti.
Kılıçdaroğlu, Bahçeli, de fesat ve fitne var
Başbakan Erdoğan, 12 yıl boyunca olduğu gibi bu seçim döneminde de eser siyasetinde bahseden tek partinin AK parti olduğuna işaret ederek, “Dikkat edin Kılıçdaroğlu, Bahçeli, bunlar eser siyasetinden bahsediyor mu? Şunu yaptık, bunu yapıyoruz veya şunu yapacağız, diyorlar mı? Dillerine doladıkları tek şey var; bunlarda takiye var. Bunlarda yalan var. Bunlarda fitne var. Bunlarda fesat var. Bunlarda iftira var. Kardeşlerim, biz projelerle konuşuyoruz. Biz planlarla konuşuyoruz. Biz gelecek vizyonuyla, hedeflerimizle, konuşuyoruz. Küresel projelerden bahsediyoruz. Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklıyoruz” dedi
Başbakan Erdoğan, “Dünya vizyonuna sahip tek parti olarak halkın karşısına çıkıyoruz. Türkiye’de aynı dille konuşan, Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de, Güney’de tek parti var, AK Parti. MHP, BDP’ye bakıyorsunuz, kimlik siyaseti yapıyor. Birisi siyasal Türkçülük yapıyor, birisi siyasal Kürtçülük yapıyor. CHP, o da kumsal milliyetçiliği yapıyor, öyle mi? Yani deniz, güneş, kum olmasa CHP’nin vay haline. Biz 77 milyonu kucaklıyoruz. Biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Arnavutuyla, 77 milyonu, beni yaradan Allah yarattığı için söylüyoruz. Onun için tek millet diyoruz. Ardından, tek bayrak diyoruz ve bizim bayrağımızın rengi, şehidimizin kanı. Hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, diyerek yola çıktık.”
30 Mart’ta Antalya bir başka olacak
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Kırkpınar’da bayrak geçerken, bazı bakanların ayağa kalkmadığını öne sürdüğünü anımsatan Erdoğan, “Kardeşlerim, diyor ki 'Türk Bayrağı, geçerken bakanlar ayağa kalkmadı' diyor. Ey Kılıçdaroğlu, ya sen bize bir defa bayrakla ilgili ders verme. Kılıçdaroğlu, sana sesleniyorum, ey Kılıçdaroğlu ya sen son seçimlerde Hakkari’de seçim yaptın, orada malum parti ile anlaştın. CHP bayraklarının dışında bir tane Türk bayrağı var mı? Anlaştığın halde orada ne üçüncü parti oldun, ne dördüncü parti oldun. Nal topladın, nal. Zannetti ki, ‘Türk bayrağı olursa burada bizi linç ederler.’ Ama Hakkari’de bizim hem Türk bayrağı hem partimizin bayrağı oldu. Bizim için 780 bin kilometrekaresinin her yeri aynı, fark etmez ama bayrak sevgisini bize Kılıçdaroğlu öğretemez. Ben çocuklarıma ta ilkokul yaşında, bayrak sevgisini anlattım. İlkokulda şiir okuma yarışmasına girdiklerinde, kendilerine şunu söyledim,
Siz, Arif Nihat Asya’nın, Bayrak şiirini okuyun.
“Biliyorsunuz, değil mi o şiiri? Bugün buradan bir okuyun, Kılıçdaroğlu’nun ezberlemesine fırsat tanıyalım. Onun yakındakiler de öğrenir belki” diyen Erdoğan, alandakilerle birlikte Bayrak Şiiri’nin bir bölümünü okudu.
Türkiye 780 bin kilometrekaresiyle ayağa kalkacak
Söz konusu şiiri kendi çocuklarına ilkokul yaşında öğrettiğini anlatan Erdoğan, şöyle dedi:
"Bayrak sevgisi, bayrak aşkı bizde öyle başladı. Kılıçdaroğlu, kendine gel kendine gel. Takiyeyi bırak, yalanı bırak, iftirayı bırak, dürüst ol dürüst. Bu konularda bizimle aşık atamazsın. Kardeşlerim, işte tek bayrak dedik. Ondan sonra tek vatan. Tek vatan, 780 bin kilometrekaresiyle tek vatan. Batıda ne varsa doğuda da o olacak, Güneydoğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Biz bunu yapıyoruz, bunu yapmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye 780 bin kilometrekaresiyle ayağa kalkacak. Dördüncüsü, tek devlet. Devlet içinde devlet, hayır. Paralel yapılanmaya hayır. Öyleyse şimdi sayıyoruz, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Rabia. Onun için 30 Mart çok anlamlı."
Türkiye’yi bırakın Antalya’yı bile kucaklayamadılar
Planı, projesi, vizyonu, ufuğu olmayan siyasi partilerin geride hiçbir eser bırakmadıklarını belirten Erdoğan, "CHP, 5 yıldır burada belediye başkanlığı yapıyor, değil mi? Allah aşkına soruyorum, verdiği sözlerden hangisini tuttu, hangisini yerine getirdi? Bunlar Türkiye’yi bırakın Antalya’yı bile kucaklayamadılar. Sahile sıkışıp kaldılar, belli bölgede sıkışıp kaldılar 780 bin kilometrekareye, 77 milyona hiçbir zaman hitap edemediler" dedi.
Erdoğan, partisinin Antalya'da, Kepez Spor Salonu yanında düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, "30 Mart seçimlerinin öncesinde AK Parti'ye karşı bir ittifak var mı? Hepsi birleştiler mi? CHP, MHP, BDP bir de yanlarında Pensilvanya'yı aldılar" ifadelerini kullandı.
Pensilvanya'da bir örgüt lideri bulunduğunu belirten Erdoğan, "99'da buradan kaçıp gitti, 'vatanım' diyor vatanına gelmiyor. 2 yıl kadar önce kendisine davet yaptım. Onların malum olimpiyatları vardı, artık bitti bizim için tabii bunlar. Artık bundan sonra bunların olimpiyatları molimpiyatları diye bir şey bizim dünyamızda yok. Bitti onlar, o defterler kapandı, geçti... Çünkü bugüne kadar çok aldattılar. Hatta hatta Türkçe olimpiyatlarında, İstanbul Atatürk Stadyumu'nda öyle bir şey söylendi ki ben de şaşırdım. O gün Peygamber efendimiz oradaymış. Bunu söylediler. Bunlarda garip garip şeyler oluyor. Kendi televizyonun bir dizisinde Peygamberin Efendimiz Miraç'tan iniyor, kamyonete bindiriliyor ve o şekilde götürülüyor" diye konuştu.
Savaş Ay'ın söyleşisi
Fethullah Gülen'in 1995 yılında Savaş Ay ile yaptığı söyleşide "Ben bugüne kadar bir oy kullandım. Ama bundan sonra oy kullanmayacağım. Hazreti Cebrail gelse diyor, parti kursa yine oy kullanmayacağım diyor. Kusura bakmasın" dediğini anımsatan Erdoğan, bunun nasıl bir meleklere iman anlayışı olduğunu sordu. "Hazreti Cebrail'in işi gücü yok da gelip parti mi kuracak? Böyle bir mantıksızlık olabilir mi? Böyle bir benzetme olabilir mi? Soruyorum sizlere" diyen Erdoğan, meleklere imanın itikadi bir esas olduğunu söyledi.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Sen nasıl böyle bir benzetme yapabilirsin? Oraya oy vermeyeceksin, şimdi bütün efradına tavsiyede bulunuyorsun. Oylarınızı Kılıçdaroğlu'na verin, o olmazsa Bahçeli'ye verin, o da olmazsa BDP'ye verin. Yapılan bu. Fakat ben şuna inanıyorum. 15 gün var. 15 gün sonra, onların ablaları varmış. Bizim ablalarımız burada. Gece gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Allah sizden razı olsun. Kapı kapı dolaşacağız. Gelmiş ikna ediyorlar. İkna. Fakat bir hanım kardeşimiz yaşlı olmasına rağmen bunlara güzel cevap verdi. Ama bunlara bir cevap lazım. Nedir o? Siz değil misiniz bizim kızlarımızın başlarını açarak okula gitmesi için fetva veren, siz değil misiniz? Bunlar değil miydi? Bunlar dağıttı, dağıttı. Nerede durduklarının farkında değiller. Üzülüyorum ben o başörtülü kızlarımıza. Onun adına gelip böyle konuşuyorken. Önce onlara şunu söylemek lazım. Siz ubudiyet anlayışını gözden geçirin. Bakın baki hedefler için fani eserler üzerinde inşa yapılmaz, bunu böyle bilelim. Bunlar tutmayacak."
Sabrettiniz zafere erdiniz
Erdoğan, "İmam hatip okullarının orta kısmını kapatanlar bunlar değil miydi? Bu CHP değil miydi? Üniversitelere başörtüyle gidişin önünü kesen bunlar değil miydi? Şimdi imam hatiplerin orta kısmı açıldı mı? Üniversitelere başörtülü gidebiliyor muyuz? Katsayı kalktı mı? İstediğimiz üniversiteye gidebiliyor muyuz? Devlet dairelerinde başörtülü çalışabiliyor muyuz? Ne oldu? Sabrettiniz zafere erdiniz. Ne kadar güzel bir söz. 'Men sabera zafera'. Sabreden zafere ulaşır. Ve bu sabrın sonunda bu oldu. Ne oldu? Türkiye bölündü mü? Başı örtülü, başı açık beraber şu anda okuyorlar. Devlet dairesinde çalışıyorlar. Var mı bir şey? Var mı bir sıkıntı? Normalleşme bu" ifadelerini kullandı. Kızlarını bu ülkede okutamadığını ve neler çektiğini anlatan Erdoğan, "Uluslararası toplantılarda bana devlet başkanları, başbakanları bunu sorduğunda ben deyince böyle böyle diye, bana sordukları soru şuydu; Sizin ülkenin çoğunluğu Müslüman değil mi? Evet, Müslüman. Nasıl oluyor. Dedim maalesef böyle. Şaşırıyorlardı. Ama hamdolsun. Özyurduna garipsin, özvatanında parya oldu ama sonunda iş aslına rücu etti" diye konuştu.
Hepsi bir hizaya geçtiler, aynı safta buluştular
Said Nursi'nin "Zalimler için yaşasın cehennem" sözünü anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Çıkacak, çıkacak. Hepsi bunun hesabını verecekler, verecekler. Şimdi ben merak ediyorum. Ey Pensilvanya sen bu adamların peşine nasıl takılıyorsun? Nasıl takılıyorsun? Tabii böyle bir ittifakın içinde çok kişiler var. Bir kısım medya var. Ama bizim de burada abilerimiz var. Abiler, 15 gün gece gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? 30 Mart'ı, o zaferi inşallah beraber kutlayacağız. Bazı holdingler, bazı işadamları onlar da rahat durmuyorlar. İşveren örgütleri onlar da rahat durmuyorlar. Onlar da bu aralar dolaşıyor ve sokakları karıştırıyorlar. Hepsi bir hizaya geçtiler, aynı safta buluştular."
Güvenlik güçlerinin biber gazı kullanması
Başbakan, Türkiye'nin huzuruna, istikrarına, gelecek hedeflerine ve istiklaline yönelik saldırı başlatıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Şimdi biz MHP, 'eli kanlı terör örgütüne sempati gösteriyor' deyince MHP Genel Başkanı 'ispat et' diyor. İspata ne gerek var. Attığın twetleri gözün görmüyor mu ey Bahçeli? Genel başkan yardımcılarının, milletvekillerinin, örgütün ekmek yalanına inanıp yaptıkları açıklamaları duymuyor musun ey Bahçeli? Ne ekmeği be? Kimi aldatıyorsun? Kimi aldatıyorsun? Elinde sapanla, yüzü poşulu kişiyi görmüyor musun? Ondan sonra benim polisime hakaret ediyorsun. Ve diyorsun ki bunun katilini bulun. Benim polisimin orada yaptığı ne? Biber gazı kullanmak. Bu tür eylemlerde biber gazı kullanmak güvenlik güçlerinin en doğal, en tabii hakkıdır. Toplumun huzuru için bunu yapıyor. Dolayısıyla biz orada polisimizin attığı adımı kalkıp da kınayamayız. Maalesef bu Pensilvanya polisimizin içine de fitneyi soktu, orayı da karıştırdı. Orada da tabii sıkıntılar meydana getirdi. Maalesef onun da bedelini ağır ödüyoruz, onu da söylüyeyim. Bunlar aileleri birbirine düşürdüler. Aileleri böldüler, parçaladılar. Gezi olaylarına, CHP'nin Genel Başkanına avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Ankara'da Türk bayrağını yakanlara, Taksim'e kızıl bayrak asanlara, camilere saygısızlık yapanlara, başörtülülere saldıranlara avukatlık yapan sen değil misin ey Bahçeli? Sayın Bahçeli, peki CHP Genel Başkanına avukatlık yapıyorsun, peki CHP'nin Tunceli milletvekillerini de savunacak mısın? Onların eylemlerine, onların twetlerine de sahip çıkacak mısın?"
"Peki bu zat ne yaptı" diye soran Erdoğan, şöyle devam etti: "İcazet almak için Pensilvanya'ya gitti. Paralel örgütün liderinin dizinin önüne çöktü, elini öptü, ondan icazeti aldı. Şimdi bu ortaya çıkınca da inkara başladı. Tabii CHP Genel Başkanı Pensilvanya'nın müridi olunca, CHP Pensilvanya'daki zatın eline geçince bu sefer gittiğini itiraf ediyor. Ama işi abartıyor, televizyonda, canlı yayında, Pensilvanya'daki o zatın 'Kur'an tefsirini başucumdan ayırmadım' diyor. Duydunuz değil mi? Sen kim Kur'an tefsiri kim? Bu arada o zatın, Pensilvanya'daki zatın Kur'an tefsiri de yok zaten. Başörtüsüne hakaret eder, bira festivalleri yapar, ölüleri yakmaktan bahseder, sonra da olmayan Kur'an tefsiriyle istismar yapıp komik olur. Antalya bunu hak etmiyor."
Antalya'da bira festivalinde 23 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, "Ne diyor bu belediye başanı? Çok enteresan, 'içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım.' Şu hale bakın. Bir genç bunu içerken ölüyor. Zaten sen güya doktorsun, senin yapman gereken insanın sağlığını tehdit eden şeylerle meşgul olmak değil, tam aksine insanın sağlığını tehdit etmeyen şeylerle uğraşmandır. Senin doktorluğun da batsın. Ne doktorluğu. Şu hale bak, 'içmeyi bilmiyorsa ben ne yapayım' diyor. Vekaleten sen onun yerine de içseydin bari" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Düşünebiliyor musunuz? Bir Başbakanın eşini başörtülü olduğu için GATA'ya almıyorlar. Ve bu adam, burayla ilgili ne diyor biliyor musunuz? Bak bak, şu benzetmeye bak. Bu da nerede yazıyor biliyor musun? Ben ona Zaman demeyeceğim saman diyeceğim. Çünkü 3 yıl önce 6 Şubat 2010, bu haberi veriyor. Verdiği haber şu, 'camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA'ya türbanla girilsin.' Şu benzetmeye bak. Ama sen camiye ayakkabıyla da girersin. Çünkü sende o noktada öyle bir edep yok, öyle bir adap yok. Sen cami adabını bilmezsin zaten. Çünkü sizin alışkanlıklarınız daha çok bunun üzerinedir. İşte Gezi olaylarında Bezmialem Valide Sultan Camisi'ne Dolmabahçe'de girilen o olayları makul gösteren kimlerdi? Bunlardı. Ne diyor, GATA'ya nasıl olur da türbanla girilir. Ama bak devran değişti, şimdi giriliyor. Şimdi diyorum ki ben 30 Mart'ta Antalya bu zata da dersini vermeli. Çünkü bu zata dersi verdiğiniz zaman aynı anda Pensilvanya'ya da dersini vermiş olacaksınız. Ey Pensilvanya kimle yatıyorsun, kimle kalkıyorsun. Hale bak, ne günlere kaldık."
Hiçbir zaman gerilimden yana olmadıklarını, hiçbir zaman gerilimin dilini kullanmadıklarını ifade eden Erdoğan, "MHP, CHP, Pensilvanya, medya, işverenler İstanbul'da sokak eylemlerini her gün tahrik ediyorlar. Sandığa gölge düşürmek için her gün yeni bir çirkin komployla ortaya çıkıyorlar. Bunlar mert değiller, bunlar cesur değiller. Bunlar yurt dışına kaçıp oradan korkakça saldırı yapıyorlar. Bunlar sosyal medyada saklanıp oradan alçakça ses kayıtları, montajlar yayınlıyorlar" dedi.
Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Genelkurmay Başkanını, bakanları dinlemenin suç olduğunu belirten ve casusluk olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:"Bu ahlaksızlar günlerce, haftalarca bunları ama montaj ama doğru, bunları yayınlıyor. Bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar zaten. Bunlara inanmadığınızı biliyorum ama bununla kalmayacak bu iş. Bunlar casusluk suçundan yargılanacaklar. Çünkü bunun bedelini ödemeleri lazım. Biz bu devleti sokakta bulmadık. Öyle geleceksin, sızacaksın, örgütleneceksin, ondan sonra da milleti birbirine düşüreceksin. Yok öyle yirmibeş kuruşa simit. Bunun bedelini ödeyecekler bunlar. İnsan gibi, adam gibi ortaya çıkıp mertçe mücadele vermediler, veremediler. Ben Pensilvanya'ya diyorum, hadi bakalım yüreğin varsa gel parti kur. Siyasete atıl, cesaretle sandıkta hesaplaşmayı göze al. Hadi bakalım gel. Dürüst ol, bırak takiyyeyi, bırak yalanı, bırak iftirayı. Zaten çapulcuların gereğini yapıyor. Onlarla sen bu işi götüreceğini zannediyorsan, onlarla bu iş yürümez. Onlar bu işin bedelini sana çok ağır ödetecek. Bunu da göreceksiniz. Onlarla bu iş yürümez."
30 Mart'ta cevabını alacaklar
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "İstanbul'da bir cenaze törenini bahane ettiler. 22 yaşında daha yeni askerden gelmiş Giresun Alucra'dan Burak Can'ı şehit ettiler. Yanında iki kişiyi yaraladılar, bir tanesi ağır. Terör örgütü 'bunu biz yaptık' dedi. DHKP-C cinayeti üstlendi. Dikkat edin iki gündür CHP Genel Başkanı o örgütü kolluyor, o örgütü gizliyor. Suçu başka yerlere atmaya çalışıyor. Bu siyaset değil, bu mertlik değil, bu demokratik bir tavır değil. Buradan tüm Türkiye'ye, tüm siyasi partilere, 77 milyona açık ve samimi şekilde sesleniyorum, bizimle kimin ne hesabı varsa onu gelsin sandıkta görsün. Sokakta değil, kan damlayan manşetlerde değil, iftiraların, yalanların, kasetlerin, montajların arkasına saklanarak bizimle hesaba girmesinler. Sandık, sandık, sandık. Sandık er meydanıdır, sandık demokrasi meydanıdır. Yüreği yeten gelsin sandıkta kozunu bizimle paylaşsın. Sandıktan kaçanları sizin de görmenizi istiyorum. Sandık öncesinde sokakları tahrik edenleri görmenizi istiyorum. Namertçe kasetlerin, montajların iftiraların ardından siyaset yapmaya çalışanları görmenizi istiyorum. Bunlar sizin iradenizi hiçe sayıyor, sizin sandıkta vereceğiniz kararı gölgelemek istiyor. Bunlar inşallah 30 Mart'ta dersi alacaklar."
"Bunların dershanelerinde olan çocuklarınız varsa bu yavrularınızı çekip alın" diyen Erdoğan, hazırlık için hafta sonlarında Milli Eğitim Bakanlığının ücretsiz olarak takviye kursları vereceğini bildirdi.Başbakan Erdoğan, "Devletimizin okulları bize yeter. Hem para vereceğiz, hem hakaret işiteceğiz" dedi.Geceleri "beddua seansları" yapıldığını aktaran Erdoğan, "Ablaları var bunların, geceleri beddua seansları yapıyorlar. Başbakana beddua seansları. Siz samimi değilsiniz, sizin beddualarınız tutmaz. Bumerang gibi onları vurur. Samimi olanlar burada. Suriye'den gelen dualar bize yeter, Filistin'den gelen dualar bize yeter, Myanmar'dan gelen dualar bize yeter, Libya'dan gelen dualar bize yeter. İsrail bombalama yapıyor, 'İsrail teröristleri bombaladı' diye bunların televizyonu yayın yapıyor. Bunlar bu. Mavi Marmara'da bunu yaptılar ama inşallah 30 Mart'ta ümitlerini kaybedecekler."
