Uzman Doktor Sibel Sürmen Usta ile kadın sağlığı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve hamilelik üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Rahim Ağzı Kanserinde erken teşhisin önemine değinen Usta , “30 yaşa kadar bir Smear testi, 30 yaştan sonra da rutin kontroller oldukça önemlidir” dedi
SORU Y.K: Erken yaşta evlilikler kadın üreme sağlığını nasıl etkilemektedir?
CEVAP S.S.U: Bir kadının genital gelişiminin oluşumu aşağı yukarı 18 yaşında tamamlanmaktadır. Hormonal gelişimin yanında bir de psikolojik gelişim, eğitim süreci var. O yüzden ne kadar eğitimli olduğunuz, psikolojik olarak ne kadar gelişmiş olduğunuz da çok önemli evlilik yaşı açısından. Herkes aynı yaşta aynı olgunlukta olamayabiliyor. Herkesin belirli bir evrimden geçmesi gerekiyor evlilik yaşı için. Erken yaşta evliliği hem psikolojik açıdan açıdan hem de fiziksel açıdan olumlu karşılamıyoruz kadın doğum hekimleri olarak.
SORU Y.K: Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan hangisi Türkiye’de daha fazla görülmektedir?
CEVAP S.S.U: Özellikle şu son yıllarda sık rastladığımız HPV (Human Papilloma Virus) virüsleri var. Özellikle siğil yapan HPV virüsleri. Son yıllarda HPV aşılarının da sık yapılıyor olmasından dolayı da HPV virüsleri gündemde. Bu enfeksiyonu çok fazla görüyoruz ama her zaman enfeksiyon bulgusuyla görmüyoruz. Toplumda sessiz taşıyıcılık dediğimiz şey de var. Sessiz taşıyıcılık oranları da yüksek olan bir enfeksiyon. Özellikle bundan çok korkuyoruz. Genç kızları da aşılamayı önemsiyoruz. Çünkü ilk ilişki öncesi yapılan bu aşılar HPV enfeksiyonuna karşı oldukça önemli oluyor. 26 yaşına kadar HPV aşılarının yapılmasını da oldukça önemli buluyoruz.
SORU Y.K: Bu hastalıklardan korunma yöntemleri nelerdir?
CEVAP S.S.U: Artık ilişki yaşları hem dünyada hem Türkiye’de oldukça düştü. Eskisi gibi evlilik beklenmiyor ilişki olması için. O yüzden ilk ilişkilerde biz her zaman kondom öneriyoruz. Hem hastalıklardan korunmak için hem de gebelikten korunmak için kondom çok önemli. Gençlik ve ileri dönemlerde hastalıklardan korunmanın en kolay yolu kondom.
SORU Y.K: Türkiye’de kadın hastalıklarıyla ilgili rutin kontrol bilinci oluşmuş mu sizce?
CEVAP S.S.U: Eğitimli grupta evet oturmuş durumda. Ama kadın doğum muayenesine gitmek her kadın için çok zor bir şey. Ne kadar eğitimli de olsa muayene için bir hazırlık gerekiyor, vakit ayırmak gerekiyor. Kadın hekim, erkek hekim fark etmiyor bir kadın için muayene olmak zor. Biz genellikle smear testi, Rahim Ağzı Kanseri kontrolleri ve ultrasonografi yapıyoruz. Ultrasonografide de rahim kist, kitle var mı diye bakıyoruz. Bu işlemlerin takibinde de yıllık kontroller oldukça önemli. Muayene hekimleri olarak biz tabi ki birazcık özel bir gruba hitap ettiğimiz için hastalarımızı arayıp randevularını hatırlatıyoruz. Ama her kadının özellikle cinsel aktif olan kadınların yılda bir kere hiçbir şikayeti olmasa da muayene olması gerekir. Bir hastalık durumu varsa rutin kontrol dışında doktorun önerdiği sürelerde de kontrole gidilmesi gerekir.
SORU Y.K: İnsanlar genellikle bir yeri ağrımadan veya hasta olmadan doktora gitmeyi tercih etmez bu kadın hastalıklarında da geçerli mi?
CEVAP S.S.U: Bu olay kadın hastalıklarında daha da geçerli çünkü muayenesi zor. Dişin, gözün kontrolü çok kolay ama kadın hastalıklarında mahrem bir bölgenin muayenesi söz konusu olduğundan çok daha zor tabi ki. Bir de her şey gözle görülmüyor. Smear testi bizim en önemsediğimiz testlerden biri, Rahim Ağzı Kanserini bu testle çok erken tespit edebiliyoruz. Ultrasonografiyle, yumurtalıkta veya rahimde bir kitle oluştuysa bunun erken teşhisini koyabiliyoruz. Erken teşhis kadın hastalıklarında da hayat kurtaran oldukça önemli bir şey. Bu yüzden herkese yılda bir kez kontrole gitmesini öneriyoruz.
SORU Y.K: Smear testi nasıl yapılır?
CEVAP S.S.U: Smear testi Rahim Ağzı Kanseri tarama testidir. Her kadına yılda bir kez yapmak isteriz. Rahim Ağzı Kanseri taramak amacıyla rahim ağzından örnek alıp özel bir sıvının içinde patolojiye gönderiyoruz. Bir patolog tarafından incelenip rahim ağzındaki hücrelere bakılıyor. Rahim ağzında herhangi bir hücresel anormallik olup olmadığı tespit ediliyor. Her zaman kanser olması gerekmez, bazı spesifik enfeksiyonların tanısı da konulabilir. Yada çok önceki bir takım hastalıkların tanısı da konulabilir. Böyle durumlarda Smear testi kadında oldukça hayat kurtarıcı olur. Çok basit yapmaması çok kolay ve hayat kurtarıcı bir test. Bir kadının yaptığı en önemli testlerden biridir. Biz genel kadın doğum kontrolünde Smear testini çok önemseriz. 30 yaşa kadar bir Smear testi, 30 yaştan sonra da rutin kontroller oldukça önemlidir.
SORU Y.K: Yumurtalık kistleri nasıl oluşur?
CEVAP S.S.U: Yumurtalık kistlerinin bir çok çeşidi vardır. En sık gördüğümüz kist çeşitleri Basit Folikül Kistleridir. Bu kistler her kadının yumurtlama döneminde oluşabilen kistlerdir. Bazı aylar kadınlarda yumurtlama olmayabilir. Yumurtlama olmadığında o çatlamayan yumurtadan Folikül Kisti dediğimiz basit kistler oluşur. Bunlar bazen ilaca gerek kalmadan da adet silküsüyle beraber kendiliğinden atılabilen kistlerdir. Ama onun dışında bir takım kötü huylu kistler, çikolata kist dediğimiz bazı kistler olabilir. Biz bunların ultrasonografik tanısını koyuyoruz. Basit Folikül Kistlerinden korkmayız ama çikolata kistleri veya diğer kistlerin operasyonla alınması gerekir.
SORU Y.K: Doğumlarda Epidural Anestezi yöntemi sağlıklı mıdır?
CEVAP S.S.U: Epidural Anestezi oldukça sağlıklıdır. Doğumun belirli bir evresinde doğum eylemi başlar. Ağrılar belirli bir seviyeye geldikten sonra anestezi uzmanı tarafından epidural boşluğa anestezik madde verme işlemine Epidural Anestezi denir. O verdiğimiz madde de annenin ağrıları hissetmesini engeller. Doğum işlemi normal şekilde devam eder ama anne o ağrıları hissetmez. Biz bu yola ağrısız doğum da diyoruz. Epidural Anestezi sezaryende de kullanılabilir. Genel Anestezi verilmez, anne uyumaz sadece belden aşağıdaki bölgesi uyuşur. Yine ağrısız bir şekilde doğum yapılır. Yapılmasında bir kontredikasyon yoksa bütün doğumlarda bu yöntemi öneriyoruz. Mümkünse bütün doğumları genel anestezisiz lokal anestezi dediğimiz bu yöntemlerle yapmaya çalışıyoruz. Sebebi de genel anestezi de bebeğe anestezi gitme riski var.
SORU Y.K: Suni sancı ne gibi durumlarda kullanılıyor?
CEVAP S.S.U: Suni sancıyı doğumu başlatmamız gereken durumlarda kullanırız. Doğum eyleminin başlatılması gereken durumlar olabilir. Bunlar hastanın suyunun azalması, gebelikte 42 haftayı doldurup doğumun hala gerçekleşmemesi ve doğum eyleminin durmasıdır. Biz genelde suni sancı demek yerine eyleme tıbbi yardım ismini kullanırız. Normalde vücudun üretmesi gereken doğum sırasında salgılanan Oksitosin Hormonu var. O hormonu biz serumla ufak ufak kontrollü bir biçimde dışardan vererek doğum ağrılarını başlatmaya çalışırız.
SORU Y.K: Doğum sancısını olağan diğer sancılardan ayıran fark nedir?
CEVAP S.S.U: Özellikle gebeliğin son zamanlarında annenin oldukça fazla ağrıları olur. Kaburgalarına baskı ağrıları olur, bel ve omurgalarına bası ağrıları olur, bebeğin başının baskısından dolayı kasıkta ağrılar olur ama bu ağrılar istirahatle geçen ağrılardır. Doğum ağrıları hiçbir şekilde istirahatle geçmez ve giderek şiddetlenir. Bir sonraki ağrı her zaman bir öncekinden daha şiddetli geçer. Zaman aralığı da 60 dakikayla başladıysa giderek 50,40,30,20,10 diye düşer. O ağrı zaten hastayı yerinde durdurmaz. Hastanın o ağrıyı anlamaması mümkün değildir.
SORU Y.K: Sezaryen doğum mu daha sağlıklıdır, yoksa normal doğum mu?
CEVAP S.S.U: Biz öyle bir sınıflandırma yapmıyoruz çünkü her hastaya uygun bir doğum şekli vardır. Bizim için öncelik her zaman vajinal doğum. Her hastamız için vajinal doğumu yaptırmaya çalışırız. Tabi ki sezaryenin de endikasyonları var, sezaryen gerektiren endikasyonlar olmadığı sürece her zaman için birinci seçenek vajinal doğumdur. Çok özel bir şey olmadığı sürece kişisel tercihe de bırakmıyoruz. Bizi sıkıntıya sokan, bebeği sıkıntıya sokan bir durum olduğu zaman sezaryen yöntemini kullanıyoruz.
SORU Y.K: Amniyosentez işlemi nedir?
CEVAP S.S.U: Amniyosentez işlemi bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan alınan bir örnektir. İnce bir iğne yardımıyla sıvı anne karnından alınır ve o sıvıda bebeğe ait hücreler tespit edilerek bebeğin genetik yapısı incelenir. Bebekte bir hastalık olup olmadığı tespit edilir. Anne daha önceden genetik anomali bir çocuk doğurduysa, ailede kalıtsal bir hastalık varsa biz bu işlemi uyguluyoruz. Ama son zamanlarda bir takım testler var, anne kanından da bebeğe ait bir takım genetik incelemeler yapabiliyoruz. Dokuzuncu haftadan sonra anneyle bebek arasında bir dolaşımsal geçiş oluyor, annenin kanına bebeğe ait hücreler geçiyor. Anneden bir tüp kan alarak bebeğin hücrelerini inceleyebiliyoruz.
Yiğithan KOCAKALAY
GÜNDEM
Yayınlanma: 28 Şubat 2019 - 10:23
Kadın hastalıklarında erken teşhis önemli
GÜNDEM
28 Şubat 2019 - 10:23

