Bektaşilerle ilgili aslı astarı olan ve olmayan birçok fıkra anlatılır. Kimi iyi niyetlidir. Kimi istihzalıdır.
Bektaşi’ ye sormuşlar;
- Namaz kılıyor musun?
- Evet kılıyorum.
- Abdestini tutabiliyor musun?
- Ben abdestsiz namaz kılıyorum.
- Efendi, abdestsiz namaz mı olur?
- Ben kıldım oldu, der.
Herkes kendisine göre bir İslam anlayışı sunabilir mi?
İlkokul mezunu birisi, herhangi birisinin dişini tedavi edebilir mi? Dişini çekebilir mi?
İlgili oda, basın ve medya, bunu yapanı tefe koyar. “Sahtekâr, dişçi değilmiş” diye kıyametler kopar.
İlahiyat fakültesinde görev yapan edebiyatçı, felsefeci, tarihçi hocalar kendi konuları ile ilgili konuşmazlar, İslam dini hakkında beyanlarda bulunur, fetvalar verirler.
Sayın. Prof. Dr. Zekeriya BEYAZ sosyoloji profesörüdür. Ancak ilahiyatçı profesör olarak anılır. Sosyoloji ile ilahiyatı karıştırmıştır. İslamla bağdaşmayan fetvalar vermiştir.
“Horozdan kurban olur mu? Sigara içmek, sakız çiğnemek, denize girmek orucu bozar mı”? gibi her zaman gündeme gelen konularda görüş sergilediler. Ortaya bir curcuna çıktı.
İnsanlar uydurdukları dine inanıyorlar. Gerçek İslam dinine değil, inanmak istediklerine inanıyorlar.
Günahın ve sevabın, derecelerini kendimiz tayin eder olduk.
Kendimizi cennet, cehennem yargıcı yerine koyduk. Hem savcı, hem hakem olduk.
Bazı insanları kıt bilgimizle cennete, bazılarını cehenneme gönderdik. Tövbe hâşâ kendimizi Allah (c.c.) yerine koyduk. Din koyucu kendimizin olduğunu sandık. “Sen şu sevabı işledin cennetliksin, sen şu günahı işledin cehennemliksin” dedik.
“GÜNAHIN BENİM OLSUN.” sözleri de toplumdaki değer yargılarını ortaya koymaktadır.
Bidatlerin içinde yüzüyoruz.
Kendimize göre bir din algımız var.
Kime göre İslam? 10 tane İslam yoktur.
Ilımlı İslam, oryantalist İslam, radikal İslam, az İslam, çok İslam, dinci, dindar, islamafobi bunlar tamamen islamı sulandırmak için yapılan konuşmalar ve beyanlardır.
İSLAM TEKTİR.
Din bezirgânlığına HAYIR demek gerekir. Az dindar, çok dindar, koyu dindar, laik dindar, paralel din diyerek ne amaçlanıyor?
İslamı yaşamayan bazı insanlar. “BENİM KALBİM TEMİZ, KALBİME BAKIN” diyorlar. Bu bir inanç değildir.
İslam sadece namaz kılmak, oruç tutmak değildir.
İSLAM HAYAT NİZAMIDIR. Allah (c.c.) insanların yaşadığı hayatla ilgili her hususu bildirmiştir. Toprak Hukuku, Ticaret Hukuku, Miras Hukuku, Devlet Yönetimi, Aile Hukuku, Sosyal Devlet ve Yardımlaşma, Muamelatlar vs. hep bellidir.
İSLAM ALLAH’ IN (C.C.) GETİRDİĞİ NİZAMDIR, DÜZENDİR. Falanca hocanın, filanca şeyh’ in bana göresi değildir. Yaşadığımız hayatı İslam kabul edersek, islamdan bahsedemeyiz.
Hadisleri inkâr ederek kendisine göre mezhep uydurup, onu din diye takdim edenlere diyanet “DUR.” demelidir. Hurafeciliği, büyücülüğü, sahtekârlığı başka türlü önleyemezsiniz.
Diyanette de bir iş ve beyin yorgunluğu var, giderilmelidir. Saldırılara sadece siyasiler, devlet erkânı değil, diyanette cevap vermelidir.
Bizi millet olarak ayakta tutan dilimiz, dinimiz, tarihimiz, kültürümüz ve aile bağlarımızdır.
İslam Allah’ın (c.c.) indirdiği dindir.
DİN ALLAH (C.C.) KATINDA İSLAMDIR.
İnancımızı sulandırmak, aslından uzaklaştırmak kimsenin haddi değildir. Bu sağa sola çekilemez.
ŞARTLAR DEĞİŞSE DE KUR-AN DEĞİŞMEZ. İSLAM SINIRLANDIRILMAZ. SINIFLANDIRILMAZ.
Değerli okurlar,
“Siyaset cesaret mi? Delilik mi?” Yazımda rahmetli Muzaffer ÖZDAĞ Bey’ in ismi Oğlu Prof. Ümit ÖZDAĞ’ ın yerine yazılmış, özür dilerim.
Kalın Sağlıcakla…
Yorumlar
Kalan Karakter: