Ders zili çaldı
Geçenlerde arkadaşımız ile konuşuyoruz. Konumuz okullar. Biz okula giderken siyah önlüklerimiz vardı. Arkadaşım önlüğünün siyah değil, mor patlıcan renginde olduğunu söyledi. Ben şaşırmış “Nasıl yani” demiştim. “Yıkana yıkana siyahlığı gider, mor patlıcan rengine dönerdi” dedi.
Sonra benim çocukluğum ve ilkokul yıllarım geldi aklıma. Okulun çetebaşı gibi bir şeydim. Her türlü yaramazlık, her türlü hinlik vardı. Bu nedenle kolum kırıldı, ayak parmağım kırıldı. Sol ayak bileğim çıktı. Sağ elimdeki iki parmak çıktı. Römorktan uçtum çenem yarıldı. Başka bir zaman yine traktörden uçtum, sağ gözümün altına ok gibi bir ağaç dalı saplandı. Çamurlu sokaklarda ayakkabısız oynamaktan ayaklarım mikrop kaptı ve bir ay yürüyemedim. Kafamın kaç defa yarıldığını bilmiyorum. Ama kafatasımın ön tarafındaki bir parmak girebilecek kadar derinlikteki kemik çöküntüsünü elimi attıkça farkediyorum. Hemen aklıma geliverenler bunlar. Zavallı annem, “Sağ salim, bir yerini sakatlamadan bu çocuğu 15’ne kadar getirebilsem” derdi hep.
15’inde ne olacaksa. Ona göre biraz aklım başıma gelecekti. Nerdeeee. 50’ye merdiven dayadım hala akıllanmadım.
Şimdi kendi çocukluğumu düşünüyorum aslında herkes gibi “Harika bir çocukluk geçirdik” diyeceğim ama diyemiyorum. Çünkü “keşke şimdi çocuk olsaydım” diyorum ben. Başta eğitim. Babam, ağabeyim sınıfta kaldığı için beni okula göndermedi ve ben gizlice okula gidip geldiğimi hatırlıyorum. Şimdi ise kız çocukları okusun diye üste neler yapıyor anne babalar neler?
Ben kitap bulamazdım okuyacak. Köye gelen gezici kütüphanedeki tüm kitapları neredeyse üç sezonda bitirmiştim. Şimdiki çocuklar için aileleri iki satır okusun diye ne taklalar atıyorlar. Kitap okuma hevesleri sıfır.
Ben okula hep yürüyerek gittim. Şimdiki çocuklar 100 metre yürümek bile istemiyorlar. Servis alıyor. E hal böyle olunca çocuklara gelecek kurmak için aileleri nasıl perişan oluyorlar bir kendileri bir de Allah biliyor.
Bir tek oyun mevzusu kalıyor. Evet oyun oynamada şimdiki çocuklardan daha iyiydik. Bizim oyuncağımız yoktu ama uçsuz, bucaksız bir hayal dünyamız vardı. Oyun için yaratıcılığımız vardı. Keşke şimdiki çocuklar da bu olabilse. Ellerde cep telefonu veya bilgisayarda oyun. O kadar.
Belki bundan kötüsü gelecek ve bu günün çocukları tıpkı bizim gibi “ne güzel çocukluğumuzda bilgisayar oyunları vardı” diye konuşacaklar. Gelecek de bir gün gelecek.
Her neyse, bu yıl okula başlayan tüm çocuklarımıza Allah zihin açıklığı versin. Ailelere sabır, tüm öğrencilere de başarılar diliyorum.
GÜNDEM
Yayınlanma: 18 Eylül 2017 - 09:35
Güncelleme: 18 Eylül 2017 - 09:39
Köşebaşı
GÜNDEM
18 Eylül 2017 - 09:35
Güncelleme: 18 Eylül 2017 - 09:39

