Kemer’de geçimini pazarcılıkla sağlayan iki kız çocuk annesi Gülay Polat’ın hayatı, yaklaşık iki buçuk ay önce geçirdiği trafik kazası sonrası kabusa döndü. Beyin kanaması nedeniyle tedavisinin yapıldığı hastaneden Atatürk Devlet Hastanesi Tev Kamile Cephanecioğlu Palyatif Tıp Merkezi’ne yönlendirilen Polat, buradaki palyatif bakımın ardından bir ay gibi kısa bir sürede önce solunum makinesinden kurtuldu sonrasında ise destek almadan yürümeye başladı. Palyatif bakım ünitesine geldiğinde yaşamının geri kalanını yatağa bağımlı halde sürdürmesine kesin gözüyle bakılan Polat, Anestezi Uzmanı Dr. Utkan Duran Uğur ve personelin özverili çalışmaları sonucu dün taburcu edildi.
BOĞAZINDAKİ DELİK KAPANDI
Kazadan sonra solunum sıkıntısı çeken talihsiz kadının, boğazındaki delik aracılığı ile makineye bağlı, yutmasındaki bozulma nedeniyle midesinde tüp ile yatağa bağımlı bir şekilde yaşamına devam etti. Palyatif bakım ünitesindeki izlenimde öncelikle solunum makinesinden ayrıldı ve boğazındaki delik kapandı. Sürecin devamında ağızdan yemeklerini, ilaçlarını tüketebilmeye başlaması nedeniyle midesindeki tüp çekilen Gülay Polat, yatak içi hareketler sonrası ayağa kalkarak önce destekle sonrasında da bağımsız olarak yürümeye başladı.
‘BURADA HERKES KARDEŞ GİBİ’
Tedavi sürecine ilişkin konuşan Gülay Polat, “Gözümü açtığımda hastanedeydim. Sonrasında bu kliniğe geldim. İyi ki buraya gelmişim. Buradaki herkes kardeş gibi. Bacaklarımın üzerinden kamyon geçti. Şu an yürüyebiliyorsam buradaki doktorların ve çalışanların sayesinde. Süreç çok zor geçti. Lavaboya bile gidemiyordum. Sadece yatıyordum. Buraya geldikten sonra tekrar umutlandım. İki tane kızım var. Hem kızlarım hem de buradaki doktor ve hemşireler beni hayatta tuttu” dedi.
MANEVİ VE FİZİKSEL TEDAVİ
Polat’ın tedavi sürecini yürüten Dr. Utkan Duran Uğur, palyatif bakımın önemine dikkat çekerek, “Palyatif klinikleri, yaşamı tehdit edecek hastalıkları iyileştirmeksizin belirtilerini hafifleten ya da ortadan kaldıran kliniklerdir. İyileşemeyen hastaların yakınlarına eğitim vermek üzere hastaları kliniklerimize kabul ediyoruz. Hastaların ihtiyacı olan medikal tedavilerini yaparken bir yandan da psikolojik, manevi ve fiziksel tedavisini yürütüyoruz. Gülay Hanım Kemer’de trafik kazası geçiriyor ve kaza sonrası Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde beyin cerrahları tarafından tedavisi yapılıyor. Solunum makinesine ve yatağa bağımlı, yürüyemez, yemek yiyemez, kendi nefes alamaz halde kliniğimize geldi. Amacımız ilk etapta hastamızın solunum makinesine bağlı halde evde nasıl bakılacağına dair yakınlarına bilgi aktarmaktı. Fakat kliniğimizde hastamızda bazı gelişmeler gözlemledik” diye konuştu.
‘ÖZ BAKIMINI YAPABİLECEK’
İyi bakım, doğru yaklaşım ve doğru tedaviyle süreci yönetmeye gayret ettiklerini dile getiren Dr. Uğur şöyle devam etti: “Psikolojik destekten manevi desteğe kadar kliniğimizde hepsini veriyoruz. Medikal tedavi en önemli unsur. Diğer yandan aile tarafından uygulanan iyi ve doğru bakım, Gülay Hanım’ın yaşama sevinci, hayata bağlı olması süreçte etkili oldu. Kendi kendine nefes almasını gözlemledik. Ufak tefek hareketlerinin döndüğünü, yutmaya başladığını gözlemledik. Tedavimiz sonuç verdi. Sonuç itibariyle solunum makinesinden ve midesindeki tüpten kurtarabildik. Özetle hastamızın yatağa bağımlı olmasını gerektiren bütün cihazlardan hastamızı kurtarmış olduk. Şu anda da yürüyerek kendi öz bakımlarını yapabilecek halde evine taburcu olacak.”
EŞİ: YÜZDE BİR İHTİMALDİ
Gülay Polat’ın eşi Muttahar Polat ise yüzde bir hayatta kalma ihtimalinden bu noktaya geldiklerini belirterek, “Eşim 25 gün civarı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda yattı. Bir ayın sonunda buraya aktardılar bizi. Buradaki süreçte çok daha hızlı bir şekilde kendisini toparladı. Bilinci kendine geldikten sonra süreç daha hızlı gelişti. Mental ve psikolojik olarak çok yorulduk ama şu an çok mutluyuz. Bakım merkezindeki herkese teşekkür ediyorum, her şey mükemmeldi” diye konuştu.
EMRE ARKIN
BOĞAZINDAKİ DELİK KAPANDI
Kazadan sonra solunum sıkıntısı çeken talihsiz kadının, boğazındaki delik aracılığı ile makineye bağlı, yutmasındaki bozulma nedeniyle midesinde tüp ile yatağa bağımlı bir şekilde yaşamına devam etti. Palyatif bakım ünitesindeki izlenimde öncelikle solunum makinesinden ayrıldı ve boğazındaki delik kapandı. Sürecin devamında ağızdan yemeklerini, ilaçlarını tüketebilmeye başlaması nedeniyle midesindeki tüp çekilen Gülay Polat, yatak içi hareketler sonrası ayağa kalkarak önce destekle sonrasında da bağımsız olarak yürümeye başladı.
‘BURADA HERKES KARDEŞ GİBİ’
Tedavi sürecine ilişkin konuşan Gülay Polat, “Gözümü açtığımda hastanedeydim. Sonrasında bu kliniğe geldim. İyi ki buraya gelmişim. Buradaki herkes kardeş gibi. Bacaklarımın üzerinden kamyon geçti. Şu an yürüyebiliyorsam buradaki doktorların ve çalışanların sayesinde. Süreç çok zor geçti. Lavaboya bile gidemiyordum. Sadece yatıyordum. Buraya geldikten sonra tekrar umutlandım. İki tane kızım var. Hem kızlarım hem de buradaki doktor ve hemşireler beni hayatta tuttu” dedi.
MANEVİ VE FİZİKSEL TEDAVİ
Polat’ın tedavi sürecini yürüten Dr. Utkan Duran Uğur, palyatif bakımın önemine dikkat çekerek, “Palyatif klinikleri, yaşamı tehdit edecek hastalıkları iyileştirmeksizin belirtilerini hafifleten ya da ortadan kaldıran kliniklerdir. İyileşemeyen hastaların yakınlarına eğitim vermek üzere hastaları kliniklerimize kabul ediyoruz. Hastaların ihtiyacı olan medikal tedavilerini yaparken bir yandan da psikolojik, manevi ve fiziksel tedavisini yürütüyoruz. Gülay Hanım Kemer’de trafik kazası geçiriyor ve kaza sonrası Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde beyin cerrahları tarafından tedavisi yapılıyor. Solunum makinesine ve yatağa bağımlı, yürüyemez, yemek yiyemez, kendi nefes alamaz halde kliniğimize geldi. Amacımız ilk etapta hastamızın solunum makinesine bağlı halde evde nasıl bakılacağına dair yakınlarına bilgi aktarmaktı. Fakat kliniğimizde hastamızda bazı gelişmeler gözlemledik” diye konuştu.
‘ÖZ BAKIMINI YAPABİLECEK’
İyi bakım, doğru yaklaşım ve doğru tedaviyle süreci yönetmeye gayret ettiklerini dile getiren Dr. Uğur şöyle devam etti: “Psikolojik destekten manevi desteğe kadar kliniğimizde hepsini veriyoruz. Medikal tedavi en önemli unsur. Diğer yandan aile tarafından uygulanan iyi ve doğru bakım, Gülay Hanım’ın yaşama sevinci, hayata bağlı olması süreçte etkili oldu. Kendi kendine nefes almasını gözlemledik. Ufak tefek hareketlerinin döndüğünü, yutmaya başladığını gözlemledik. Tedavimiz sonuç verdi. Sonuç itibariyle solunum makinesinden ve midesindeki tüpten kurtarabildik. Özetle hastamızın yatağa bağımlı olmasını gerektiren bütün cihazlardan hastamızı kurtarmış olduk. Şu anda da yürüyerek kendi öz bakımlarını yapabilecek halde evine taburcu olacak.”
EŞİ: YÜZDE BİR İHTİMALDİ
Gülay Polat’ın eşi Muttahar Polat ise yüzde bir hayatta kalma ihtimalinden bu noktaya geldiklerini belirterek, “Eşim 25 gün civarı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda yattı. Bir ayın sonunda buraya aktardılar bizi. Buradaki süreçte çok daha hızlı bir şekilde kendisini toparladı. Bilinci kendine geldikten sonra süreç daha hızlı gelişti. Mental ve psikolojik olarak çok yorulduk ama şu an çok mutluyuz. Bakım merkezindeki herkese teşekkür ediyorum, her şey mükemmeldi” diye konuştu.
EMRE ARKIN
